Filistin, daima küfrün zirveden indirilip İslam’ın sancağının yükseltildiği topraklar olmuştur

Abone Ol

Hak-batıl savaşının tarihi seyrine baktığımızda kibirli batıl taraftarlarının burnunun sürtüldüğü çok kritik savaşların Filistin topraklarında gerçekleştiğini görürüz.

Kur’an-ı Kerim’de anlatılan meşhur Talut-Calut savaşı bu topraklarda ve Aynicalut denilen yerde gerçekleşmiş, mağrur kral Calut’a karşı Talut, yanında sabreden 310 kişi ile tam bir zafer kazanmış ve Calut’un kafasını koparmıştır. Ayn Calut ise Filistin'de Nablus ile Beysân arasında kalan bir yerdir.

Kudüs, birinci Haçlı Seferi sonunda 1099’da Hristiyanlar tarafından işgal edilmişti. Selçuklu ordusu 11 Muharrem 507 (28 Haziran 1113) tarihinde Filistin topraklarında bulunan Taberiye Gölü yakınlarında Haçlılarla yaptığı savaşta 2.000 Frank’ı öldürmek suretiyle büyük bir zafer kazandı ve büyük ganimetler ele geçirdi.

Selahaddin Eyyübi, 4 Temmuz 1187’de Taberiye Gölü yakınında bulunan "Hıttin”de haçlıları çok ağır bir mağlubiyete uğrattı. Selahaddin Eyyubi komutasındaki ordu, Hıttin zaferinden yaklaşık 2,5 ay sonra 20 Eylül 1187’de işgal altındaki Kudüs’ü kuşattı. 2 Ekim 1187’de şehri Eyyubilere teslim etmesiyle Kudüs’teki 88 yıllık haçlı işgali sona erdi.

İslam dünyasının yaşadığı en büyük felaketlerden birisi de haçlı istilaları ile aynı döneme denk düşen Moğol istilası da yine bu bölgede durduruldu. Başlangıçta Moğol imparatoru Cengiz’in Sultan Alâeddin Muhammed Hârizmşah ile siyasi mücadelesi şeklinde kendisini gösteren Moğol istilası; Hârizmşahlar, Anadolu Selçukluları, Abbasîler ve Eyyûbîler gibi İslâm devletlerinin karşı koyma çabalarına rağmen durdurulamamış ve neticede İslâm hilâfetinin merkezi olan Bağdâd’ı işgal ve tahrip ederek, halkını kılıçtan geçirip halifeyi de katlederek yoluna devam etmiş ve bugünkü Gazze önlerine kadar gelmiştir. Moğol ordusunun amacı, Gazze üzerinden Mısır’a yürümekti.

O dönemde Mısır’a hâkim olan Memlük tahtında bulunan el-Melikü’l-Mansûr Ali, Moğol kuvvetlerine karşı koyacak durumda değildi. Emîr Kutuz, âlimlerin ve bazı kumandanların da desteğiyle onu azledip el-Melikü’l-Muzaffer unvanıyla tahta çıktı. (657/1259). Sultan Kutuz tahta çıktıktan sonra, Birinci Baybars’ı öncü birliğinin başında Gazze’ye sevk etti (26 Temmuz 1260). Gazze’de bulunan Moğol kuvvetleri kumandanı Baydarâ, durumu o sırada Baalbek’te olan başkumandan Ketboğa Noyan’a bildirdi. Sultan Kutuz da Hama hâkimi el-Melikü’l-Mansûr Muhammed ile kardeşi el-Melikü’l-Efdal Ali ve Suriyeli diğer bazı emîrlerle beraber Kahire’den Gazze’ye hareket etti (14 Ağustos 1260). Yolda Moğollarla karşılaşmaktan korkan bazı emîrlerin geri dönmek istemeleri üzerine sultan, onların maneviyatını yükselten çok tesirli bir konuşma yaptı. Onlara yıllardır beytülmâlin ekmeğini yediklerini, şimdi Allah yolunda cihaddan geri kalmalarının kendilerini büyük bir vebal altında bırakacağını söyledi. Bunun üzerine bütün emirler, büyük bir şevk ve heyecanla yollarına devam ettiler.

 Sultan Kutuz ve ordusu önce Gazze’ye vardı, buradan Aynicâlût’a geçti. 25 Ramazan 658 / 3 Eylül 1260 tarihinde Kuzey Filistin’deki Aynicâlût mevkiinde Ketboğa Noyan kumandasındaki Moğol ordusuyla Sultan Kutuz kumandasındaki Memlük İslâm ordusu arasında çok şiddetli bir savaş oldu. Bu savaş, Müslümanların kesin galibiyetiyle sona erdi. Bu savaş Moğollara öyle bir darbe vurdu ki, Dicle Nehri’nin doğusuna kadar geri çekilmek zorunda kaldılar. Böylece Moğol istilâsının en tahripkâr kolunun ilerleyişi burada durdurulduğu gibi Moğol ordularının yenilmezlik efsanesi de sona ermiş oldu. Ayrıca bu savaş Moğollar için sonun başlangıcı oldu.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusu Gazze halkının desteğiyle 1917’de Birinci Gazze Muharebesinde İngilizlere çok ağır kayıplar verdirmiş ve İngilizlerin Süveyş Kanalı’ndan itibaren Filistin istikametinde başlattıkları taarruzlarını, ilk defa Gazze’de durdurmayı başarmıştır. Ancak Mustafa Kemal’in kendisine bağlı kuvvetlerinin, bu cephede 300 km geri çekilmesiyle bu cephe çökmüştür.

İşte bugün bir avuç kendisini Allah’a adamış Filistinli mücahidin adeta destan yazdığı Gazze, böylesine büyük zaferlerin kazanıldığı, ilahi yardımların indiği bir yerdir. O günün Moğol ordularının gücünden daha büyük güç bugünkü Siyonizm’dir. Koca koca devletlerin bir avuç Yahudi’nin elinde esir ve oyuncak olduğunu bütün dünya halkları Gazze direnişi sayesinde gözlemliyor.

Dünyaya insanlık dersi veren, demokrasi ihraç eden Batılı devlet başkanları hiç utanmadan, sıkılmadan aleni yalan söylüyorlar. Katliamları usulen kınamak gibi bir yola dahi giremiyorlar. Aksine İsrail’i haklı buluyorlar. Çünkü Siyonizm, bugün gücünün zirvesindedir. İslam ülkelerinin devlet başkanlarının kahir ekseriyeti de dâhil olmak üzere liderler, adeta onların kölesi durumundadır. Ama artık Filistin ile birlikte bütün dünya halklarının da özgürlük vakti gelmiştir. Çünkü tarih, bir kez daha tekrar ediyor ve kendisini yenilmez bir güç olarak gören ve adeta bütün dünyaya meydan okuyarak katliamlarını sürdüren bu korsan devlet İsrail’in burnu Gazze’de çok fena bir şekilde sürtüldü. Artık bundan sonra bütün yollar özgür Kudüs ve özgür dünyaya çıkacaktır.

--------------------------------

Teşekkür:

Çeşitli sebeplerden ötürü Millî Gazete’deki yazılarıma uzun bir süre ara vermek zorunda kaldım. Elhamdülillah, bu fetret dönemi bitti ve sizlerle tekrar buluştuk. Bu ara dönemde çeşitli yollarla bize ulaşan, vefa gösteren, halimizi hatırımızı soran tüm vefakâr Millî Gazete okuyucularına şükranlarımı sunuyorum.