Felaket rüzgarı

Abone Ol

Türk insanının düşünce üretmesini, sorgulamasını, eleştirel bakış geliştirmesini, memleket sorunlarını tartışmasını istemeyen hakim güçler, televizyon ekranlarındaki kalitesizliğin sürmesi yönünde var güçleriyle çalışmaya devam ediyorlar. Dikkatinizi çekiyorsa, televizyon ekranlarımızda ülkenin ekonomik sıkıntılarını tam olarak yansıtan, dünya gündemini ele alan kaliteli tartışma programları, geniş halk kitlelerinin sorunları üzerine yapılmış araştırma dosyaları, insanlarımızın görüşlerinin objektif şekilde yansıtıldığı forum türünde hiçbir yapım yok Tartışma ve haber araştırma programı olarak ekrana gelen, Ateş Hattı, Siyaset Meydanı, Teke Tek, Deşifre, Objektif, Haber Özel, Ceviz Kabuğu türündeki programlar da, özellikle gecenin kör yarısına itilmiş durumda. Sanki, birileri gündemle ilgili tartışmaların yapıldığı bu tür programların izlenmemesi için özel gayret sarfediyor

Reyting canavarı televizyonların ekranları, dizi üreten ajansların rant imparatorluğuna dönmüş durumda Bir dizi yayından kalkıyor, bir başka dizi anında yerini dolduruyor Geçtiğimiz günlerde "Lastik diziler" başlıklı yazımızda, ekranlara dizi üreten ajansların sığ, boş, düzeysiz, gerçek hayatı yansıtmayan bu yapımları devam ettirebilmek ve izletebilmek için incir çekirdeğini doldurmayan bir anlayışla hareket ettiklerini dile getirmiştik Bu anlayışın en çarpıcı örneği olan Kanal D ekranlarındaki Haziran Gecesi geçtiğimiz günlerde sona erdi Sadece Özcan Deniz isminin etrafında şekillenen bu dizi devam etseydi, bu yapımın adının "Felaket Rüzgarı" olarak değiştirilmesini teklif edecektik Çünkü, bu yapımı uzatabilmek ve rant çarklarını çevirebilmek için gayret gösteren senaristler, Haziran Gecesi nde oynayan karakterlerin her birisinin başına ayrı bir felaket yazarak diziyi entrika çemberi ve felaket arenasına çevirmişlerdi Her hafta izleyici tavlayabilmek için senaryoyu kan, gözyaşı ve felaket sosuyla süsleyenler, senaryonun inandırıcılığını tamamen ortadan kaldırmışlar, diziyi ağlama duvarına dönüştürmüşlerdi

Yaptıkları işin cıvıklaştığını, seviyesizleştiğini fark eden yapımcılar, Haziran Gecesi ni ana karakteri olan Baran ı öldürerek bitirdiler Bereket, bu felaket ve fecaati aylarca ekranlara süren ajans sahipleri, dizinin finalini bir sinema filmiyle yapma gafletine düşmediler İzleyicileri senaryosuyla da, müziğiyle de, oyunculuklarıyla da sıkıntılara ve bunalımlara sokan Haziran Gecesi nin sinema versiyonu, Oscar a aday olacak bir performans gösterseler de gene de çekilmezdi Haziran Gecesi tek örnek mi Tabii ki hayır Senaryosu incir çekirdeğini doldurmayan, her hafta ekrana geldiğinde izleyicilerin 1.5-2 saatine malolan dizi sayısı öyle çok ki Örneğin, Show Tv ekranlarındaki Yağmur Zamanı Bu dizide anlatılanın ne olduğunu anlayabilen varsa beri gelsin Sanki bu dizi, Azra Akın ve Tamer Karadağlı para kazansın diye özel çekiliyor Yine aynı ekranlardaki Yanık Koza ve Hayat Bilgisi   ATV ekranlarındaki Aşk Oyunu ve Büyük Yalan   Star ekranlarındaki  En Son Babalar Duyar ve Sihirli Annem

İşin tuhaf yönü, bu kalitesiz ve düzeysiz yapımları ekranlara getirenlerin yaptıkları işi savunurken kullandıkları en temel argüman şu: "Ne yapalım, halkımızın talebi bu, onlar istiyor, biz veriyoruz" Sanki, Türk seyircisinin talebinin ne olduğu yönünde geniş çaplı bir anket yapmışlar Sanki, izleyiciye bu dizilerle ilgili görüşlerini objektif kriterlerle sormuşlar "Bizim amacımız kalite değil, kalitesizliğin devam etmesini sağlamak" diyemiyorlar da, suçu halka yükleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar