Öncelikle şunu ifade etmek lazım gelir ki, bir fiili gerçekleştirebilmek için söz konusu fiilinin icrasında hukuken herhangi bir yasal sıkıntı olmamalıdır. İşte bu sebepten dolayıdır ki ilk söz olarak diyoruz ki, İDAM GERİ GELSİN!
***
Söz iddia makamının efendim, buyurunuz, neden taşlamalıyız Fethullah hocamızı(!) ? Bir defa 90’lı yılların en hızlı mücahitlerinden, eşsiz sohbetlerinin VHS kayıtlarını evden eve dolaştırdığımız, “beni TRT’de yarım saat konuşturun, sonrasında isterseniz asın!” iddiasında dahi bulunmaktan kendisini alıkoyamayacak denli davanın delisi Şevki Yılmaz Hocaefendiye(!), “Fethullah hocamız neden taşlanıyor?” yazısını yazdırıp Akit Gazetesinde yayınlatacak kadar kendilerini narkozladığı için olabilir mesela…
Erbakan hocamız ve Refah partisi için, “asker daha demokrat”, “beceremediniz bırakın”, “benim ruhumum Erbakan’ın ruhunu sevmedi” dediği gazetelere manşet olmuşken, gizli kapaklı oturumlarda bir araya gelmek suretiyle güçlü bir merkez sağ organizasyonu için istişareler yapan, yol haritaları belirleyen ve hatta yüzlerce müntesibi mebus, onlarca müntesibi parti yönetici yapacak kadar Ak kadroları narkozlaması da olabilir pekala...
“Dünyanın dört bir yanına okullar açıyoruz, bilmem hangi Afrika ülkesinden bilmem kaç sabi sübyana istiklal marşını ve Sezen Aksu’nun “sen ağlama, dayanamam, ağlama göz bebeğim sana kıyamam” şarkısını ezberden öğretiyoruz” ajitasyonunu yaparak ve de bunu Türkçe Olimpiyatları adı verdikleri show programları halinde allayıp pullayarak, şehrin zenginlerini iliklerine kadar sömürülmeye hazır hale getirilecek narkozu kullanmaktan geri durmamaları da olabilir açıkçası…
“Çocuğum iyi bir üniversiteye yerleşsin de, hali hazırda bir üniversiteyi bitirip devlete bir şekilde sırtını dayasın da, hiçbir şey olamadı bunların okullarında dershanelerinde amir memur bir şeyler olur da kendisini kurtarır” düşüncesiyle evlatlarını, ciğerparelerini, canlarından çok sevdikleri yavrularını gönül rahatlığı ile örgüte asker olmaya gönderecek kadar milletimizi narkozladıkları için de olabilir aslında..
***
Başörtüsü mücadelesinin en hararetli verildiği dönemlerde, “başörtüsü furuattır” demek suretiyle hem bir farzın farziyetine gölge düşürmesi, hem de canhıraş verilen mücadelenin gevşemesine sebep olmasından dolayı da taşlamalıyız…
Medya organlarında “sırlar dünyası” tarzı yayınları ve cenaze marşı niteliğinde müzikleri olan yerli dizileri ile bir neslin beynin fonksiyonlarını çalışmaz hale getiren, sokakta kedisine süt vermekle cennete girilebileceğini empoze eden yayınlar ile ilahi emir ve yasakların yönünü değiştirmesinden dolayı da mutlaka taşlamalıyız…
Papa ve avenesi ile her fırsatta bir araya gelebilirken, İslam coğrafyasında oluk oluk akan müslüman kanı için islami grup ya da şahıslarla bir araya gelmekten imtina eden bir zihniyetin ve onun liderinin taşlanması elbette zaruridir…
Savcılarının eliyle Ergenekon gibi, Balyoz gibi uyduruk davalar neticesinde, zaten sayıları bir avuç olan Amerikan karşıtı subayların tasfiyesini sağlayarak, terörle mücadelemizin sekteye uğramasına, bu sebeple yüzlerce şehit vermemize ve Amerika’nın bölgemizde her türlü fırıldaklığı rahat bir şekilde yapmasına olanak sağlamasından dolayı da ayrıca taşlamalıyız…
“Dinler arası diyalog”, “medeniyetler ittifakı”, “dinler bahçesi” gibi Vatikan merkezli projeler üzerinde itinayla çalışıldığı, “ılımlı islam” düşüncesi ile insanımızın inanç değerlerinin değiştirilmesine zemin hazırladığı için ekstradan taşlanması elzemdir…
En nihaye, kendi milletine silah çekecek ve o silahı ateşleyecek kadar, darbe yapacak kadar, milletin huzur ve saadetine göz dikecek kadar vicdansız bir şahsiyet olmasından dolayı Fethullah hocamızı(!) taşlamalıyız…
***
Peki ilk taşı kim mi atacak?
El-Cevap: “İlk taşı günahsız olanınız atsın!”