“Fetih ve zafer gayrete âşıktır”

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

İSLÂM dünyasının acınası hali bellidir! 21 aydır Gazze’de yaşananları göz önüne getiriniz! Siyonist İsrail’in ABD’nin sınırsız desteğiyle, en gelişmiş silâhları Filistinli kardeşlerimizin üzerine yağdırmakta olduğunu düşününüz! Terörist İsrail’in Maliye Bakanı Bezalel Smatrich, insanlığa meydan okuyup Gazze’nin tamamını yok edeceklerini söyleyerek öfkesini kusuyor: “Gazze’de kalan her şeyi yok ediyoruz. Dünya bizi durduramıyor.”

Parça bütünün habercisidir. Haçlı Siyonist İttifakı’nın amacı İslâm âlemini yok etmektir. Düşman amansız, acımasız, insafsız, vicdansız! Ne olursa olsun, direnişimizi sürdüreceğiz! Timur’un Anadolu’yu istilâ ettiği 1402 yılı Osmanlı’nın en sıkıntılı günleriydi. Her şey bitti sanılıyordu. Ama Allah fetih sevdalılarına 50 sene sonra İstanbul’un fethini nasip etti. 1058 yıl süren zalim Bizans, “fetih erlerinin gayretiyle” yerle yeksan oldu.

Hiç unutmayın! Bizim “kudret ve kuvvet sahibi” bir Rabbimiz var. Türkiye insanında “fetih şuuru” kaybolmuş değildir. Cennetmekân Erbakan Hoca’nın başlattığı “İstanbul’un Fethi Kutlamaları” 56 yıldır yapılmaya devam ediyor. Her 29 Mayıs’ta, Ulubatlı Hasan’ın bize gönderdiği selâmı/mesajı alıyoruz: “Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan’dan!”

Asrın Lideri Erbakan Hoca’mız, “Davam” kitabının “Son Söz” bölümüne şu paragrafla başlayarak müjdesini veriyor: “Bugün yeni bir çağa, yeni bir fethe ihtiyaç vardır. İnsanlığın hasretle beklediği bu ‘Yeni Dünya’ya yine bu millet öncülük edecektir. Şerefli bir milletin ve şerefli bir tarihin evlâtları öncülük edecektir.” (Sh. 241)

İMANLA, AZİMLE!

HANİ, Erbakan Hoca’mız, “Fetih ve zafer gayrete âşıktır” diyordu ya! 2. Mehmet, insan eliyle alınabilecek olan manevi, maddi, teknolojik, psikolojik bütün tedbirleri aldı. Sonuca ulaşma konusunda hiçbir boşluk bırakmamaya çalıştı. İstanbul’un stratejik konumu bakımından, şehir hem karadan, hem denizden kuşatılmalıydı. Önceki 28 kuşatmada İstanbul yalnız karadan kuşatılmıştı. Deniz kuşatmasının da çaresini buldu.

Anadolu Hisarı’nın tam karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. İstanbul’un denizden kuşatılması için gemiler inşa ettirdi. Kaynaklar, gemilerin Tophane tarafından karaya çekildiği, yağlı kızaklar üzerinden Ceneviz kolonisi olan Pera’nın sınırları yanından (Tepebaşı güzergâhı) dolaştırılarak, Kasımpaşa’dan Haliç’e indirildiğini anlatır. Bu hareketlilik, Bizans’ın Haliç’teki tedbirlerini artırmıştı. 2. Mehmet de, 12 geminin demir atmasıyla Haliç’i koruma altına aldı.

Fethin gerçekleşmesi için her yol denendi. Halk da psikolojik olarak fetih için hazırdı. Tereddütsüz bir iman, kararlı bir irade, disiplinli bir ordu fethin kapılarını araladı. Geliştirilmiş kuşatma teknikleri, iyi yetişmiş topçu birlikleri, ateşli silâhların ustalıkla kullanılması gibi planlamalar İstanbul’un fethedilmesini sağladı.

İman ve azmin önünde hiçbir beşerî güç duramazdı. Allah bizden, “İşimizi en güzel şekilde yapmamızı” (Bakara, 195) istiyordu. 2. Mehmet fethin önündeki engelleri kaldırmak için her çareye başvurdu. Bu konuda “gayret”in en güzelini ortaya koydu. “Ya ben İstanbul’u alırım; ya da İstanbul beni!” diyecek ölçüde zafere inanmışlık “fetih”le sonuçlandı.

ERBAKAN’IN İZİNDE

YÜZYILIMIZIN fetih sevdalısı Erbakan Hoca, İstanbul’un fethini, Fatih’i şöyle değerlendirir: “Aman Allah’ım! Ne büyük savaş, ne büyük bir azim, ne büyük ‘gayret’!.. 29 Mayıs sabahına gelindiği zaman artık surda gedikler açılmıştı. İstanbul’un fethi mukadder hale gelmişti. Surlara ilk bayrağı dikmek Ulubatlı Hasan’a nasip oldu. Sultan Fatih’in askerleri açılan gediklerden bir sel gibi İstanbul’un içine aktılar. Böylece bir çağ kapandı, bir çağ açıldı.” (Davam, Sh. 243)

Erbakan’ın talebeleri, geçtiğimiz Cumartesi günü, İstanbul’un Fethi’nin 572. yılını kutlamak için Konya’daydılar. Binlerce fetih eri Konya’nın en büyük salonunun içini, dışını doldurdu. Zalimlerin karşısında yeni fetihlere hazır durumdaydılar. Heyecan ve “şuur” zirvedeydi. Zafer, önce komutanın/kişinin zihninde kazanılırdı. Azim ve kararlıklarını gösterdiler.

Fetih Şöleni’nde Saadet Partisi’yle Millî Görüşçü kuruluşlar arasındaki “uyum” ve “kardeşlik” pekişti. Programda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Ümmetin vicdanı, ümmetin yüz akı Anadolu Gençlik’tir” diyerek hak ve adalet vurgusu yaptı: “Çağın İstanbul’u; adaleti ayağa kaldırmak, hakkı haykırmak, mazlumu savunmaktır. Çağın Ayasofya’sı; rüşvete, torpile, adam kayırmaya karşı dik durmaktır.”

İslâm dünyasından gelen temsilciler de Erbakan Hoca’nın, Millî Görüşçülerin cihadını takdirle andılar. HAMAS temsilcilerinden Suheyl Hindî, Filistin direnişi Erbakan’ın izinde yürüyor, diyerek kararlılıklarını vurguladı: “Hiçbir zaman silâh bırakmayacağız; sonuna kadar savaşacağız.”

İstanbul’un fethinin 572. yılı şuurlanmaya vesile olsun!