Anadolu Gençlik Derneğimizin geleneksel İstanbul’un Fethi kutlaması bu yıl yeni konseptle Ayasofya’yı bünyesine kattı.
Yaptığı her etkinlikle gündem olan Anadolu Gençlik, bu yıl ki Fetih kutlamalarıyla yeni bir çığır açtı.
Hayatımızın bir parçası olan namazın; zulme başkaldırının, kıyama duruşun ve varoluşun simgesi olduğunu yeniden hatırlamış olduk.
Kapısına zincir vurulmuş, fethin sembolü mahzun Ayasofya Camii önünde on binlerin katılımıyla kılınan sabah namazıyla Fetih kutlamaları aynı bir anlam kazandı ve küresel boyuta taşındı.
Zaten bizi biz yapan değerler arasında Ayasofya hep vardı. Her idealist genç, fethin sembolü Ayasofya’nın ibadete açılacağı gün hayaliyle yaşadı.
Ezgilerde sayısız kez “Ayasofya! Ayasofya! Fatih’in emaneti bana!” dizelerini dinledi.
Bundan böyle uluslararası haber ajansları daha bir dikkatle fetih kutlamalarını izleyecekler.
Böylece Sn. Başbakan’ın cami için dillendirdiği “önce Sultanahmet Camiinin dolması” gerekçesi fazlasıyla ortadan kalktı.
Hem ne Sultanahmet’i; Gülhane doldu.
Kalabalıktan Yerebatan Sarnıcı kayboldu, tramvay hattı kilitlendi. Ahali Topkapı Sarayı duvarlarına dayandı.
***
Gecenin o saatinde Sultanahmet Meydanı’na çıkan tüm yollarda trafik kilitlenmişti. Namaza gelenler kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.
Şiddetli yağmurlu geçen gecenin ardından berrak bir fecrin doğuşuyla alana intikal eden Müminler, bayram gecesi Müzdelife vakfesinde durur gibi büyük bir huşu içinde sabah namazını eda ettiler.
Kâbe imamlarından Şeyh Abdullah Basfar’ın imametinde namaz kılmak ayrı bir renk ve haz verdi.
Cumartesi sabah namazını Ayasofya meydanında kılanlar kendilerini Mekke’de Beytullah’ta hissettiler.
Namazı müteakip on dakika süren yağmur da tesadüf değildi. Rahmet kuşatmıştı. Tıpkı Mısır eylemi akşamında olduğu gibi.
Sultanahmet Meydanı eskiden yalnızca turistik bir alandı. Geçen yılki Mısır eylemi, bu yıl da Fetih programıyla birleşince, Ayasofya bambaşka bir alan oldu.
Artık birileri Ayasofya adını duyunca korkacak, uykularını yitirecek.
Gece yarısından itibaren insanların akın akın toplandığı o alanda bambaşka bir atmosfer hâkimdi.
Katılımcı profili itibarıyla genç ve hanımların yoğun olarak göze çarptığı alanda herkes büyük bir heyecan içindeydi.
Esam, İYFO ve IFSO’nun organize ettiği uluslararası toplantılara iştirak üzere ülkemize gelen misafirler de tarihi ana tanıklık etti.
Arap basınında yer alan haberlerden etkilenerek bazı yabancı katılımcılar, caminin resmi açılış programı sanmaktaydı.
***
Bu defa iş ciddi ki, birileri ürktü, karşı kampanya başlattı. Din karşıtları tiynetinin gereğini yapar anlıyorum da, sırf Milli Görüş camiası sahipleniyor diye camiye karşı çıkan ve istihza eden içimizdeki İrlandalıları anlayamıyorum.
Konsere, propagandaya, putlaştırılmış kişileri alkışa değil; namaza gelenlerden rahatsız olan dindar –görünümlü- ler (!) size söyleyecek söz bulamıyorum.
Program Abdurrahman Sadien’in kıraatıyla taçlanınca manevi haz doruğa ulaştı.
Canlı yayın araçları gece yarsından itibaren namaz kılınacak alana kamp kurmuşlardı. Yaşanan izdihamda çare imamı meydandan kaçırmak oldu.
İstanbul kadar Anadolu da sabah namazına oluk oluk akın etmişti. Bu yıl ki Fetih katılımcılarında Ayasofya’da namazın payı büyüktü.
Sultanahmet çevresini hiç bu kadar şirin görmemiştim. Bu arada unutmadan söyleyeyim, tarihi sur içi bölgesini görmek istiyorsanız gece gezin, çok sakin.
***
Ayasofya meydanına bizi götüren taksi şoförü “Size kırgınım bana burada namaz kılacağınızı söylemediniz. Ben protesto eylemi sandım. Abdest almadım namazdan mahrum oldum” dedi.
Namaz kılmadığına üzülen bu kişi birazdan; “Ama yine de burası açılmamalı, müze olarak para basıyor. Başbakanımız ne gerekiyorsa yapar zaten” deyiverdi.
İçimden peh, dedim.
Hepsi de fethe hazır dinamizm sahiptiler. Salih Turhan’ın deyimiyle AGD bir kez daha ecdadın emanetine sahip çıktı.
Sloganlar daha bir anlam kazandı.
“Bitsin bu hasret”
“Biletle değil, abdestle girmek istiyoruz”
“Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın”
“Ayasofya semboldür İstanbul’un fethine,
Mazhar olmak ne güzel Peygamber’in methine”
***
Evet, Milliyet’in yazdığı gibi namazda haremlik selamlık (!) uygulaması yapıldı. Erkekler ve kadınlar ayrı ayrı saf tuttu.
Programda o ayazda çok sayıda canlı yayın aracıyla yoğun bir basın ilgisi vardı.
Fetih’te yeni konsept çok iyi tuttu bence.
Seccadeni al da gel. Ayasofya’da sabah namazında buluşalım!