Üniversitede bir hocamız vardı. Derslerden fırsat buldukça çeşitli konularda öğütler verir ve bizi hayata hazırladığını söylerdi. Böyle bir zamanda şöyle dediğini hatırlıyorum:
"Gençler! Size bir soru sorulduğu zaman sorunun cevabını bilmiyorsanız, hiç çekinmeden karşınızdaki kimseye/kimselere bilmediğinizi söyleyiniz. Ben üniversite mezunuyum. Bir üniversite mezunu olarak bilmediğimizi nasıl söyleyebiliriz
Bizi önemsemiş ya da bizim bildiğimizi sanıyor ki bize soru soruyor diyerek kendinizi kandırmayınız. Herkesin her şeyi bilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla size soru soran kişiye bilmediğinizi söylemeniz sizi küçültmez, aksine böyle bir hal insanın kendisine güvenin bir neticesidir, bilmediğini bilmek erdemli kılan bir harekettir."
Evet gerçekten bir insan için "bilmediğini bilmek" kadar büyük erdem olmaz. Hocamız erdemli bir şekilde davranmanın gerekliliğini vurgularken, hiçbir zaman nefsimize uymamamızı salık veriyordu bize Fakat insanlar erdemliliğin ne demek olduğunu bilmedikleri, hatta farkında olmadıkları için bilmedikleri konularda ahkâm kesmeyi, olur olmaz şekilde konuşmayı bir marifet sanıyorlar.
Bilmediğini bilmek bir cehalet, bilmediğini bilmemek ise katmerli cehalettir. Dikkat edilirse çevremizde, ülkemizde bilhassa medyada ikinci gruptaki insanların ne kadar çok olduğunu görüyoruz.
Özellikle din konusunda herkes konuşuyor. Şu veya bu şekilde din ile başı hoş olmayanlar daha çok konuşuyorlar. Konuştukça da ne kadar çirkin olduklarının farkında olmuyorlar. Bazan düşünüyorum da, acaba onların bu şekilde konuşmaları hiç kimseye "yarar" sağlamıyor mu Hani üstadın "Ey düşmanım; sen, benim ifadem ve hızımsın/Gündüz geceye muhtaç; bana da sen lâzımsın" demesindeki gibi bir fayda sağlamıyor mu dersiniz
*
Bugün müslümanların düne oranla biraz daha toparlanması, kendilerine sosyal hayatta bir yer bulmaya çalışmaları, mücadele ruhu kazanmalarında, bu tür "çıkış"ların hiç faydası yok mudur En azından yanlış söylenilen bir şeyin doğrusunu bilmediğimizde, bizi cevap vermek için araştırmaya, öğrenmeye sevketmesi bir fayda değil midir
Meselâ müslümanlar için ezan hiçbir zaman sorun olmamıştır. Ama bir zaman gelmiş birileri ezanı sorun etmiş, hatta zecrî tedbirler uygulamış Sonra ne olmuş diye baktığımızda bütün Anadolu ayağa kalkmış ve "yeter!" demiş.
Meselâ başörtüsü müslümanlar için hiçbir dönemde sorun olmamıştır, fakat birileri bunu sorun haline getirmiş ve sorun etmeye de devam etmektedir. Başörtüsünün sorun haline getirilişi elbette yeni bir hadise değildir. Bakmayınız birilerinin eskiden böyle bir şey yoktu demesine... Mehmet Âkif in dörtlüğünü hatırlayınız.
"Sanki olmazmış ilim, her şey gidermiş elden
Atılmayınca örtü, açılmayınca beden
Kızımın namusu batıyor rezilin gözüne
Tükrüğe acırım billâhi tükürsem yüzüne!"
*
Günümüzde "devlet destekli pozitivizm" dayatmasının bir ürünü olan din karşıtlığı olanca vahametiyle arz-ı endam etmektedir. Bu bağlamda ağzına mikrofon uzatılan herkes kin kusmayı marifet sanıyor. Fazıl Say efendiye göre Ortaçağ zihniyeti hortluyormuş... Hangi Ortaçağ ve kimin Ortaçağ ı Türk milleti dindarlaşıyormuş, dolayısıyla böyle bir gelişme onu rahatsız ediyormuş Haa, Atatürk ne diyordu, Türk milletini dindarlaşması konusunda "Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum"
Sen müslüman-Türk milletinin parasıyla Batı da tahsil göreceksin, her dönemde "devlet"in bütün imkânlarından istifade edeceksin, "millet"le hiçbir ilgin olmadığı halde devlet kademelerinden büyük itibar göreceksin, sonra da millete düşman olacaksın. Sen bu halkanın ne ilkisin ne de sonuncusu Bu zamana kadar senin gibiler hep çıktı ve çıkıyor, yine de çıkacak
Yılın 300 günü Batı da yaşayacaksın, yaptığın müzikten millet hiçbir anlamayacak. Sonra kalkıp, "Ey millet dindarlaşırsanız giderim haa!" tehditleri savuracaksın. Arkana bakmadan git, hem de hiç durma!
Daha önceki benzerlerinin yaptığı gibi, bu hareket de milletin uyanması için güzel bir derstir. Birçok insana ciltler dolusu kitap okutsanız, milletin inancıyla, kültürüyle, değerleriyle savaşanların yaptığı kadar etkili olmuyor. Onlar sayesinde millet uyanıyor ve "yeter!" diyor. Güzellerin çirkinlere minnet borçlu olması gibi
Millet size minnettardır "Sayın Saylar!"