Fethullah Hoca efendiyi hatırladım

Abone Ol

Telefon çaldı ve bir ses: Hocam, görme özürlü bir

vatandaşım, sizinle görüşmek istiyorum

- Cumartesi günü saat 14 de Sultanahmet te, Cantaş

yayınevinde buluşalım.

Ben, bir tane kör arkadaş beklerken, üç tane beyaz

bastonlu arkadaş üçüncü kata çıkmışlar ve kapıdan içeri giriverdiler.

Ben onlara son günlerin kavgasını sormayı planlamıştım.

İki Müslümanın güçlerini dinime düşman olanlara karşı

kullanması gerekirken neden birbirlerini yiyerek yok ettiklerini soracaktım.

Ama konuya bile giremedik.

Bu konu gündemlerinde yok ki akıllarına gelmedi, ben de

soramadım.

Önce kendilerine Körler kelimesini kullanabilir miyim

Dedim.

Bizce hiç bir sakınca yok. Kör arkadaşların kurduğu eski

derneklerden birinin adının Altı Nokta Körler Derneği olduğunu, körlerin bu

kelimeden rahatsız olmadığını, ancak Köre kör demeyelim, görme özürlü diyelim

fikrinin bizim adımıza konuşan bakar körlerin uydurması olduğunu söyledikten

sonra körler için yatılı Kur an kursu teşebbüslerinden bahsettiler.

Bulundukları ilçenin kaymakamı ve belediye başkanının bu

hizmete sıcak baktıklarını ve yardımlarını esirgemeyeceklerini söylediler.

Ben içimden yüzlerce hayaller kurduğumuzu ama

gerçekleştiremediğimizi hayal ederken onlardan biri bu kurs için çalışırlarken

boş durmadığını ve internet yoluyla 250 kör öğrencisine bilgisayardan internet

aracılığıyla Kur an dersi vermeye devam ettiğini anlattı.

Çeçenistan dan, Almanya dan, Hollanda dan,

Azerbaycan dan, çoğunluğu Türkiye den olmak üzere 250 kadar hiç tanımadıkları

ama Türkçe konuşan ve gözü görmeyen Müslümanlara Kur an okutmaya devam ettiğini

anlattı.

Bilgisayara yüklediği bir programla bu eğitim işinin

gerçekleştiğini anlattı ama ben o bilgisayar terimlerini, nasıl indirildiğini

ve nasıl işlediğini bilmediğim için o bölümü sanki anlıyormuş havası vermek

için yalnız kafamı sallayarak dinledim ama onlar kafamı salladığımı göremediler.

Bunlar, Türkçe bildikleri için Türkçe bilen körlere

Kur an eğitimi verebiliyorlar.

Demek ki, İngilizce ve diğer dillerde de gören görmeyen

herkese internet yoluyla canlı canlı Kur an dersi verilebilir.

Bana bu gerçeği, gözleri görmeyen, değerli, yeni üç dost

öğretti.

Bu gözleri görmeyen, gönülleriyle yüzlerce insanın

gönlünü aydınlatan arkadaşlardan öğrendiğim kadarıyla körler için kabartma

yoluyla Mushaf basan ve maliyetine satan Erkam Yayınevini ve Altınoluk

dergisini biraz daha fazla sevdim.

Ama o konuşma esnasında Sayın Fethullah Gülen hoca efendi

aklıma geldi.

Bir tavsiyede bulunsa da bugüne kadar İngilizce öğrenen

her seveni, internet yoluyla görenlere ve görmeyenlere yönelik bir Kur an

öğretme dersi başlatsa.

Görüşlerine değer veren televizyonların hepsi kendi

aralarında anlaşıp her gün ayrı ama en fazla seyredilen saatlerde yeni bir

öğretim anlayışıyla, milleti ekrana kilitleyecek yollar düşünülerek, Kur an ı

Kerim dersleri başlatıverseler.

Bütün yurtlarda kalan öğrencilere, okul bitinceye kadar

Kur an-ı Kerim i okumasını ve içeriğini öğretmesi mümkin.

Körlere, yatılı Kur an kursu yapıverilebilir.

Dünya Kur an dershanesi yapılabilir ve yeryüzünden

gökyüzüne yalnız savaş çığlıkları değil Kur an nağmeleri de yükseltilebilir.

Bu boz bulanık, toz duman olan günlerde herkese cevap

yetiştirmekten daha etkili ve bereketli olur kanaatindeyim.