Feminist Kadın Müftü Yardımcısı "Canınızı Fena Yakarım!" Demiş1

Abone Ol

Büyük vilayetlerimizden birinin kadın müftü yardımcısı,

bir ilçedeki cami imamlarını toplamış ve onlara şu talimatı vermiş:

Ramazan yaklaşıyor, kadınlar ve kızlar teravih namazı

kılmak için camilere gelecek. Size emir veriyorum, kadınlara ayrılan

bölümlerdeki kafesleri, perdeleri, tülleri kaldıracaksınız. Kaldırmayan din

görevlilerinin canlarını yakarım

Üzücü olduğu kadar ibretli bir tehdit.

İnkar etmeye kalkmasınlar. Feminist kadın müftü

yardımcısının tehditli toplantısına katılan bir müezzinden öğrendim.

Aynı vilayetin başka bir ilçesinde hizmet gören bir

müezzin de aynı tehditlere maruz kaldığını anlattı.

Demek ki, bu tehditler vilayetin genelinde yapılmış.

Bu ne cinnet ve cür ettir, anlayamıyorum

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı ne diyor

Kadınlar, camilerde kendilerine ayrılan yerlerde ibadet

edecekler ve kutsal mekanda erkeklerle içli dışlı olmayacaklardır.

Hayatın her safhasında iffet ve hayâ ölçü ve sınırlarına

riayet edilecektir. Bilhassa camilerde

Şeriat, kadınların camilere gelebileceğine, cemaate

katılabileceğine izin ve ruhsat veriyor ama efdal (yeğ) olan evlerinde namaz

kılmalarıdır diyor.

Feminist müftü yardımcısı ise, kadınlara ait mahallerin

kafeslerini ve perdelerini kaldırmazsanız canınızı fena yakarım diye tehditler

savuruyor.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı:

Büluğa ermiş erkek ve kız öğrencilerin okullarda karışık

olarak okutulmasına izin vermez.

Camilerde erkek kadın karışık ibadet edilmesine izin

vermez.

Toplu nakil vasıtalarında, kadınların ve kızların

güvenli, huzurlu ve haysiyetli bir yolculuk yapabilmeleri için onlara mahsus

yerler ayrılmasını ister.

Müslüman kadın ve kızların şer î tesettüre uymalarını

ister.

Bunlar kadınların hürriyetini kısıtlayan, onları

aşağılayan hükümler değil; bil akis onlara değer, şeref, haysiyet kazandıran,

onları yücelten hükümlerdir.

Son yıllarda Diyanet kadrolarına beş bin kadar kadın

personel alındı. Bunların bir kısmı maalesef Feministtir.

Niçin maalesef .. Çünkü Feminizm Kur ana, Sünnete,

Şeriata, akla, vicdana aykırı sapık bir ideolojidir.

Aklı başında bir Müslüman Feminist olamaz.

Feministler, camilerdeki kafes ve perdelerle uğraşmayı

bıraksınlar da, devletin TC başlıklı resmî vesikalarla birtakım kadınlara yasal

fuhuş köleliği yaptırmasıyla mücadele etsinler.

KDV li, gelir vergili, polis korumalı, güvenli, hijyenik

yasal seks köleliği Bu konuda niçin konuşmuyorlar .. İslamın ve vicdanını

reddettiği bu çirkin durumunu niçin protesto etmiyorlar

Ülkemizde şu anda zina suç değildir. İslam ise zinayı

büyük günah ve suç kabul etmekte; başından evlilik geçmiş kadın ve erkek

zinacılara (suçları şer an isbat edildiği takdirde) idam cezası vermektedir.

Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) devr-i Saadetinde recm cezası,

bizzat Hz. Peygamberin emriyle uygulanmıştır. Birtakım sapık reformcuların bunu

inkarı boştur. Diyanetin Feministleri, niçin Ceza Kanunumuza zinayı suç sayan

bir madde eklenmesini istemiyorlar. AB standart ve normlarına uymadığı için mi

Hem Müslümanlar, hem de TC belgeli KDV li resmî ve yasal

seks köleliğine karşı çıkmıyorlar. Nasıl oluyor bu iş

Camilerde kadınlara ayrılan yerlerdeki kafes ve perdeler

iffetin, hayânın, edeb ve terbiyenin, medeniyet-i islamiyenin simgeleridir.

M. Kemal ve İsmet Paşalar zamanında bile bunlar

kaldırılmamıştı. Bizim Feministler Kemal ve İsmet Paşaları da geçtiler!

Kadın müftü yardımcısının cami görevlilerine bunları

kaldırmazsanız canınızı yakarım tehdidi, din hürriyetine ve Ehl-i Sünnete

aykırı bir Donkişotluktur.

Muhterem müftüler, imamlar ve müezzinler!.. Şeriata,

Sünnete, İslam ahlakına aykırı olan bu emri yerine getirmeyiniz. Hâliq a

mâsiyette kula itaat yoktur.

