Vehbi Dinçerler anlatıyor:
Bakan 13 medya patronu Özala ültimatom çekti. Suikasttan sonra geldiler. Birçok şey konuştular, onun görünür sonucu Mehmet Keçecilerin teşkilat başkanlığından alınmasıdır. Keçecileri teşkilat başkanlığından alacaksınız yoksa Türkiyeyi başına yıkarız dediler.
O akşam Turgut Bey Keçecileri feda etti. O tutum bizim kırılma noktalarımızdan biridir, maalesef.
Hürriyetin sahibi Sedat Simavi daha 1984de Birinci kuvvet benim diye Hürriyet gazetesinde manşet attı. Ertesi gün de Hürriyetin kuruluş yıldönümüne davet edildik hepimiz. Tam bir tezgâh. Biz gitme dedik, Özalı bizzat aradı. Turgut Bey Adam telefon açtı ağlıyor dedi. Sen varsan parti var, seni yok etmek istiyorlar, prim verme diye direttik. Simavi özür diledi dedi. Manşet atıp özür dilesin dedik. Ancak merhamet, şefkat duygularını aşırı hareketlendirerek onu ikna ettiler. Hürriyet gününe gitti, çoğumuz gitmedik.
T.Özalın ikinci adam olduğunun ispatıdır, en yakınındaki arkadaşının bu anlattıkları. Lakin daha önemlisi, 28 Şubat medyasının ne zaman, nerede, nasıl oluturulduğunu da gösteriyor bu anlatılanlar.
Ve burdan varın Millî Gazetenin önemine.
Bugün 2 Nisan 2011 Cumartesi. Millî Gazetenin manşetinde Peresin davetine itiraz var.
"Eli, Gazzeli çocukların kanına bulaşan katil Peres bu ülkeye giremez! Sakın Gelme!"
Bu haberden hiç haberi yok bu ülkenin diğer gazetelerinin. Rastgele bakalım:
Hürriyet, eski rakibi Uzanların bir haberiyle başlamış. "AİHM tazminat isteklerini reddetti!"
Hemen alttaki Başbakan Erdoğanın "Kaygıyla izliyorum" demesi Suriyeye uzanıyor. Oradaki olaylarmış kaygıyla izlenen. Türkiyenin gidişatı değilmiş.
Yan haber: Japonyadaki nükleer tesisteki tehlike. Amerika santralı toprağa gömecek. Amerika büyük devlet havasına hasret mi kalmıştınız Okuyun.
Hürriyetin Peresten haberi yok.
Sabah da Uzan haberiyle başlamış birinci sayfasına. Altındaki ise yine Başbakan Erdoğan. Kazanacağı 12 Haziran seçimi ile ilgili espri yaparken, Ortadoğuyu anlatıyor gazetecilerine. Lakin Peresden onun da haberi yok.
Ne diyelim Sabah ola hayır ola!
Milliyet YGSdeki şifreleri çözmeye çalışırken birinci sayfasında, o da Uzanın adresi bar ile ilgilenmiş fotoğraflı haberinde.
Oniki kutu haberinin hiç birinde bir Peres haberi yok Milliyetin. Demek ki geldiğinde ancak haberleri olacak Peresten.
Diğer gazetelerin kimi ülkemin cinayetleriyle ilgilenirken kimi haber olsun, sayfa dolsun derdinde.
Millî Gazete bu ülkenin sesidir.
Bir kere daha duyuralım, dedik!
Fenerbahçeli olmak normalliktir
G. Saray yöneticisi Işın Çelebi, "Beyaz Türkler imparator gibidir. Emretmeyi severler.
Biz ise zenciyiz, tebaa yani sade vatandaşlarız" diyor ve devam ediyor. "G. Sarayda şöyle bir tavır var. Beyaz Türkler var. Bir de Zenci Türkler... G. Sarayda gördüğüm bir imparator ve etrafı var. Bir de tebaalar var, yani sade vatandaşlar."
Duygulu olduğu anlarına çok şahit oldum ama onu bu kadar mahzun gördüğümü hatırlamıyorum. Anlatacakları vardı, biliyorum. Dinlemeye hazır olmamı sabırla bekledi. İstiyordu ki ağzından çıkan hiçbir kelime boşlukta savrulmasın; yüklendikleri onca ağırlığa rağmen... Tek tek tutmamı, sahiplenmemi istiyordu o kelimeleri. Ben de öyle yapacaktım. Hasretle baktım gözlerine.
Etyemezli Aptiden bahsediyorum. Sohbetlerine ara sıra sizi de ortak ettiğim gençlik yıllarımın kokusu Etyemezli Aptiden... Biliyorsun dedi, ben bir Fenerbahçeliyim. Evet biliyordum. O bizden farklı bir Fenerbahçeli idi. Farkı: Bizim rakip bildiğimiz diğer takımlara dua eden bir Fenerbahçeli olması. O anlatıyor:
İlk gençlik yıllarımda biz de top oynardık mahalle aralarında. Maçlarımızın adı hep FB-GS olurdu. Baharın çamuruna ya da yaz sıcağının tozuna çok bulanırdık arsalarda, beşe beş, altıya altı eşleştiğimiz o maçlarda.
Haydi bir maç yapalım dediğimizde, üç GSli bir BJKlı; oldular mı dört kişi İki FBli verirsek, altıya altı koşturacağız demektir. Hep sahada olduklarında ancak birer artardı sayıları. Diğer şehirler gibi, bizim orada da herkes FBli.
