Büyük vilayetlerimizden birinin kadın müftü yardımcısı,
bir ilçedeki cami imamlarını toplamış ve onlara şu talimatı vermiş:
Ramazan yaklaşıyor, kadınlar ve kızlar teravih namazı
kılmak için camilere gelecek. Size emir veriyorum, kadınlara ayrılan
bölümlerdeki kafesleri, perdeleri, tülleri kaldıracaksınız. Kaldırmayan din
görevlilerinin canlarını yakarım
Üzücü olduğu kadar ibretli bir tehdit.
İnkar etmeye kalkmasınlar. Feminist kadın müftü
yardımcısının tehditli toplantısına katılan bir müezzinden öğrendim.
Aynı vilayetin başka bir ilçesinde hizmet gören bir
müezzin de aynı tehditlere maruz kaldığını anlattı.
Demek ki, bu tehditler vilayetin genelinde yapılmış.
Bu ne cinnet ve cür ettir, anlayamıyorum
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı ne diyor
Kadınlar, camilerde kendilerine ayrılan yerlerde ibadet
edecekler ve kutsal mekanda erkeklerle içli dışlı olmayacaklardır.
Hayatın her safhasında iffet ve hayâ ölçü ve sınırlarına
riayet edilecektir. Bilhassa camilerde
Şeriat, kadınların camilere gelebileceğine, cemaate
katılabileceğine izin ve ruhsat veriyor ama efdal (yeğ) olan evlerinde namaz
kılmalarıdır diyor.
Feminist müftü yardımcısı ise, kadınlara ait mahallerin
kafeslerini ve perdelerini kaldırmazsanız canınızı fena yakarım diye tehditler
savuruyor.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı:
Büluğa ermiş erkek ve kız öğrencilerin okullarda karışık
olarak okutulmasına izin vermez.
Camilerde erkek kadın karışık ibadet edilmesine izin
vermez.
Toplu nakil vasıtalarında, kadınların ve kızların
güvenli, huzurlu ve haysiyetli bir yolculuk yapabilmeleri için onlara mahsus
yerler ayrılmasını ister.
Müslüman kadın ve kızların şer î tesettüre uymalarını
ister.
Bunlar kadınların hürriyetini kısıtlayan, onları
aşağılayan hükümler değil; bil akis onlara değer, şeref, haysiyet kazandıran,
onları yücelten hükümlerdir.
Son yıllarda Diyanet kadrolarına beş bin kadar kadın
personel alındı. Bunların bir kısmı maalesef Feministtir.
Niçin maalesef .. Çünkü Feminizm Kur ana, Sünnete,
Şeriata, akla, vicdana aykırı sapık bir ideolojidir.
Aklı başında bir Müslüman Feminist olamaz.
Feministler, camilerdeki kafes ve perdelerle uğraşmayı
bıraksınlar da, devletin TC başlıklı resmî vesikalarla birtakım kadınlara yasal
fuhuş köleliği yaptırmasıyla mücadele etsinler.
KDV li, gelir vergili, polis korumalı, güvenli, hijyenik
yasal seks köleliği Bu konuda niçin konuşmuyorlar .. İslamın ve vicdanını
reddettiği bu çirkin durumunu niçin protesto etmiyorlar
Ülkemizde şu anda zina suç değildir. İslam ise zinayı
büyük günah ve suç kabul etmekte; başından evlilik geçmiş kadın ve erkek
zinacılara (suçları şer an isbat edildiği takdirde) idam cezası vermektedir.
Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) devr-i Saadetinde recm cezası,
bizzat Hz. Peygamberin emriyle uygulanmıştır. Birtakım sapık reformcuların bunu
inkarı boştur. Diyanetin Feministleri, niçin Ceza Kanunumuza zinayı suç sayan
bir madde eklenmesini istemiyorlar. AB standart ve normlarına uymadığı için mi
Hem Müslümanlar, hem de TC belgeli KDV li resmî ve yasal
seks köleliğine karşı çıkmıyorlar. Nasıl oluyor bu iş
Camilerde kadınlara ayrılan yerlerdeki kafes ve perdeler
iffetin, hayânın, edeb ve terbiyenin, medeniyet-i islamiyenin simgeleridir.
M. Kemal ve İsmet Paşalar zamanında bile bunlar
kaldırılmamıştı. Bizim Feministler Kemal ve İsmet Paşaları da geçtiler!
Kadın müftü yardımcısının cami görevlilerine bunları
kaldırmazsanız canınızı yakarım tehdidi, din hürriyetine ve Ehl-i Sünnete
aykırı bir Donkişotluktur.
Muhterem müftüler, imamlar ve müezzinler!.. Şeriata,
Sünnete, İslam ahlakına aykırı olan bu emri yerine getirmeyiniz. Hâliq a
mâsiyette kula itaat yoktur.
Kadınların içinde genç kızlar olabilir ve kafesler
perdeler kaldırıldığı takdirde insanlık icabı onlara kötü gözle bakılabilir.
