27 Mayıs 2006... O gün, İstanbul Ali Sami Yen Stadı en hareketli günlerinden birini yaşadı. Çünkü, fetih nesli, dünya tarihinin seyrini değiştiren İstanbul un fethi gibi bir büyük olayın yıldönümünü kutluyordu.
Anadolu Gençlik Derneği nin Ali Sami Yen Stanı nda düzen Fetih şöleninde sevinç ve heyecan zirvedeydi. Bir araya gelen dostlar kucaklaşıyor, hasret gideriyor, önemli bir olayı birlikte yaşamanın mutluluğunu tadıyorlardı. Millî Gençlik, yaptığı işin öneminin idraki içindeydi. O gün, görevi başında olmasının sebebi buydu. Yüzler gülüyor, kalbler huzur buluyordu. Kısaca, bu duygu ancak yaşanarak anlaşılabilirdi. Programın onur konuğu Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan dı. Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ve çalışma arkadaşları programdaki yerlerini almışlardı. Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı İlyas Töngüş ve Başkanlık Divanı üyeleri, şube başkanları ve şube sorumlularının hepsi oradaydı. Millî Gençlik Vakfı nın eski genel başkanları ve Millî Görüş kadroları da, fetih hgençliğinin yanındaydı. Kutlamalar, İslâm dünyasından katılan pek çok temsilci ve İslâm Toplumu Millî Görüş teşkilâtlarının üst düzey yetkililerinin de katılımıyla evrensel bir boyut kazanmıştı.
Müstesna bir gün
Stadyum, ilk defa bu kadar güzel dizayn edilmişti. Pankartlar, oturma yerleri, süsleme ve ışık unsurları, kale, kadırga, asker ve giysiler gibi fethi canlandırma malzemeleri, kortej, görevliler ve hatta ilanlar çok güzel ve uyumlu bir görüntü oluşturmuştu. Fethin canlandırılması sırasında stadyumun ışıklarının söndürülmüş olması da, programa bir tabiîlik kazandırmıştı. O gün mehterin vuruşu bile farklıydı. Sanki 553 sene önceki o an yeniden yaşanıyordu. Erbakan Hoca nın stadyuma girişiyle birlikte, coşku ve hareketlilik doruk noktaya oluştı. Erbakan,İlyas Töngüş ve misafirleri temsilen bir grup, araç üzerinden tribünlerdeki halk ve misafirleri selamladılar. Millî Görüşçüler, hasretini çektiğimiz, Türkiye ve bütün insanlığa huzur ve saadet getirecek kurtuluş yolunu; plan, program ve çalışma modeli halinde sunan Millî Görüş ün muhterem lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan a karşı saygı, sevgi ve bağlılıklarını ortaya koydular. Hoca nın kendilerine davet ettiği kutlu dâvâya baş koyduklarını gösterdiler. "Hocamıza sadakat şerefimizdir" şeklindeki sloganlar bunun en açık örneğiydi.
Erbakan Hoca, nur yüzlü ve üzerinden hiç tebessüm eksik olmayan bir lider... Görüntüsü güven veriyor... Mazlumların sesi olmaya çalışan gayretleri, dünyanın huzur ve barışını isteyen mesajları, onun büyük bir davaya öncülük ettiğinin işareti... Elbette, anlayanlar ve hal ehli olanlar için...
Büyük bir lider ve büyük bir coşku
Muhterem Erbakan, şeref tribününü selamlarken mikrofondan şu ses yükseliyordu: "Hocam, çiftçi Ahmet, işçi Yusuf, esnaf Mehmet seni bekliyor. Bunalmış insanlar seni bekliyor. Filistinli çocuklar ve dünyanın mazlum insanları seni bekliyor. Ey Millî Görüşçüler! Kimsesiz çocuklar ve yetimler sizi bekliyor. Türkiye sizi ve sizin sevgi ve şefkat elinizi bekliyor. Kısaca, dünya Millî Görüşü bekliyor." İşte, "Çözüm Var ve Çözüm Millî Görüş te" denilmesinin sebebi buydu. Mikrofondan yükselen şu mısralar Millî Görüşçülerin görevlerinin büyüklüğünü pekiştiren ifadelerdi.
"Göklerden yükselen bu bayrak bizim / Kimseye vermeyiz bu toprak bizim."
İranlı Hafız Muhammed Said Tûsî nin "Kur ân ziyafeti" misafirleri mânevî bir atmosfere götürdü.
Ankara AGD ye mensup gençlerin spor gösterileri büyük takdir topladı.
Gurbetçi Tuncay Ayancık ın seslendirdiği "Haydi Anadolu ya" parçası bu toprakların önemini anlatan bir mesaj özelliği taşıyordu.
