Fedakârlık ve Nimetin Şükrü

Abone Ol

KURBAN bayramı… Müslümanların yıllık iki büyük bayramından biri… Bugün kurban keserek Allah’a ibadet ediyor ve ona yaklaşıyoruz. Allah Rasülü’nün (s.a.v) bu konudaki buyruğu açık: “Kurban bayramı gününde yapılacak en makbul ibadet kurban kesmektir.”

Kurban ibadetinde o kadar büyük hikmetler var ki… Önce, İbrahim’in (a.s) Allah’a verdiği sözü tereddütsüz yerine getirmesi. Hem de yıllarca ihsan etmesi için Allah’a yalvardığı biricik evlâdını kurban etmek pahasına. Bu, Allah’ın emri karşısındaki fedakârlığın zirvesidir. Her babayiğit böyle bir imtihanı geçemez.

Ya İsmail teslimiyeti! Allah’ın emri gereği kurban edileceğini öğrenen küçük İsmail’in bu konuda en ufak bir tereddüt göstermeden Allah’ın emrine teslim olması!

Allah, âlemin özü olarak yarattığı insanın kurban edilmesini istemez elbette. İbrahim (a.s) ve küçük İsmail ciddi bir imtihana tabi tutuldular. Ve imtihanı kazandılar. Bize şöyle ders verdiler: “Ey insan! Sen kulsun, Allah ise Rab! Rab emredecek, kul ise emre itaat edecek. Hem de hiç tereddüt etmeden. Bu görev için hiçbir fedakârlığı esirgemeyecek. “Emir büyük yerden” sözü, asıl Allah’ın emri karşısında kulun tutumunu anlatmak için kullanılmalı. Emir Allah’tan mı geliyor Kula düşen ancak, “Alâ ra’sü’l ve’l ayn-Başım gözüm üstüne Yarab!” diyebilmektir.

İşte kurban Allah yolunda yapılması gereken fedakârlığın nişanesidir. Yüce Rabbimizin ihsan ettiği nimetlere karşı bir şükürdür. Fedakârlık büyük, şükrü de fazla ise, elbette o ibadetin sevabı yüksek olacaktır. Allah’a yaklaşmak isteyenler için kurban ibadeti ne büyük bir fırsat!

HİKMET VE ŞUUR İBADETİ!

Müslümanlar, ibadet niyetiyle kestikleri kurbanların et ve derilerini fakir ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilmek için aynı günlerde ve hep birlikte seferber oluyorlar. Milyonlarca  insanın sevinç ve kaynaşmasına vesile olan Müslümanların bu fedakârlığı ne büyük dinî ve ahlâkî meziyettir Bu, ancak evrensel bir dinin özelliğidir. Allah Rasülü (s.a.v) ümmetlerine kurban ibadetine teşvik ediyor: “Hâli vakti yerinde olduğu halde kurban kesmeyen bizim şu mescidimize yaklaşmasın!”

Bu hikmetli ibadet Müslümanlara şuur kazandırma özelliğine sahip. İşte bazıları:

a. Ümmet olma şuuru: Kurban bütün Müslümanlar tarafından aynı günlerde yapılan toplumsal bir ibadet. Allah Rasülü’ne (s.a.v) inanan tüm mü’minler tek ümmettir. Kurban ibadeti bizim ümmet oluşumuzu hatırlatıyor.

b. Cihat şuuru: İslâm’ın büyüklük ve güzelliğini gayrı müslimlere hep birlikte gösteriyoruz. İslâm’daki iyilik ve güzelliklerin gayrı müslimlere tanıtılması cihattır.

c. Fakirleri gözetme şuuru: İslâm’ın insanî amaçlı bir din olduğu topluma aksetmektedir.

d. Teslimiyet şuuru: Müslümanlar kurban ibadeti ile küçük İsmail’in Allah’a teslimiyetini örnek aldıklarını ispat ediyorlar.

e. Hakk’ı üstün tutma şuuru: Allah’ın emirleri baştan sona haktır. Kurban ibadetini toplumsal şuur haline getirmekle Hakk’ı üstün tutuyor, huzur ve barışın ancak Hakk’ı üstün tutmakla sağlanacağını örneklendirmiş oluyoruz.

Böylesine üstün meziyetler kazandıran İslâm ne muhteşem bir dindir! Kurbanla aynı günlerde yapılan hac da başka dinlerde bulunmayan bir muhteşemlik örneğidir.

MANEVİYAT YOKSUNLARI

İnsan hayret ediyor. Bu kadar açık bir gerçek ortada iken, hayvan haklarını bahane ederek bu ibadeti küçümseyenler ne kadar gâfildir! Zevk uğruna her gün kesilen hayvanları görmeyenler, iş ibadet boyutu kazandığı zaman nasıl da ileri geri konuşmaya başlıyorlar Keşke fakir fukara hatırı için de olsa bu muhteşem ibadete saygı gösterebilselerdi!

Bazı halkın kurban kesimi konusundaki zaafını bahane ederek yapılan acımasız eleştirileri iyi niyetle izah edebilmek oldukça zor. Bunda İslâm’a karşı duyulan gizli bir düşmanlığın etkisi olduğu seziliyor. Bu ülkede yaşayanlar, kendi halkına böylesine yabancılaşmamalı.

DİB eski Başkanı Bardakoğlu, bu tür eleştirilere karşı şu uyarıyı yapmıştı: “Usulüne uygun yapılmayan yol ve otoban kenarındaki kesimleri, koşan boğaları öne çıkararak kurban ibadetinin özünü tartışmayı doğru bulmuyorum. Yıl içinde kesilen hayvanların yüzde 80’ini alım gücü yerinde olanlar yiyebilirken; kurban bayramında kesilen hayvanlar fakir fukaranın sofrasına aş olmaktadır. Kurbanı hayvan hakları üzerinden değil; insan hakları açısından bakmak gerekir.” (21. 10. 2010)

Bu günlerde yapılan akraba, komşu, eş dost ziyaretleri ile bayramlar toplumsal barışın güvencesi olmaktadır. İslâm akrabalık ilişkilerine büyük önem verir. Bunun İslâm ıstılahındaki adı sılayı rahimdir. Akraba ziyareti ömrü bereketlendirir.

Komşuluk haklarına riayet etmek ise kâmil iman sahibi olmanın bir gereğidir. Bayramlar barış, sevgi, kardeşlik ve kaynaşma günleridir. İslâm’a uyduğumuz oranda barış tesis edilecek, Türkiye’miz huzurlu bir ülke haline gelecektir.

Hayırlara vesile olması dileğiyle tüm okuyucularımın bayramlarını tebrik ediyorum.