Fetih, imanın zirvesidir

Abone Ol

Fetih, bütün insanlığa iyilik ve mutluluk getirmektir. İstanbul un Fethi, karanlık bir çağı kapatıp yepyeni bir çağ açması hasebiyle tüm dünyaya nüfuz eden manevi, fikri ve sosyal bir açılım olmaktadır. Fetih kelimesi açmak anlamına gelmektedir. Fetih, bir yeri ve orada yaşayanları; bulundukları karanlık dehlizlerden hak ve hakikate çıkarmak demektir. İstanbul un Fethiyle sadece bu topraklar üzerinde yaşayan insanların değil, Avrupa da ve o günün dünyasında yaşayan insanların hayatlarında muazzam bir açılım meydana gelmiştir. Sultan Fatih in havan topları, Bizans surlarını yıktığı gibi, Avrupa da şatolara sığınarak halkın emeği ve teri üzerinde saltanat süren feodallerin duvarlarını da yıkmıştır. 21 yaşında iken Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin övgüsüne ve müjdesine mahzar olan Fatih Sultan Mehmet Han ın, İstanbul u fethederek gerçek fethin ne demek olduğunu bütün dünyaya öğretmiştir.

Fatih İstanbul u aldığında halka iyi davranarak savaşın da bir hukuku olduğunu herkese göstermiştir. Bugün Irak ta, Afganistan da ve daha dünyanın birçok yerinde Müslüman kardeşlerimize "demokrasi havarileri" tarafından zulmedilmektedir; işkence edilmektedir; kardeşlerimiz hunharca öldürülmektedir. Irak ta Ebû Garip hapishanesinde yaşanan insanlık dışı işkence görüntüleri hâlâ hafızalarımızda canlılığını korumaktadır. Silahsız Filistinli çocukların nasıl öldürüldüğü gözlerimizin önünden hiç gitmemektedir. Bu sebeple kalbimiz kırık ve üzgünüz.

29 Mayıs 1453... Bu tarih acaba bugün, geçmişiyle bağları tamamen koparılmak istenen bir nesil için ne ifade ediyor

İstanbul un fethi bugün bizim için ne ifade ediyor Dini duyguları dejenere olmuş, tarihine yabancılaştırılmış, hatta düşman edilmiş bu millet, fethin anlamını biliyor mu

Peki, fethin sembolü Ayasofya neden ibadete kapalı 21 yaşında İstanbul u fetheden Fatih Sultan Mehmed in torunları, ne oldu da hem kendi topraklarında hem uluslararası arenada sefilleri ve zavallıları oynuyor

Eğri oturup doğru konuşalım... Ve tarihimizi doğru okuyalım. Bugün "Ne olur bizi alın" diyerek kapısında ağlaştığımız AB, Türkiye ye neden "zavallı ülke" muamelesi çekiyor

İnsan hakları, hak-hukuk-demokrasi, idam gibi bizim hassas olduğumuz konularda bizi neden köşeye sıkıştırmaya çalışıyor

Birazcık tarihimizle yüzleşsek ve "Fethin" anlamını bir kez daha düşünsek bu soruların cevabını bulacağız aslında...

Fetih deyince beş şeyi hatırlamamız gerekir:

"Birincisi Fatih i, Fatih Sultan Mehmed i, O nu kutlu bir müjdeye iten iman aşk ve azmi unutmayın!

İkincisi; Hocası Akşemseddin Hazretlerini.. O Akşemseddin ki, "sadece sorulana cevap verip kenara çekilirim" düşüncesinde olmayıp, manevi olduğu kadar, sabahlara kadar mücahitleri siperlerde ziyaret ederek onlara verdiği moral ve gayretlerini de unutmayın!

Üçüncüsü Ulubatlı Hasan ı... Köyünde iman ve şehadet şuuruyla yetişmeseydi, şehid olacağını bile bile o surlara çıkabilir miydi Ulubatlı Hasan

Dördüncüsü Ebû Eyyub el Ensari yi.. O Eyyub el Ensari ki, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz i, Mekke den Medine ye Hicret edince O na ilk iman edip evinde ağırlayan daha sonra da yine O nun övgüsüne mazhar olabilmek için, 90 yaşında, İstanbul surlarının dibine gelip burada şehid düşmesini..

Beşincisi ise Ayasofya yı.. Evet Ayasofya.. Her caminin ya da eserin kendine has özelliği vardır.. Ayasofya ise farklı.. Ayasofya Hakk ın Batıl a galebesinin işaretidir. Fetihle birlikte bizzat tapusu alınarak vakıf malı yapılan ve camiye çevrilen bir mabeddir Ayasofya..

Ancak Ayasofya 70 yıldır mahzun.. Boynu bükük.. Kısacası Hakk 70 yıldır batıl karşısında ezik ve sahipsiz.. Ayasofya aslında bunun kanıtı.. Hasretle bekliyor minarelerinden uzaklaşan Ezan ı...