Bu tür programlarda sık rastladığımız Ömer Karaoğlu da stadyumdakileri coşturacak parçalar seslendirdi.
Oynanan oyunlar ve çözüm önerileri
Saadet Partisi Genel Başkanı RecaiKutan, "Güçlü olmamız gerektiğini", "Çünkü, fetihlerin mânevî ve maddî alanda güçlü olduğumuz dönemlerde gerçekleştiğini" anlattı.
AGD İstanbul Şube Başkanı Fuat Günday, "İnsan hak ve özgürlüklerinin ayaklar altına alındığı bir dünyada yeni fetihlere ihtiyacımız var" derken; Genel Başkan ilyas Töngüş, "dış mihrakların fetih gençliğini mâneviyattan uzaklaştırmak için kurdukları tuzaklara" dikkat çekerek, "Bu planlarınız tutmayacak, bu millet bin yıl İslâm a hizmet etmiş, daha binlerce yıl hizmet etmeye devam edecektir" diyordu.
İslâm dünyasının çeşitli coğrafyalarından gelen temsilcilerin konuşmaları, onların birçok konuda aynı düşündüklerini ortaya koydu. Her biri İslâm dünyasının karşı karşıya bulunduğu problemleri görüyor, çözüm için, Erbakan Hoca nın İslâm Birliği ve D-8 konusundaki çalışmalarının hedefine ulaşması gerektiğini ifade ediyordu. Hatta Lübnanlı ilim adamı Fethi Yeken Türkiye Başbakanı na seslenerek şunları söylemişti: "Kardeşim! Herşey aslına döner, saadet AB de değildir. Türkiye her zaman olduğu gibi, İslâm dünyasına öncülük etmelidir. Hocanız burada, aslınıza dönün."
Sözün asıl sahibi olan Erbakan Hoca, tezahüratlar ve onu anlatan efektler eşliğinde konuşmasına başladı. "İşbirlikçi ve taktikçi zihniyetlerin böyle bir coşkuyu yaşayamayacaklarını" belirten Erbakan, "İstanbul un fethini hazırlayan mânevî dinamikler" üzerinde görüş belirttikten sonra, sözü Necip Fazıl ın bir ifadesine getirerek şunları söyledi:"Ne zaman stadyumlar, Hakk ı hakim kılmak isteyenlerle dolarsa, kurtuluş yakındır. Şimdi stadlar doldu. Öyleyse kurtuluş yakındır. Fatih i örnek alın. Sapık zihniyetlerin peşine düşmeyin. Tarihinizi, milletinizi ve dininizi tanıyın. Millî Görüş dâvâsının erleri olun."
Selamlama ve Fethin başarıyla canlandırılması
Daha sonra Millî Gençlik kortej halinde yürüyüşe geçti. İllerden gelen AGDtemsilcileri, taşıdıkları pankartlarla liderlerini selamladılar.
Ve final... Fethin canlandırılması... Zengin bir figüran topluluğu ve muhteşem bir tablo... Fatih, ordusuna sabah namazını kıldırıyor. Namazda Fetih sûresinin okunması, fethin gerçekleşeceğinin işareti... Fatih, namaz sonrası paşa ve komutanlarına son talimatlarını veriyor. Arkasından besmele ile başlayan hücum emri...Fatih ve ordusu sonuca kilitlenmiş durumda...O kadar kararlılar ki...Fatih in şu sözleri başarının tılsımının ne olduğunu anlatmaya yetiyordu: "Ya ben İstanbul u alırım, ya da İstanbul beni."
İstanbul surları önünde kıyasıya bir savaş... Coşku ve heyecan dorukta... Ve işte o an... Ulubatlı Hasan bayrağımızı burçlara dikiyor ve şehit düşüyor. Fetih ve Bizans ın sonu... Zirveye ulaşan sevinç ve mutluluğa "Tekbir ve Cenk Marşı" eşlik ediyor:
"Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan
Kur ân da zafer vaad ediyor Hazret-i Yezdan."
Fatih, şehrin anahtarlarını sembolik olarak Erbakan Hoca ya takdim ediyor. Program, göz kamaştırıcı lazer ve havai fişek gösterileriyle sona eriyor.
Tek cümleyle söylemek gerekirse, 27 Mayıs 2006, fethin altı saatlik süreyle doya doya yaşandığı bir tarih oldu.
Bu muhteşem fetih programını bizlere yaşatan İlyas Töngüş ve AGD Genel Merkez çalışanlarına, Fuat Günday ve AGD İstanbul Şubesine, tüm AGD kadrolarına ve bu organizenin başarısı için haftalarca çalışan Birol Aydın ve Abdülbaki Öztürk beylere tebrik ve teşekkürlerimi arz ediyorum.