Farklılıklara rağmen birlikte yaşamak!..

Abone Ol

Öncekİ gün Suruç’ta meydana gelen canlı bomba olayı ve 30’u aşkın insanımızın hayatını kaybetmesi ile ilgili olarak geçen zaman içinde söylenmedik söz kalmadı. Açıklamaların ortak noktasını da olayın terör eylemi, sorumlusunun da IŞİD terör örgütü olduğu oluşturuyordu. Özellikle Başbakan Davutoğlu eylemi IŞİD’in yaptığı hususunda bazı bilgiler olmasına rağmen araştırmalar sonucu mesele netlik kazanmadan kesin bir şey söylenemeyeceğini dile getiriyordu. Bu arada Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye benzetmek istendiği, olayların arkasındaki üst akla dikkat çekiliyordu. Ancak, üst aklın tarifi konusunda çekimser kalınıyordu. Yani, bölgemizi ve ülkemizi karıştıran bir üst akılın varlığı konusunda görüş birliği olmakla birlikte nedense üst aklın adı konulmuyor/ konulamıyor. Halbuki olayı meçhul bir üst akıla havale etmekten önce bu üst aklın tarifi ve millete açıklanması gerekiyor. Ne var ki ülkemizde bu yapılamıyor. Niçin yapılamıyor Acaba bu üst akıl adının konulamayacak kadar güçlü olduğu için mi, yoksa isminin konulması başımıza daha büyük belalar açabileceği için mi Ancak, korkunun ecele faydası olmadığının bilinmesi; bu üst akıl sahipleri ile ilişkilerimizin ya gözden geçirilmesi ya da meçhul bir tehlikeyi iki de bir gündeme getirmemek ama gerekli tedbirin alınması, belirlenen tavrın en azından diplomatik yollardan ortaya konulması gerekiyor.

Terör eylemlerinin hedefini ve maksadını doğru belirlemek gerekiyor. Bu yapılabilirse terörün tuzağına düşmeyiz. Aksi halde bir takım çevreler terörden yararlanmak gibi yanlış tavır sergilerlerse bundan herkes, hepimiz zarar görürüz. Artık biliyoruz ki, ülkemiz ve bölgemiz üzerinde bir takım hesapları olanlar hedeflerine ulaşmak için ülkemizde ve bölgemizdeki farklılıkları ön plana çıkartarak çatışmanın zeminini hazırlıyor. Ne yazık ki, bu oyuna gönüllü olarak gelenler olduğu gibi, işin farkına varmayanlarda alet oluyorlar.

Böyle olmasaydı bölge ve İslam dünyası olarak bir çatışmanın ortasında kalır mıydık Bu ülkede farklılıkların zenginlik olduğu ısrarla tekrarlanmasına rağmen farklılıkları zenginlik olarak kullanamadık, gerektiği gibi yararlanmadık. Yılarca birlikte yaşayan gruplar birbirine düşürüldü. Niçin çatıştıklarının ve kavga ettiklerinin farkına bile varamadılar. Kolayca provokasyonlara alet oldular. Meseleye bu açıdan baktığımızda son terör eyleminin de ülkemizi aynı ortama çekme yönünde gerçekleştirilmiş bir eylem olduğu görülür. Ülkemiz üzerinde planları olanların oyununa gelmemek için farklılıklara rağmen birlikte yaşamayı öğrenmek durumundayız. Farklılıkların zenginlik olduğunu tekrarlamaktan çok bu konuda samimi olmak gerekiyor. Özellikle de Irak, Suriye, Yemen Afganistan’da meydana gelen olaylar bize ders olmalıdır. Çünkü tüm bu ülkelerde farklılıklar vardır, olması da gayet doğaldır. Ülkemizde huzurlu bir hayat sürmenin yolu farklılıklara tahammül ve birlikte yaşayabilmekten geçer. Bu gerçeği gördüğümüz zaman birbirimizi her fırsatta ötekileştirmeden, herkesi kendi şartları içinde değerlendirebiliriz. Kaldı ki, toplumları birlikte tutan unsur adalettir. Adaletin olmadığı bir aile içinde bile huzuru ve barışı sağlamak mümkün olmayacağını unutmamak gerekiyor. Eğer son terör eylemi birbirimize olan mesafemizi daha fazla açmak yerine kapatma yönünde bir vesile olabilirse düşmanlarımıza istedikleri fırsatı vermeyiz. Ama aksi olurda farklılıklarımızı birer ayrışma sebebi haline getirirsek birlikte yaşamak zorlaşacağı gibi daha çok acı çekilecektir.

Hepimize düşen terör örgütlerinin ve ülkemiz üzerinde hesapları olan yabancı istihbarat örgütlerinin oyununa gelmemektir.