Genç yaşamın en kritik noktasındadır. Hisler aklın önüne geçer ve genç kendini korumakta zorlanır. Uzmanlar gençlik dönemini fırtınalı bir süreç olarak tanımlarlar. Filistin de doğup büyüyen genç ise çocukluğundan ve gençliğinden vazgeçiyor. O, çocuk olmadan erişkin oluyor ve kişisel haklarını, temel ihtiyaçlarını düşünemiyor, toplumun sorumluluğunu tek başına omuzlarında taşıyor. Ölümün her türlüsüne şahit oluyor ve bu noktada bir direnç elde ediyorlar. Savaş yaşamın tamamını kaplıyor. Filistinli gençler üzerinde yapılan araştırmalarda, bu çocukların rüyalarında sürekli karşı koyma ve savunma halinde oldukları görülmüştür. Filistinli çocukların rüyalarını araştıran psikolog Şafik Massalha gençlerin rüyalarının yüzde yetmiş sekizinin siyasi içerikli olduğunu ifade ediyor. Aynı araştırmaya göre çocukların kimlikleri birey olmaya değil kendilerini toplum için feda etmeye yönelik olduğu görülmüştür. Çocuklar kendilerini tehlikede hissediyor ve hayatlarını ailelerini korumaya adıyorlar. Savaşın bütün etkilerini yaşayan gençler, direniş ve özgürlükle bütünleşiyorlar. Dünya küçük bir köye dönüşüyor. Küresel dünyanın sorunları ve sorumluluğu müşterek oluyor. Bugün Batıda yaşanan gençlik sorunları, bizim toplumumuzun çeşitli katmanlarında da görülebiliyor. Gencin gelişimiyle ilgili sıkıntıların yanında modern dünyanın ürettiği bazı sorunlar da var. Ne yazık ki bu sorunlar artık Müslüman ailelerin çocuklarını da etki altına alıyor. Filistin de yaşayan bir genç ise gelişiminin getirdiği sıkıntıları hissedecek vakit dahi bulamıyor. Savaşın tam ortasında doğan genç, çocukluğundan itibaren bir güvenlik sorunu yaşıyor. Savaş, işkence ve kıyım çocuklarda yoğun bir güvensizlik sorunu ortaya çıkarıyor. Ölümün kendilerini nerede bulacağını kestiremiyorlar. Genç ergenlik dönemine kadar geçen süreçte bir çok arkadaşını, ailesini ve yakınlarını kaybediyor. Bu durum onu güçlü olmaya zorluyor. İslam toplumlarında erkek çocuklarına biçilen rol bellidir. Filistinli genç bu rolünün gereği olarak, annesini, kardeşini ve yakınlarını korumaya çalışıyor. O erken yaşlarda bu sorumluluğu üstleniyor. Babanın ölümü, ardı kesilmeyen ölümler, kıyım ve baskılar onu vaktinden önce olgunlaştırıyor. Genç kendini yaşamaktan vazgeçiyor. Kendisi olmaktan kendisi için hayaller kurmaktan vaz geziyor. Bir tek hedef belirliyor ailesini, toprağını, kültürünü korumak. O da her genç gibi evlenecek, çalışacak ve yuva kuracaktır. Fakat evlendiğinde eşini çocuklarını nasıl koruyabileceğini düşünmek zorundadır. O sorumludur, evin erkeğidir ve toplumun teminatıdır. Fakat hayat sanıldığı gibi kolay değildir Filistin de. Bir yanda savaş diğer yanda yoksulluk O yüzden Filistinli genç, bütün hayallerini bağımsız bir Filistin üzerine bina ediyor. Önce özgürlüğüne kavuşmak istiyor. Onun ergenliğe dair, tepki, kavga, kompleks, başkaldırı, rol arayışı, akran etkisi, yanlış alışkanlıklar, anne baba ile ayrışma gibi gençlik dönemi sorunlarını yaşayacak vakti yoktur. O genç yaşta ağır bir yükü taşımak zorunda kalmıştır. O yüzden ne çocukluğu tanır ne gençliği Aşina olduğu tek şey savaş ve direniştir.