Fetih Sevdası ve Erbakan

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

TARİHTE İstanbul’un fethi oranında etki ve yankı uyandıran çok az olay vardır. Bunda, fethin manevi ve maddi boyutunun güçlü olmasının da büyük rolü olduğu gerçektir. Önce, Allah’ın son elçisinin “letüftehanne - mutlaka fethedilecektir” müjdesini vererek, İstanbul’u fetheden “komutan” ve “askerleri”ni övmesi fetih için teşvik edici manevi güç olmuştur.

Bu yüzden, Hz. Osman (r.a.) döneminden başlamak üzere, fetih sevdalısı pek çok İslâm komutanı İstanbul’u fethetme girişiminde bulunmuştur. Gayrimüslim yöneticilerden de pek çok komutanın, İstanbul’un stratejik, tarihî, coğrafî öneminden dolayı, bu benzersiz güzellikteki şehri alma girişiminde bulundukları tarihî gerçektir. İstanbul, Sultan Fatih tarafından fethedildikten sonra bile, “Bizans’ı diriltmek” benzeri girişimler devam etmiştir.

Son asrın en büyük fetih sevdalılarından biri de Millî Görüş’ün kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır. Siyasi hayatının -darbe vb. istisnai dönemler yüzünden izin verilmediği yıllar dışında- her yıl İstanbul’un Fethi’nin Türkiye’nin en büyük statlarında kutlanmasına özel bir gayret göstermiştir. Türkiye ve dünyada gençliğin “fetih şuuru” kazanmasına öncülük etmiştir.

Erbakan Hoca, “Davam” kitabının “Son Söz” bölümüne şöyle başlar: “Bugün yeni bir çağa, yeni bir fethe ihtiyaç vardır. İnsanlığın hasretle beklediği bu ‘yeni dünya’ya, bu millet öncülük edecektir. Şerefli bir milletin ve şerefli bir tarihin evlâtları öncülük edecektir. Bunun için İstanbul’un fethini iyi incelemek ve ders almak gerekir.” (Sh. 241)

FETHİN ŞİFRELERİ

İSTANBUL’UN fethinin yol haritasında 5 temel etkileyici faktör vardır: 1. Fetih Hadisi: İstanbul’un “mutlaka” fethedileceği müjdesi. 2. O müjdeye ulaşabilmek için ilk fetih sevdalısı Ebâ Eyyûb-el Ensarî’nin (r.a.), Hz. Osman (r.a.) döneminde İstanbul surlarına kadar yaklaşması. 3. Manevi rehber olarak Fatih’in Hocası Akşemsettin Hazretleri’nin rol ve teşviki. 4. İdeal ve kararlı bir komutan olarak Sultan Fatih. 5. Tevhîd sancağını İstanbul surlarına dikmeye azmetmiş Ulubatlı Hasan!

Erbakan Hoca, fethin dinamiklerini öylesine güzel anlatır ki! “Fetih hadisi, İstanbul’un ‘mutlaka’ fethedileceğini müjdeledi. Fetih için temel olan işte bu inançtır. Müslümanlar bu şerefe nail olabilmek için pek çok fetih seferleri yaptılar. Allah, bunlar içinde Sultan Fatih’e nasip buyurdu.”

Erbakan, fetih olayında büyük sahabe Ebâ Eyyûb-el Ensarî’ye ideal örneklik yüklerdi: “Ebâ Eyyûb-el Ensarî cihat ilân edildiğini duyunca Kur’an-ı Kerîm’i kapatıp hemen yerinden kalktı. Evlâtları karşı çıktı. Dediler ki: Baba, sen otur, Kur’an’ını oku! Kendini tehlikeye atma!” O ise şöyle dedi: ‘Evlâtlarım! Siz bana otur, Kur’an oku, diyorsunuz. Ama ben Kur’an okuyunca, o da bana; kalk ve cihat et!’ diyor.”

Erbakan devam eder: “Kim, ‘İslâm nasıl bir dindir’ diye merak ediyorsa, 90 yaşında İstanbul surlarının önünde savaşan Ebâ Eyub-el-Ensarî’ye baksın! İslâm’ı tarif eden fotoğraf budur: İslâm, cihat dinidir.” (Davam, Sh. 244)

İSTANBUL FATİHİ

MANEVİ rehber olmadan fetih olmazdı. İstanbul’un fethindeki rehber Akşemsettin Hazretleri’ydi. Fetih sürecinde 2. Mehmet’e daima ümit ve güven verdi. “Askeri kırdırmayın! 28 kez kuşatıldı; alınamadı. İstanbul surları geçit vermez” diyenlere karşı istikbalin Fatih’ine öğüt veriyordu: “Şartlara teslim olma! Şartlara teslim olmazsan, bir gün şartlar değişir; sana teslim olur. Unutma ki, dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üstünden geçer.”

Erbakan, inanmış ve kararlı bir komutan olmadan fethin olamayacağını anlatır; Sultan Fatih’in inanmışlık, heyecan ve kararlılığına vurgu yapardı: “Sultan Fatih, çocukluğundan beri İstanbul’un fethi için yanıp tutuşarak büyümüştü. Hadis’in müjdesine mazhar olabilmek için gece gündüz İstanbul’un fethini düşünüyordu. Sultan Fatih, adeta dava delisi olmuştu. Allah da ona bu büyük şerefi bahşetmişti.” (Davam, Sh. 242)

Sultan Fatih, “Ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni!” diyecek ölçüde kararlılık, adanmışlık anlayışına sahipti. Hazırlığını yaptı. 200 bin kişilik ordu kurdu. Zamanının teknolojisini iyi kullandı. Büyük toplar döktürdü. Dağların üzerinden gemileri yürüttü. 29 Mayıs’a gelindiğinde geçit vermez denilen surlar delik deşik olmuştu. Fetih sonrası Allah’a şükretmenin en güzel örneğini verdi.

İstanbul’un fethinde askeri ve gençliği Ulubatlı Hasan temsil ediyordu. Surlara bayrağı dikmek Ulubatlı’ya nasip oldu. “Tarihimizdeki bütün zaferler iman ve azimle kazanılmıştır. İnanç her şeyin temelidir.” (Erbakan)