Farklı etnik gruplar birbirini tanıyor mu?

Abone Ol

Ülkemizde küçüklü büyüklü 38 farklı etnik kökene mensup insan yaşıyor. Aynı topraklarda yaşayan bu insanlar birbirlerini ne kadar tanıyorlar Geçmişimizi tanırsak geleceğe daha emin adımlarla yürürüz.

Bizi bir arada tutan değerleri bilmeliyiz. Önümüzde Osmanlı örneği var. Osmanlı, birbirinden farklı kavimleri huzur ve barış içinde bir arada yaşatmayı başardı.

İşte bir örnek: Ermenilerin dünyadaki imajları sıkıntılı! Fakat Osmanlı içinde “tebâ-yı sâdıka - devletine bağlı halk” unvanını aldılar. Diğer kavimlerle de, etnik köken gerekçesiyle ciddi bir problem yaşanmadı.

Peki, bunu sağlayan değer neydi : Adalet. Osmanlı, himayesindeki kavimleri adaletle yönetti. Hakkı üstün tuttu. Azınlık da olsalar onların haklarını sonuna kadar korudu. Batılılar azınlık hakkının ne olduğunu Osmanlı’dan öğrendi. Fakat bunu adil uyguladıkları söylenemez. Neyse, bu Batılıların problemi!

Biz Müslümanız. Mümin olsun, olmasın, kul hakkının ne olduğunu bilenlerdeniz. Müslümanlığımız bize gayrimüslimlerin de tüm temel hak ve hürriyetlerini teminat altına alma görevini yükler. Adaletli davranış, insan kalbinin derinliklerine kadar nüfuz eder.

Osmanlı’da hâkim unsur Müslümanlardı. Akif, böyle bir toplumun geleceğini şöyle çizer: “Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan; / Kaldırın ayrılık esbâbını artık aradan. / Müslüman, fırka belasıyla zebûn bir kavmi, / Medeni Avrupa üç lokma edip yutmaz mı ”

BİRBİRİMİZİ TANIYALIM

Birbirimizi tanıdıkça daha çok sevecek, bir arada yaşamaktan mutluluk duyacağız. Ülkemizde farklı kavimler bir arada yaşıyor. Nüfus çoğunluğunu oluşturan Türkler ve Kürtler üzerinden örnek vermek isterim. Ümit ederim, diğerlerini de ayrıca ele alma fırsatı olur.

Tarih boyunca, bizde farklı kavimleri birbirine bağlayan en güçlü harç İslam oldu. Türkler ve Kürtler de İslam’la şereflenerek et ve kemik misali birbiriyle kaynaştılar.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin yüzde 80’i Hz. Ömer’in (ra) komutanlarından İyaz Bin Ganem öncülüğündeki İslam orduları tarafından fethedildi. (639 ve onu takip eden yıllar) Kürt halkı Müslümanların adil tavrı ve kul hakkı konusunda titizlik gösteren ulvi anlayışına karşı ciddi bir direniş göstermedi. O bölgede yine Kürt halkı yaşamaya devam etti. Bu halk 636 yılında İslam’la tanıştı. Hiç bir zaman inancını bırakmadı.

Bugün sadece Diyarbakır’da 500 civarında sahabe medfundur. Halit bin Velid’in (ra) oğlu Süleyman (ra) da o fetihler sırasında şehit düştü. Diyarbakır’ın en tarihî camisi Süleyman Camii adını taşımakta, haziresinde 27 şehit sahabe yatmaktadır.

Kürt halkı 8. yüzyılda gruplar halinde İslam’a girdi. Kürt kökenli komutan Selâhattin Eyyûbî 1187’de Kudüs’ü fethetti. Defalarca Haçlı sürülerini püskürttü.

1071’deki Malazgirt Savaşı’nda Alp Arslan ordusunun dörtte biri Kürt kökenliydi. Yavuz Sultan Selim döneminde de Kürtler büyük hizmetler yaptılar. Kürt kökenli liderlerden Eşref-i Bitlisî’nin mücadelesi çok meşhurdur.

Sevr Antlaşmasını ilk yırtıp atanlar Kürtler oldu. Bu konuda Mahmut Berzenci’nin tavrı efsaneleşti.

BİZ AYNI AİLENİN FERTLERİYİZ

Türkler, Çinlilerle yaptıkları savaşlarla meşhur! Çinlilerle çetin bir savaşa girmek üzereyken, Müslüman komutan Horasanlı Ebu Müslim’den yardım istediler. Ebu Müslim Türklere güçlü bir ordu gönderdi. Türkler Talas Savaşı’nda Çinlileri yendiler. (751) İslam dini Türklerin ilgisini çekti. Ferdi olarak Müslüman olmaya başladılar. Karahanlılar (860), Gazneliler (963) ismiyle İslam devletleri kurdular. 10. yüzyılda neredeyse Türklerin tamamı Müslüman oldu.

İslam’a büyük hizmet ettiler. Selçuklu, Osmanlı devletlerini kurdular. Malazgirt, Kosova, Varna’da destanlar yazdılar. İstanbul’u fethederek Bizans’ı yıktılar. Tarihin seyrini değiştirdiler. Mısır’ı fethettiler. 20’den fazla seferde Haçlıları püskürttüler. Büyük ilim ve devlet adamları yetiştirdiler. Çanakkale harikasını oluşturdular. İçlerindeki farklı kavimlerin de desteğini aldılar.

Türk, Kürt ve diğer Müslüman kavimlerin birlikteliği, batılın saltanatını sarstı. Müslümanlar arasına fitne tohumları saçmaya başladılar. Bu fitnelerin en tehlikelisi kavmiyetçilikti. Akif, Osmanlı’nın yıkılış sürecinde uyarmıştı: “İslam’ı temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir.” (1912) Sonrası malum.

Bugün de aynı fitneyi tahrik ediyorlar. Artık aynı tuzağa düşmemeliyiz. Allah-u Teâlâ insanları kavim ve şubeler halinde yaratmasının sebebini “liteârafî - birbirinizle tanışmanız için” (Hucurît, 13) şeklinde açıklar.

Ortak paydamız Müslümanlık. İslam’ın değerlerinde birleşecek, düşmanlarımızın tuzağına düşmeyeceğiz. Türk kökenli Muhammed Hamdi Yazır’la, Kürt kökenli Said Nursi’nin aynı ulvi amaçlar uğrunda çalıştıklarını unutmayacağız.