Öncelikle bu gemilerin güvenliğini sağlamak için Haliç’e bakan sırtlara topçu bataryaları yerleştirdi.
Ardından hem gemiler hem de topların sağladığı güvenli dairede Sütlüce ve Ayvansaray arasına fıçıları birleştirerek bir köprü kurdurdu. Yan yana 5 askerin yürüyebileceği bu yüzer köprü, savaşın kaderini de değiştirmişti. Köprüden geçen askerler, getirdikleri mühimmatlar ile İstanbul’un ulaşması en zor olan deniz surlarına saldırı başlattılar. Bu durumda ise Bizans’ın tüm savaş planı bozuldu. Tam da 2. Mehmed’in istediği gibi asıl çatışmaların olduğu kara surları önündeki birliklerin bir kısmını deniz tarafına kaydırmak zorunda kaldı. Bizans’ın güç dengesi artık bozulmuştu. Fakat Bizans teslim olma niyetinde değildi. Kral, tüm enerjisi ile mücadele ediyor, oradan oraya koşturuyordu. Haliç’teki Osmanlı varlığına karşı kendi savaş gemilerini sulara sürdü. Aynı zamanda surlardaki topları da devreye sokarak bu iki güç ile Haliç’teki Osmanlı gemilerini ve yüzer köprüyü yok etmek için atışlara başladı. 2. Mehmed ise bu durum karşısında derhal yeni bir plan devreye soktu. Önce Galata sırtlarında mevzilenen topçulardan bu gemileri ve karşı surlardaki topçu bataryalarını vurmalarını istedi.
Ancak topçular mevzilendikleri tepelerin alçak olması ve önlerindeki Galata surlarından dolayı isabetli atış yapamadılar. Bu durumda Sultan, dahiyane bir fikir ile top döküm ustalarından, havaya çıkarak hedefe düşen toplar dökmelerini istedi ve bizzat planlarını kendi çizdi. Saatlerle ifade edilecek bir zamanda dünya harp tarihi yeni bir savaş aleti ile tanışmıştı; havan topları… Bu etkili toplar kısa zamanda düşman gemilerini püskürttü ve ardından karşı surlardaki topçu bataryalarını yoğun ateş altına alarak tamamen yok etti. Haliç’te artık sadece Osmanlı vardı.
Deniz tarafında bunlar olurken savaşın asıl merkezi olan kara surlarında ise mücadele tüm hızı ve acımasızlığı ile devam ediyordu. Kuşatmanın merkezi Edirnekapı ve Topkapı civarlarında yoğunlaşmıştı. Bu bölgede olan büyük topların yanına yeni dökülmüş olan havan topları da getirildi ve artık surların dışı ile beraber şehrin içi de hedefe alınmıştı. Böyle bir zamanda Sultan 2. Mehmed’in emriyle 12 Nisan’dan sonra 6 Mayıs’ta ikinci genel hücum harekâtı yapıldıysa da kuvvetli Bizans direnişi karşısında bir sonuç alınamadı.
Bu durum karşısında direnci kırılmayan Sultan, 3. defa olarak 12 Mayıs tarihinde genel hücum emri verdi. Ancak bu sefer de başarı sağlanamadı. Fakat Sultan, derhal yepyeni bir plan ile ortaya atıldı. Genç Sultan, hamle üstüne hamle yapıyordu. Büyük bir savaş kulesinin yapılmasını emretti. Bir gecede 72 gemiyi karadan denize indiren ordu, bu kez de birkaç saat içerisinde surların en yüksek yerinden daha yüksek olan 3 katlı 22 metre civarlarında yakılma ihtimaline karşı toprak ve deri ile kaplanmış dev bir kule imal etmişti. Kuleye 300 civarında Osmanlı askeri konuşlandı ve surlara doğru yaklaştı.
Bizanslıların tüm mukavemetine rağmen kule surlara yanaşmış ve Osmanlı askerleri bir bir surlara saldırmıştı. Surların içinde Konstantin, dışında ise 2. Mehmed heyecan içinde olanları izliyordu. Osmanlı askerlerinin surlara çıkıp ilerlemesi üzerine her şeyin bittiği düşünüldüğü bir sırada Rum grejuva ateşi ile bir anda kule ateş almış ve yanarak yıkılmıştı.
Askerler ise tek tek şehit edilmişti. Genç Sultan ise bu durum karşısında gayet sakin bir şekilde yeni emrini verdi: “Derhal yeni kuleler yapılsın”…