Fatura şişirip sorun çözeceğini zanneden arızalı zihniyet!

Abone Ol

CHP’li Bolu Belediye Başkanı Özcan’ın mültecilere yönelik su-katı atık ücretlerinde 10 kata kadar zam yapma önergesi günlerdir tartışılıyor. Mülteci sorununu faturaları şişirerek çözeceğini zanneden kafa! Ne akıl Yarabbi! Vatansız insanlara merhametini esirgeyen arızalı zihniyet! “İktidarımda Suriyelileri göndereceğim” diyen Kılıçdaroğlu, insaflı gibi görünüp, “Belediyeler vatandaşa eşit hizmet vermeli” dedi. Özcan ise, “Onları ben mi çağırdım” diyerek başka telden çalıyor. Merhamet insanlığın yüreğinde taht kurmadıkça, kapitalist zihniyetle kararan kalplerin hükümranlığı sürecektir. Vicdan, Yunus Emre’nin, “Yaratılanı Yaradan’dan ötürü hoş gör” sözünün karşılığıdır; insanlığımızı hatırlatan, yürekleri kuşatan duygudur; empatidir, sevgidir, duyarlılıktır, yardımlaşmaktır; gariplere “hoş geldin” demek, vatanına buyur etmektir; hümanizm maskesi takmamak; ırkçılık yapmamak, hizmette adil olmaktır. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz, “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur” buyuruyor. Özcan’a muhtemelen okumadığı İslam tarihinden çarpıcı Müslüman ilk sığınmacı örneğini verelim: Habeşistan Kıralı Necaşi ülkesine sığınan Müslüman muhacirlerin iadesini isteyen Kureyşlilere verdiği tarihi cevap: “(Müslümanlara) Ülkemde istediğiniz yere gitmekte serbestsiniz, size kötülük edenlerin vay haline! Vay haline! Vay haline! Dağlar kadar altın da verseler sizden hiçbirinize eziyet etmem. Kureyş elçilerine hediyelerini iade edin! Benim hediyeye ihtiyacım yok.” Meğer merhametsiz, adaletsiz Bolu Beyi ölmemiş... Hükümranlığına belediyede çağdaş versiyonla devam ediyor. Mülteci sorununu bu arızalı zihniyet mi çözecek? Hadi oradan! Bu arada sınırlarımız Taliban zulmünden kaçan Afganlar dolayısıyla kevgire döndü. Erdoğan mülteci sorununa, “Finansmanı iyi yönettiğimiz için bunu başarıyoruz” dedi. Suriyeliler için 50 milyar dolar harcadık. Mültecilere bariyer olmamızı bekleyen, hümanizm maskeli, ikiyüzlü, vicdanlarının karanlık odalarına kaçan Batılı adam, sırtımızı sıvazlamaktan başka ne yapıyor? Taahhüt ettiği üç kuruşu neden vermiyor? Neden hesap sormuyorsunuz? Bu sorunu neden bize yıkmaktalar?

* * *

Orman yangınlarında yüreklerimiz yandı, ciğerlerimiz kavruldu. İktidarla muhalefet kayıkçı kavgasındalar. Eksiklikleri görmek, ders alıp acil eylem planlaması yapmak gerekiyor. Yangınlara müdahale ve kontrol altına alma kabiliyetimiz yeterli miydi? OGM envanterinde neden yangın uçak filosu yok? Bakan Pakdemirli, “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla uçaklar alınacak” dedi. Erdoğan’ın iki dudağının arasındaki, her şeye tek adamın karar verdiği patinaj yapan sistemi bunun için eleştiriyoruz. Uçaklar, helikopterler neden alınmamıştı? Hazırlık yok, koordinasyon yok! Felakete, “Kervan yolda düzülür” mantığıyla kiralamayla, yardım bekleyerek neden müdahale edildi? Hurdalık THK neden kapatılmadı, memleket yanarken düğünlerde gezen kayyım neden görevden alınmadı? Devlet adamı sorumluluğu, vatandaşının can-mal emniyetini sağlamak, ülkenin taşında toprağındaki fidanını, börtü böceği korumaktır. Dicle kenarındaki koyunu kurttan sakınan Hz. Ömer’i (R.A.) örnek almaktır. Çözüm üretmektir! Muhalefetle didişmek, sağa-sola ayar vermek değildir. Toparlayıcı üslupla milleti teskin etmektir, yüreklere su serpmektir, acıları azaltmaktır. Erdoğan, ciğerleri kavrulmuş milletin üzerine çay paketi fırlatıyor. Bu ne sorumsuzluk? Birileri de, “Yaptığımız yanlıştır” demiyor. Memleket yanarken Erdoğan imzasıyla Somali’ye 30 milyon dolarlık hibe kararı alındı. Bu cömertlik ve hovardalık doğru mu şimdi? Madem paramız var, felaketin yaralarını sarmaya neden kampanya başlatıyorsunuz? Bu parayla kaç yangın söndürme uçağı alınır? Söyleyin!