Felaket tellalları

Abone Ol

Yüreklerimizi yakan 19 Ağustos depreminden sonra, ekranları mesken tutan deprem uzmanlarının hayatımıza soktuğu en can alıcı değerlendirme şuydu: "Depremle yaşamaya alışmalıyız. Türkiye, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine fay hatlarıyla örümcek ağı gibi sarılı bir ülkedir. İnsanlarımızın depremden korkmak yerine, muhtemel facialar için tedbir alması, yıkıcı depremler için hazırlıklı olması gerekmektedir"

Aradan geçen bunca sene sonra, depremle yaşamaya alışabildik mi Daha da önemlisi, uzmanların her ağızlarını açtıklarında felaket tellalı gibi mikrofonlara haykırdıkları, muhtemel yıkıcı depremlere karşı tedbirlerimizi alabildik mi Maalesef hayır Depremle yaşamaya alışabilmek için, öncelikle yaşadığımız alanların facialara karşı dayanıklı yapılarla donatılması gerekiyor. Deprem sonrasında gerek merkezi hükümet, gerekse yerel yönetimler, muhtemel Marmara depremine karşı her türlü tedbirin alınacağını, yaşam alanlarının, otoyolların, köprülerin, viyadüklerin güçlendirileceğini taahhüt etmişlerdi. Taahhüt edilen herşey lafta kaldı Yaşadığımız faciadan sonra getirilen tek şey, konutlar için Deprem Sigortası nın zorunluluk haline getirilmesi ve yeni yapılan binaların deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmesi oldu. Peki, daha önce yapılan, sarsıcı ve yıkıcı bir depremde yerle bir olacak, hatta yassı kadayıf haline gelecek binalar için ne yapıldı

Arife günü Balıkesir Manyas ilçesinde meydana gelen 5.2 lik depremde, biz de ailecek kayınvalidemizin hayır duasını almak için Gönen yolundaydık Aracımızdan iner inmez felaket haberini aldık İnsanlar yine sokaklara dökülmüşlerdi İnsanlar yine  çaresizlik içinde, ne yapacağını bilmez halde başlarına gelecekleri bekliyorlardı. Depremin hissedildiği İstanbul da insanlar evlerinden dışarıya koşmuşlar, gecenin ayazında yetkililerden gelecek haberleri dinliyorlardı. Ana haber bültenlerine telefonla bağlantı kuran deprem uzmanları, endişe edilecek bir şey olmadığını, herkesin rahatça evine girebileceği uyarısını yapıyorlardı.

Bir gün sonra aynı şiddette Bursa nın Gemlik ilçesinde de bir deprem meydana geldi. Ardı ardına yaşanan bu küçük çaplı depremlerden sonra, televizyon ekranlarını yine deprem uzmanları işgal etti. Biz, deprem uzmanlarının insanları bilgilendirmesinin, kafalarda oluşan soruları gidermesinin çok gerekli olduğunu düşünüyoruz Ama, iki gündür televizyon ekranlarında kendilerinden görüş alınan uzmanlarımızı dinleyenlerin kesinlikle akılları karmakarışık bir hale gelmiştir. Kerli ferli bir deprem uzmanı diyor ki, "Ben insanlara endişe edilecek bir durum olmadığını söylemek istemiyorum. Herkes korkmalı. Bu depremler, büyük İstanbul depreminin ayak sesleridir" Bir başka deprem uzmanı diyor ki, "Bu depremin büyük İstanbul depremiyle hiçbir bağlantısı yoktur. Bu depremin fay hattı, Bursa, Balıkesir, Bandırma, Gönen hattıdır" Bilgilerine en muhtaç olduğumuz Deprem Konseyi nin başındaki zatta diyor ki, "Herkes ne konuşursa konuşsun, biz böyle polemiklere girmek istemiyoruz" Konuşması, bilgi vermesi, insanların kafalarındaki karışıklığı gidermesi gereken Deprem Konseyi konuşmuyor Konuşanlar da başka başka tellerden çalıyor Nerede devletin ciddiyeti Nerede bilginin kutsiyeti İnsanlardan bilgiyi bile esirgeyen, "Polemiklere girmiyoruz" diyerek yan çizen bir konseyin yaptığı, yapacağı çalışmalar ne kadar inandırıcı olabilir