Coğrafyalar arası farka bazen insan şaşıp kalmakta.
Bazen kendi ülkenizle yüzleştiğinizde ya da en olmadık zamanda nasıl ekmeğinizi bölüştüğünüzü anımsayıp.
Doğal afetlerde, depremlerde ya da mazlum halklara yardım hususunda bütün yardımseverliğinizi kuşandığınızda.
Bazen de mızıkçı bir çocuk gibi zor zamanları inatla görmezden geldiğinizde.
Haberi okuduğumda bizde neden olmasın diye kendime sordum.
“Halk 1 günde milyon dolar topladı!
Malezya’da halk, ülke borçlarına yardım için bir günde 1,76 milyon ABD doları toplamayı başardı.
Straits Times gazetesinde yer alan habere göre, Malezya hükümetinin, ülke borçlarını ödemeye yönelik halkın desteğini öngören ‘Ümit Fonu’nu faaliyete geçirmesiyle 24 saatte 1,76 milyon ABD doları para toplandı.
Ekonomi Bakanı Lim Guan Eng, Malezya halkının bir günde yaptığı maddi yardımın büyük bir başarı olduğunu belirterek, ‘Malezya halkı vatanseverliğini bir kez daha göstermiştir. Ülkemizi yeniden inşa etmek için kendi paralarından devlete yardımda bulundular’ ifadelerini kullandı.
Malezya›nın, eski Başbakan Necip Rezak döneminden kalan yaklaşık 252 milyar dolar borcu bulunuyor.
‘Ümit Fonu’nu faaliyete geçiren Başbakan Mahathir Muhammed, 9 Mayıs›ta genel seçimleri kazanarak göreve geldiğinde ülkeyi yeniden inşa etme çağrısında bulunmuştu.”
Dövizle oynanan şu son süreci kimileri ekonomik darbe olarak yorumladı.
Ülkeyi zora sokmak isteyen birileri döviz fırladıkça daha çok satın alarak adeta ülkenin uçurumdan yuvarlanması için gayret etti.
Ülkemiz için çok mu romantik bir teklif olur, kimse kalkıp Malezya benzeri bir bağış seferberliği önerisinde bulunmadı.
Savaş zamanında onca fedakârlıkla tarihe geçmiş bu millet eminim yine böyle bir seferberliğe gönüllü olacaktır.
Geçmişte olduğu gibi iki çuval buğdayı olan bir çuvalını orduya bağışladığı gibi döviz seferberliği çok elzem.
Fakat eminim ki yine yoksul halk elindeki beş on liralık dövizini koşturacak zenginler yine fedakârlığa yanaşmayıp milyonları bulan dövizleri üzerine kapanıp vermemek için ayak direyeceklerdir.
Tıpkı savaş zamanı tuzu kuruların askere gitmedikleri gibi mallarını daha çok satarak savaş zengini olarak ipi göğüsledikleri gibi.
Şehitlerin aileleri ise hem evlat yitimi hem de yoksullukları ile mücadele etmek zorunda kalmışlardı savaş sonrası.
Aslında devlet geleneğimizde hayır eserlerini, camileri şahsi kazançla yaptırma âdeti vardı.
Fatih ve arkadaşları Rumeli Hisarı’nı yaptırırken, Zağanos Paşa, Saruca Paşa, Halil Paşa ve Fatih; her burcu kendilerine ait para ile inşa etmişlerdi.
Darboğazlardan çıkışlar, Batı’nın ekonomimizle, dövizle bu denli haince oynamasına müsaade etmeyen bir halk iradesi geliştirilerek sağlanabilir ancak.
Seferberlik esnasında kimileri onaylamasa da bir belge verilerek, fedakârlık yarışı hızlandırma rayına da alınabilir.
Sadece maddi bir kazanım değil milleti birbirine bağlayan manevi bir dayanışma olarak da faydası hissedilecektir bu tür fedakârlık seferberliklerinin.