Fetih Kutlamalarından Gönüllerin Fethine

Abone Ol

Son yıllarda başlatılan Mekke’nin fetih kutlamaları aksamadan devam ediyor ve devam edecektir inşaallah. Bazı yazarlarımız kutlama tarihinin doğru olmadığını söyleseler de Mekke’nin fethinin 1 Ocak gecesi kutlanması çok doğru ve yerinde bir davranıştır. Beldelerin anası Mekke’nin 1 Ocak 630’da fethedildiği tartışmalı ise de Ocak ayının ilk bölümünde fethedildiği kesindir. Ahmet Cevdet Paşa’nın yazdığı `Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa’ adlı eserinde Mekke’yi fetheden İslam ordusunun 4 Ocak 630 tarihinde Medine’den yola çıktığı kaydına bakarak Mekke’nin 10 veya 11 Ocak tarihinde fethedildiği söylenebilir. Ancak bu tarih fetih kutlamalarının daha önce yapılmasına engel teşkil etmez.

Nitekim Peygamberimizin hicreti Rebiu-l’evvel ayında gerçekleştiği halde Hz. Ömer Hicri Takvim”i başlatırken onu `Kameri Yılı’ ın başı olan Muharremden başlatmıştır. Müslümanlar da öteden beri Hicri yılını hep Muharrem ayında kutlamış veya anmışlardır. İyi bir olayı kutlamak veya anmak için gerçekleştiği tarihte yapılması gerekmez. Kutlama veya anma olayın gerçekleştiği ayda yapılabilir. Bunun için en müsait bir zaman gözetlenmelidir. Eğer olayın gerçekleştiği tarihin yıldönümünde önemli olaylar, ülkenin kaderini değiştirecek hadiseler cereyan ediyorsa onlara karşı tedbir almak, gerekeni yapmak yerine kutlama ile meşgul olmak ihanet bile olabilir. Acilen yapılması gereken işlerle birlikte kutlama veya anış merasimleri tatmin edici olmaz, katılanlara milli bir şuur vermez. Önemli olan kutlama veya anmalardan bilinç alabilmektir. Yazımızın başlığını koyduğumuz gibi fetih kutlamalarından gönüllerin fethine yol alabilmektir.

Ayrıca ülkemizde yapılmakta olan Miladi Yılbaşı kutlamaları öylesine dejenere edici bir hal almıştır ki onların milli ahlakı bozmalarına engel olmak için Mekke’nin Fethinin gerçekleştiği ayın başında `Fetih Kutlama ve Anması” yapılarak dejenerasyon toplantılarına katılmaları veya bazı TV kanalları başında Hıristiyan kutlamalarını seyretmesi önlenmektedir ki bu çok önemlidir.

Ancak Müslümanların tertiplediği bu kutlamalara iyi hazırlanmalı, Programın tümü mesajlarla dolu olmalıdır. Hiç faydası olmayan ilaveleri araya sokuşturup bütünün vereceği fayda heba edilmemelidir. Bu yazımda alınması gereken önemli bir-iki mesajı vermekle yetineceğim.

Kasas suresi 85. Ayetinde Yüce Mevla: “Kur’an’ı (ona uymayı) sana farz eden seni Mead’a (Mekke’ye) muhakkak iade edecektir. De ki: `Rabbim kılavuz ile geleni ve açık bir sapma içinde olanı daha iyi bilir” sözüyle Mekke’nin fethedileceğini müjdelerken 86 ve 87. Ayetlerde: “Sen sana kitap indirileceğini umar değildin, ancak Rabbinden bir rahmet olarak (geldi o kitap), öyleyse kâfirlere destek olma. Allah’la beraber başka bir ilah çağırma (imdadına), (İnanmayanlar) seni Allah’ın ayetlerinden (kurallarından) alıkoymasın, sakın müşriklerden olma” buyruklarıyla fethin gerçekleşme şartlarını ortaya koymuştur. İşte Peygamberimiz bu şartları gözeterek Mekke’nin fethine muvaffak olmuştur.

Öyleyse günümüz Müslümanları da kâfirlere destek olacak davranışlardan şiddetle kaçmalı sıkıştığı zaman Allah’tan veya Müslümanlardan başkasından imdat istememeli. 87. ayetin sonunda “sakın müşriklerden olma” buyruğu Müslüman olmayanlardan imdat istemenin şirk olduğuna işaret etmektedir. Onun için peygamberimiz kendisine Mekke’nin reisliği, birçok mal ve asaletli kadınlar vaat edildiği halde “bir elime güneşi, öbür elime de ayı verseniz bile bu davadan vazgeçmem” demişti. İşte Mekke’nin fetih kutlamasından alacağımız derslerden biri budur. Müslümanlardan işbaşına geçenler de bu ayetlerin muhatabıdırlar. Onlar da aynen Peygamberimiz gibi kendilerine ne vaat edilirse edilsin İslam’a aykırı bir tavizde bulunmamalıdırlar.

Mekke’nin fethini ananlar Peygamberimizin Kabe ile ilgili görevlerin amcası Abbas ve Hz. Ali (ra) verilmesinin istenmesine rağmen bu görevleri başkalarına vermesini dikkate alarak makam ve yetki sahibi olduklarında hizmetleri yakın ve yandaşlarına değil ehil olan kişilere vermeli, aksine hareket edenleri de uyarmalı, dinlemezlerse terk etmelidirler. Şehirlerin anasını fethettiği halde Sevgili Peygamberimiz yine hasırlar üzerinde yaşamaya devam etmiş lüks bir hayat sürmemiştir. Bu hususta da alınması gereken büyük bir ibret vardır ve bu ders alınmalıdır. İşte o zaman komşu ülkelerin gönlünü fethedecek maddi bir fethe ihtiyaç olmadan müslümanlar tek bir devletmiş gibi güçlü ve müreffeh olarak yaşayacaklardır.