Felsefe ve karşıtı

Abone Ol

Sistemli düşünme, bir başka ifadeyle felsefi düşünce, karmaşık, anlaşılmaz gibi görünenkonuyu basite indirgemeyi de içerir. Biliyorum felsefe denildiğinde, genel ve yaygın olarak bir konunun, sorunun veya durumun alabildiğince karmaşık, muğlak, anlaşılır gibi duranı anlaşılmaz ve en önemlisi de açık-seçik ve kesinliğe ulaştırılmaz kılınması şeklinde bir yaklaşım vardır. Karmaşıklık, muğlaklık, anlaşılmazlık, özellikle kesin bir sonuca bağlamama, evet, felsefede daima karşılaşılabilecek durumlardır. Fakat böyle durumların sözkonusu olması, üzerinde durulan ve tartışılan kavram ve konuların önemsiz ve anlamsız olduğunu imlemez, işâret etmez, aksine ne derecede önem ve anlama açık bulunduğunu gösterir. Kaldı ki felsefi düşünce bakımından bütün bu hususlar, bir anlamda onu oluşturan ayrılmaz nitelikler olarak da değerlendirilmelidir. Sözgelimi, felsefenin Ethik (Ahlâk Felsefesi) alanında, mesela "mutluluk" konusunda kesin bir yargıya varılmış olunsaydı, birey ve toplum, daha geniş olarak insanlık hayatında nasıl bir kaosun, karmaşanın, ayrıca şiddetli ve acımasız bir zorbalığın lök gibi hakimiyet kuracağını, bir yol tahayyül edelim! Bir istitrat (ara söz, çıkma) olarak, felsefenin ahlâk alanında "mutluluk" konusundaki yargısı, nihayet spekülatif ya da kurgusal (fixion) dır, yaşanılan gerçeklik ile, hele hayat gerçekliğiyle bağlantısı sınırlıdır, bazan da yok denecek derecede zayıftır, söylemi ileri sürülebilir. Çoğunlukla da, yaygın anlayış, eksik bir algılama sonucu, böyledir.Ne var ki, bu bir algılamadır, ama yanıltıcı bir yaklaşım izleniminden kaynaklanan aldatıcı bir algılamadır. Çünkü felsefi düşünce de, sonuçta, insan bireyinin duygu ve düşünce "fakültesinden", yeteneğinden kaynaklanan bir etkinliktir. Yönteminin, özellik veya niteliğinin ve veriminin farklılık göstermesi bu olguyu değiştirmez. Mesela felsefeyi ya da felsefi düşünceyi reddettiğinizde de, bir tür felsefe yapmaktasınız, farklı bir felsefi düşünme iddiasında bulunmaktasınız. Meğer ki hiç bir felsefi yöntemi, kavramı, konuyu, yargıyı ve değerlendirme biçimini gözetmeseniz de!

Şöyle bir tavsiyede, öyle diyeyim, bulunmak gibi bir niyetim yok. (Üstelik okuyucuya "tavsiyede" bulunma niyeti taşımaktan teeddüd ederim.) Felsefenin, felsefi düşünmenin önemli olduğunu, bunun salt anlamda insan olarak düşünme yeteneğinin (Allah ın insana bahşettiği en büyük ihsanlardan biri olan, tıpkı inanma yeteneği gibi) daha verimli, hikmetine daha uygun bir etkinlik olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte topluca felsefe yapalım, herkes filozof veya felsefeci olmalıdır gibi tutarsız isteklerde bulunulamaz. Dahası, felsefe kavramına yer vermeden, sahip olunan düşünme yeteneğinin hikmet ve maksadına uygun kullanmaya çalışmak, en azından niyet etmek bile, bir anlam ifade eder. Bunun adına hikmet, marifet, irfan vb. diyebilirsiniz. Aslında böyle diyebilmek, hatta bunu bir "iddia" halinde ortaya koymaya çalışmak başlı başına önemi haizdir. Sanıyorum, "iddia" sahibi olmaktan imtina etmekle, çekinmekle, Allah ın bahşettiği düşünme yeteneğinin hikmetine "küfrân-ı nimet"te bulunmaya başlıyor insan. Ama "küfrân-ı nimet" de bulunma da bir iddiadır. Veyl ki varlık hikmetine, varoluş gerçeğine, insan olma haysiyetine karşı olumsuz bir iddia!