Kadınların içinde genç kızlar olabilir ve kafesler

perdeler kaldırıldığı takdirde insanlık icabı onlara kötü gözle bakılabilir.

Buna meydan verilmemelidir.

Can yakmak meselesine gelince: Kur ana, Sünnete, Şeriata

aykırı baskıları yapanlar, ilahî sillelerden korksunlar.

Hak sillesinin sedası yoktur

Bir vurdu mu hiç devası yoktur

(Bu konuda herhangi bir baskıya ve zulme uğrayan olursa,

bendenize haber versin, hem yayın yapayım, hem de avukat tutmak konusunda

yardımcı olayım )

* (İkinci yazı)

Balığın Kavağa Tırmanması Mavalları

YAKIN tarihimiz yalanlar ve düzmeceler kumkumasıdır.

Tarih: 1930 lar Büyükada da bir kulüpteyiz. Vakit

gecedir. Yeniliyor, içiliyor. O gece orada önemli bir şahsiyet ve etrafı

vardır. Bir ara, kafayı bulmuş önemli kişi, ötede bir masada oturan meşhur bir

tarihçiyi görür. Ona çok öfkesi ve kini vardır. Haykırır: Masanın üzerine çık

ve ben bir eşeğim diye bağır!..

Salonda buz gibi bir hava eser. Birileri donar kalır,

ötekiler yılışır sırıtır.

Meşhur tarihçinin yüzü sararır, sonra kül gibi bir renge

bürünür. Keşke o anda ölse de kurtulsaydı bu hacaletten, bu rezaletten.

Masaya çıkar ve denileni yapar. Halka tarih kıraatini

sevdiren, hepsi üst üste konulduğunda boyu kadar eser vermiş olan ünlü tarihçi

bir müddet sonra kahrından gürler gider.

İşte ideolojik rejimin tarihe ve tarihçilere bakışı

böyledir.

Bu anlattığım hadiseyi ilk defa işittiğimde inanmamıştım.

Sonra, Fransızca bir kitapta okuyunca inandım.

Üstad Necip Fazıl, uyduruk tarih için balığın tırmadığı

kavak masalları der.

Tarih konusunda büyük ve akıl almaz mavallar uydurmuşlar,

bunları okullarda okutmuşlar, nice neslin beynini yıkamışlardır.

Sultan Abdülhamide Kızıl Sultan demişlerdir ve inanan

çıkmıştır.

Sultan Vahidüddine hain demişlerdir ve buna da inanan

çıkmıştır.

Kurtuluş Savaşının laiklik için yapıldığı yalanını ve

balonunu çıkartmışlardır. Yakın tarihin en büyük mağduru olan Sünnî Müslüman

çoğunluk yalan dolan tarihi tashih edebildi mi Maalesef bütünüyle edemedi.

En zeki ve kabiliyetli çocuklarını doktor ve mühendis

yapan; subaylığa, öğretmenliğe, din hizmetlerine, tarihçiliğe, sanata; tıp ve

mühendislik kadar önem vermeyen bir toplum tarih yazamaz, yalan tarihi tashih

edemez.

Hani 20 ciltlik Millî Mücadele Tarihi

Hani 5 ciltlik M. Kemal Tarihi

Hani 7 ciltlik Sultan Abdülhamid-i Sânî Tarihi

Hani 3 ciltlik Sultan Vahidüddin Tarihi

Hani 5 ciltlik Selanik Dönmeleri ve Sabatay Sevi Tarihi

Hani 2 ciltlik Türkiye Pakrudunileri Tarihi

Bu konularda hiçbir şey yazılmadı demiyorum. Lakin

bendenizin istediği, bütün kaynaklara, belgelere dayanarak, yerli yabancı bütün

arşivlere inilerek yazılmış muhalled ilmî eserlerdir.

Alfabe devriminden ve Türkçenin ırzına geçildikten sonra

Türkiye Müslümanlarının kültüründe ve medenî seviyesinde büyük bir kopukluk ve

boşluk oldu. Sünnî çoğunluk, istisnalar dışında şifahî bir toplum haline geldi

ve kendi kimliğine yabancılaştı.

Düzmece ve yalancı tarih, halk kitaplarıyla, sloganlarla

yıkılmaz.

Tâğutî eğitim sistemi gerçek tarihi öğretmez.

Çocuklarını tâğutî eğitimle yetiştiren Sünnî Müslümanlar

Zavallılar!..

Kuru kuru istemekle, oluversin demekle olmuyor.

Sünnî çoğunluk İngiltere deki Eton Koleji ayarında bir

İslam Mektebi açabilir mi

Bu ülkenin, bu halkın, bu devletin gerçek tarihini,

Şems-i İntibah İslam Mektebi mezunları yazabilir. Böyle bir mektebimiz var mı

Tağutî eğitim veren okullardan İbn Haldun lar ve Cevdet

Paşa lar yetişmez.

Bozuk düzenini rantlarıyla semirenler benim dediklerimi

anlayamaz.

11.7.2013