Buna meydan verilmemelidir.
Can yakmak meselesine gelince: Kur ana, Sünnete, Şeriata
aykırı baskıları yapanlar, ilahî sillelerden korksunlar.
Hak sillesinin sedası yoktur
Bir vurdu mu hiç devası yoktur
(Bu konuda herhangi bir baskıya ve zulme uğrayan olursa,
bendenize haber versin, hem yayın yapayım, hem de avukat tutmak konusunda
yardımcı olayım )
* (İkinci yazı)
Balığın Kavağa Tırmanması Mavalları
YAKIN tarihimiz yalanlar ve düzmeceler kumkumasıdır.
Tarih: 1930 lar Büyükada da bir kulüpteyiz. Vakit
gecedir. Yeniliyor, içiliyor. O gece orada önemli bir şahsiyet ve etrafı
vardır. Bir ara, kafayı bulmuş önemli kişi, ötede bir masada oturan meşhur bir
tarihçiyi görür. Ona çok öfkesi ve kini vardır. Haykırır: Masanın üzerine çık
ve ben bir eşeğim diye bağır!..
Salonda buz gibi bir hava eser. Birileri donar kalır,
ötekiler yılışır sırıtır.
Meşhur tarihçinin yüzü sararır, sonra kül gibi bir renge
bürünür. Keşke o anda ölse de kurtulsaydı bu hacaletten, bu rezaletten.
Masaya çıkar ve denileni yapar. Halka tarih kıraatini
sevdiren, hepsi üst üste konulduğunda boyu kadar eser vermiş olan ünlü tarihçi
bir müddet sonra kahrından gürler gider.
İşte ideolojik rejimin tarihe ve tarihçilere bakışı
böyledir.
Bu anlattığım hadiseyi ilk defa işittiğimde inanmamıştım.
Sonra, Fransızca bir kitapta okuyunca inandım.
Üstad Necip Fazıl, uyduruk tarih için balığın tırmadığı
kavak masalları der.
Tarih konusunda büyük ve akıl almaz mavallar uydurmuşlar,
bunları okullarda okutmuşlar, nice neslin beynini yıkamışlardır.
Sultan Abdülhamide Kızıl Sultan demişlerdir ve inanan
çıkmıştır.
Sultan Vahidüddine hain demişlerdir ve buna da inanan
çıkmıştır.
Kurtuluş Savaşının laiklik için yapıldığı yalanını ve
balonunu çıkartmışlardır. Yakın tarihin en büyük mağduru olan Sünnî Müslüman
çoğunluk yalan dolan tarihi tashih edebildi mi Maalesef bütünüyle edemedi.
En zeki ve kabiliyetli çocuklarını doktor ve mühendis
yapan; subaylığa, öğretmenliğe, din hizmetlerine, tarihçiliğe, sanata; tıp ve
mühendislik kadar önem vermeyen bir toplum tarih yazamaz, yalan tarihi tashih
edemez.
Hani 20 ciltlik Millî Mücadele Tarihi
Hani 5 ciltlik M. Kemal Tarihi
Hani 7 ciltlik Sultan Abdülhamid-i Sânî Tarihi
Hani 3 ciltlik Sultan Vahidüddin Tarihi
Hani 5 ciltlik Selanik Dönmeleri ve Sabatay Sevi Tarihi
Hani 2 ciltlik Türkiye Pakrudunileri Tarihi
Bu konularda hiçbir şey yazılmadı demiyorum. Lakin
bendenizin istediği, bütün kaynaklara, belgelere dayanarak, yerli yabancı bütün
arşivlere inilerek yazılmış muhalled ilmî eserlerdir.
Alfabe devriminden ve Türkçenin ırzına geçildikten sonra
Türkiye Müslümanlarının kültüründe ve medenî seviyesinde büyük bir kopukluk ve
boşluk oldu. Sünnî çoğunluk, istisnalar dışında şifahî bir toplum haline geldi
ve kendi kimliğine yabancılaştı.
Düzmece ve yalancı tarih, halk kitaplarıyla, sloganlarla
yıkılmaz.
Tâğutî eğitim sistemi gerçek tarihi öğretmez.
Çocuklarını tâğutî eğitimle yetiştiren Sünnî Müslümanlar
Zavallılar!..
Kuru kuru istemekle, oluversin demekle olmuyor.
Sünnî çoğunluk İngiltere deki Eton Koleji ayarında bir
İslam Mektebi açabilir mi
Bu ülkenin, bu halkın, bu devletin gerçek tarihini,
Şems-i İntibah İslam Mektebi mezunları yazabilir. Böyle bir mektebimiz var mı
Tağutî eğitim veren okullardan İbn Haldun lar ve Cevdet
Paşa lar yetişmez.
Bozuk düzenini rantlarıyla semirenler benim dediklerimi
anlayamaz.
11.7.2013