FETÖ’yle mücadele yöntemi uygun mu?

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

ELLİ senelik geçmişi olan bir örgüt! Gizlilik ve sinsilik temel özellikleri! Dıştan görünüşlerine aldanan masum halk onlara iyi niyetle, sevgiyle, sempatiyle yaklaştı. 15 Temmuz kalkışması gizli örgütün iç yüzünü ortaya çıkardı.

Başarısız darbe girişimi sonrası ortalık iyice karıştı. Ateş püskürenler, itirafçılar, görüş bildirenler… Meğer ki, ne de çok FETÖ uzmanı varmış! Mademki, bu kadar çok bilgiye sahipler, şimdiye kadar niçin beklediler, dersiniz? Bir curcuna ki, demeyin gitsin! Bilen de konuştu, bilmeyen de! Bu manzara, “At iziyle, it izinin birbirine karışmasına” yol açtı. Bazı FETÖ’cüler araziye uyarak kendilerini kamufleye çalıştılar.

Darbe öncesindeki feraset ve basiretsizlikle; kalkışma sonrasındaki gayretkeşliği karşılaştırınca, toplum olarak ifrat ve tefrit içinde oluşumuz aklıma geliyor. Niçin “orta yol” tutturamıyoruz? Bu ikilemi, Mehmet Şevket Eygi şöyle yansıtmıştı: “Be adam! Fazla vırvır, dırdır etme!.. Bugün yedi kat yerin dibine batırdığın o zatı, birkaç sene önce yedi kat göğe çıkartan sen değil miydin?” (Milli Gazete, 25. 12. 2016)

Allah, İslam toplumunu “vasat (orta) ümmet” (Bakara, 143) olarak haber verirken, Efendimiz de, “İşlerin hayırlısı orta olanıdır” (Deylemi) buyurur. Orta yolun ideal örneği Efendimiz (sav). O dönemde de söz dinlememek, münafıklık, cihattan kaçma gibi olaylar yaşanıyordu. Peki, Allah Resulü (sav) onlara nasıl davrandı?

NİFAK TABİİLİĞİ BOZAR

DİYANET Dergisi, Ocak 2017 sayısında “İslam Tarihindeki Nifak Hareketleri”ni ilim adamlarının değerlendirmelerinden oluşan 30 sayfalık dosyayla masaya yatırdı. İslam tarihindeki örnekleriyle değerlendirmeye çalıştılar. Özellikle Allah Resulü’nün (sav) tutumuyla ilgili bölümleri yansıtmaya çalışacağım. Benzeri olaylar karşısında Efendimiz’in (sav) bize örnek uygulamalarını görebilmek için.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez nifakın tehlikelerini anlattı: “Nifak, Allah’ın yarattığı tabiatı bozmaktır. Selim bir fıtrattan kopmanın en tabii sonucu, kişilik kayması, davranış bozuklukları ve kişinin kendine yabancılaşmasıdır.” (Sh. 4)

Münafıkları nasıl tanıyacağız? Doç. Dr. Mustafa Sarıbıyık, Kitap ve Sünnette ifade edilen münafıkların özelliklerini anlattı: Yalancılık, riyakarlık, korkaklık, ahde vefasızlık, müminlerle istihza, fitne çıkarma ve tahrikçilik, kararsızlık ve tereddüt. (Sh. 31)

Müslümanların aşırı baskı gördüğü Mekke döneminde içte fitne ve nifak olayları yaşanmadı. Medine döneminde ortada zafer olunca fitneler, fesatlar hemen başladı.

İlk fitne hareketi Mescid-i Nebi’ye nisbet olmak üzere Mescid-i Dırar’ın yapılması oldu. Müslümanlar güç ve otorite haline geldiğinden dolayı, Allah Resulü (sav) fitne hareketini, Mescid-i Dırar’ı yıktırarak önledi.

Allah Resulü (sav) kesinlikle yanlışlık yapanları dışlamadı, onurlarını incitmedi, onlara hakaret etmedi, hidayet kapısını sonuna kadar açık tuttu. Çünkü hidayet kapısı kimseye kapatılamazdı. Mahkeme suçlunun cezasının karşılığını mutlaka vermeliydi ama, her fırsatta onlara hakaret edip onurlarını incitmek insanlığa sığmazdı.

FİTNENİN KAYNAĞI CEHALET 

DİYANET’E verdiği mülakatta, “Nifak cehaletten beslenir” diyen Prof. Dr. Mehmet Bahaüddin Varol, Efendimiz’in (sav) nifak hareketlerinin içinde olanlara karşı tutumunu anlattı: “Hz. Peygamber’in ise onları İslam ümmetinin dışına itmediği görülür. Ancak O, bir taraftan onlara karşı müsamahalı davranırken, diğer taraftan fitnelerin ve ürettikleri nifakın çoğalıp etkisinin yayılmaması için tedbirler almış ve sergilediği tavırla bir bilinç oluşturmaya çalışmıştır.”

Allah Resulü (sav) nifak, fitne ve fesada karşı müminleri devamlı uyanık tutmuş; feraset ve basiret sahibi insanlar olarak yetiştirmiştir.

Rabbimiz buyurur: “Bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi adaletsizliğe itmesin.” (Maide, 8) Efendimiz (sav) buna titizlikle uydu. Sayın Varol, yapılması gerekeni anlatır: “Müslümanlar, çeşitli nifak ve fitneler sebebiyle birbirlerini itham edip birbirinden uzaklaşmak yerine; münafıklara ve onların olumsuz etkilerine karşı Müslüman bireylerde bir bilinç oluşturma gayreti içerisinde olmalıdır. Alınacak en etkin tedbirse insanımızın bilgi ve bilinç düzeyinin yükseltilmesidir.” (Sh. 25)

FETÖ’nün sıra dışı yükselişine rağmen, basiretsiz yöneticiler onun tehlike olduğunu göremediler. Bütün istihbarat bilgileri elinde olanlar tehlikeyi fark edememişse, halkın anlayamaması tabiidir. FETÖ’yle mücadele insan ve kitle psikolojisi bilinerek yapılmalı. Onlara yakıştırmalarla, meydan okumalarla bu tehlikeyi önleyemezsiniz. Bugün yer altına siner, yarın piyasaya çıkarlar.

TBMM Darbe Araştırma Komisyonunun raporunda açıklanan, “FETÖ’nün Erbakan ve Milli Görüş hareketiyle kan uyuşmazlığı vardır” sözü, akidesi sağlam olan Milli Görüş hareketinin örnekliğini vurgulamaktadır.