Piyanist (şantör değil) Fazıl Say, "Bu ülkede yaşamak istemiyorum. Çünkü, azınlığa düştük. Başörtülülerin sayısı giderek artıyor. Ben de yakın zaman içinde başka bir memlekete gitmek istiyorum" demiş. Günlerdir, ısıtıp ısıtıp bu konuyu gündeme getiriyor medyamız. "Sanatçılar bile gidişattan memnun değil. Ne oluyoruz " filan yorumları yapılıyor. Bu filmin birinci perdesinde, "Mahalle Baskısı mı geliyor Malezya mı oluyoruz " şeklindeki akıllara zarar senaryoyu izlemiştik. Antrakla birlikte beynelmilel arenada piyano resitalleriyle ünlenen
Fazıl Say ın "Gidelim buralardan, dayanamıyorum" bölümüne geçiş yaptık.
Eskilerin bir lafı vardı: "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" diye Ne diyelim, "Giden gider, kalan sanatçılar bizimdir" İsteyen jet hızıyla gider, isteyen rahvan gider
Sanatçı toplumun aynasıdır Topluma yön veren, toplumun önünde yürüyen insandır. Sanatçı, derdi olan, yaşadığı toplumun sıkıntılarına ortak olan insandır. Bizim piyanistimiz (şantör değil) Fazıl Say ise, "Başörtülülerin sayısı artıyor, biz azınlık kaldık" şeklinde "azınlık psikolojisi" pompalayarak, varlık sebeplerini tahkim edecek, mutlu dünyalarını devam ettirecek bir paradoksla çıkıyor karşımıza. Paradoks diyoruz, çünkü, Fazıl Say ın şikayet ettiği şey aslında Türkiye nin insan hak ve hürriyetlerinde yaşanan en büyük ayıplarından birisi. Çünkü, hem "Başörtülüler artıyor" diye şikayet ediyorlar, hem de başörtülüleri, türbanlıları hayatın merkezinden silebilmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Bu çıkışlarıyla yapmak istedikleri de, başörtülülerin yaşamsal damarlarına kaba bir müdahale. Yani, bu ülkeyi kendi çiftlikleri gibi görenlere, yönetenlere, yönetmeye çalışanlara, kavramları eğip bükerek kendilerine dokunulmaz zırhlar inşa eden oligarşik bürokrasiye, "Şimdiye kadar mutlu mutlu yaşadığımız alanlar elimizden kayıp gidiyor. Başörtülüler hayatın her alanında görünür hale geldiler. Buna bir şeyler yapmanız gerekir. Başörtülü dediğin, sıkmabaş olarak hastanelerin müstahdem kadrosunda, tekstil atölyelerinde makine başında çalışabilir. Ama, asla ve kat a Başbakanlık ta, Cumhurbaşkanlığında, Bakanlıklarda görünür olamaz" gibi mesajlar vermeye çalışıyorlar.
Bu ülkede başörtülülerin sayısının artmasından kim korkar Asıl cevaplanması gereken soru budur Kafa kağıdında Müslüman yazan hiç kimsenin Allah ın (c.c.) açık bir emri olan başörtüsünün toplum içinde artmasından memnuniyetsizlik duyacağını zannetmiyoruz.
O halde, "Başörtülülerin sayısı artıyor. Bana müsaade, ben gidiyorum" sözünün altındaki gerçek nedir Kasıt nedir Sanatçı, toplumun sorunlarına duyarlı olmalıdır derken bu paradoksu kastediyoruz. Fazıl Say veya onun gibiler, milletin başörtüsünden rahatsızlık duyacaklarına, insan hak ve hürriyeti faciası olan "Başörtüsü yasaklarına" vurgu yapsınlar. Sanatçı dediğin öncelikle yasakların kaldırılmasını savunur. Çünkü sanat, hürriyet demektir.