Hangi iki arkadaşımızı verirdik onlara Daha az yakışıklı olanlarımızı elbette. Niye mi Denge bozulmasın diye. Yani rakibin dengesini, uyumunu gözetmek de bize düşerdi. Alınır mı idi oraya gönderdiğimiz arkadaşlarımız Hayır! Çünkü bir görev dolayısıyla orada olduklarının şuurunda idiler. Futbolun bir ayak oyunu olmadığını ve bir mücadele olduğunu pratikte gösteriyorlardı onlara. Sayıları bize rakip olma seviyesine ulaştığında, üslubumuz böyle olmalı, demek istiyorlardı. Dar alanda kısa paslaşmalar ya mektep sınıflarında, ya da çarşı tezgahları arasında olurdu; biliyorsun.
Biliyordum. Etyemezli Aptinin bu anlattıklarını ben de biliyordum. Hangi şehirlerde çocuklar yaşamadı böyle anıları, bahçelerden arta kalan arsa parçalarında Bilmediğim sözü nereye getireceği idi Etyemezli Aptinin Acaba dualarını sorsam mı
Ben hep dua ettim onlara. Sizin de "aziz" başkanlarınız olsun dedim. Zorla güzellik olmaz derler ama biz zorlamadık ki. Onlara dua ettik sadece.
Etyemezli Aptiyi anlıyordum. Üzüntüsünü de... Aldırma dedim. Onlar üzmeyi iyi bilirler. Sen yine iyiliğini iste onların. Çünkü bize lazım onlar. Bu ülkenin renklerine onların da katkısı olsun, biraz.
İşte böyle!
Seçimler yaklaşırken yine aynı oyunu sahneye koyuyor bu ülkenin kartel medyası
Oyunuzu AKPye vermez seniz CHP gelir.
Solcu olmayan seçmen yüreklerine salınan bu CHP korkusu altmış yıldır batıcı/Liberal partileri iktidar yaptı.
Aslında CHP de memnun bu durumdan.
Çünkü iktidarda olan hep o. Boşuna mı AKPliler hâlâ ağlaşıyorlar muktedir olamadık diye.
RPnin birinci parti olduğu seçimlerde kırılmıştı bu korku. Bugün tam zamanıdır; Saadete ermenin, Saadete gelmenin, CHPyi oradan kaldırmanın tam zamanıdır...
YAVRUM MESUT VE THE ŞAPGALI BABA
Önce beyaz kirlenmiş
- Duydun mu the şapgalı Baba! Çocukların katillerini bulmuşlar yahu.
- Sen ne demek istiyorsun yavrum Mesut Binaenaleyh sıra gençlerin katillerine mi gelecek diyorsun Benim haberim yok yavrum Mesut. Ben şapgamdan sorumluyum. Şapgamı alıp, gittim.
- O kadar uzağa gitme the şapgalı Baba. Biraz yaklaş yahu.
- Nereye yaklaşayım yavrum Mesut Binaenaleyh iki adım ötede nizamiye var. Ben tankların üstüne çıkamam. Tanklar benim üstüme çıkar diye fevkalade korkuyorum.
- Korkma, sönmez bu şafaklarda the şapgalı Baba.
- Ne oldu yavrum Mesut Binaenaleyh balyoz ihtilali mi oldu, balta ihtilali mi Fevkalade korkuyorum Yavrum Mesut.
- Bembeyaz oldun the şapgalı baba. Korkma yahu.
- Ne beyazı Beyaza bir şey mi oldu yavrum Mesut Binaenaleyh yaş günü için bir daha arayalım mı Yapacak başka bir işimiz yok.
- Ben de onu diyecektim the şapgalı Baba. Lafı ağzımdan aldın. Beyazı arayan aramış, bir de sen arama yahu.
- Kim aramış, nerde aramış, niçin aramış Binaenaleyh beni de sormuşlar mı Ben de fevkalade Türk beyazıyım. Beni de ararlar mı
- Yani beyaz Türk diyecektin the şapgalı Baba. Seni sormamışlar. Cinayetlerin "zirve"sini sormuşlar.
- Ben devletin zirvesinde oturdum yavrum Mesut. Binaenaleyh devlet durup dururken cinayet işlemez. Beyaz, şovu bırakıp cinayet programı mı yapıyormuş Binaenaleyh Sedalanmış mı, sevdalanmış mı Bari evlenme programlarına çıksaydı. Fevkalade ayıptır, günahtır, yazıktır.
- Oho! Sen de tvlerin neresine bakıyorsun yahu. O beyaz değil the şapgalı Baba. Senin beyazın var ya, işte onu aramışlar.
- Benim Bayazım kim yavrum Mesut Binaenaleyh benim beyazlığım bana yeter. Türküm, doğruyum, çalışkanım. Rengi rengine, dengi dengine...
- Amma yanlış anladın the şapgalı Baba. Ben tvlere çıkan, kalıbı sana uyan, kafası cinali, saçı kınalı Beyazdan bahsediyorum yahu.
- Renk körü müsün yavrum Mesut Binaenaleyh onun neresi beyaz Beyazın tersine beyaz demek fevkalade hatadır, ayıptır, günahtır.
- Arayan beyazını bulur the şapgalı Baba. Biz işimize bakalım yahu.
- Bizim ne işimiz var yavrum Mesut Binaenaleyh eleğimizi nereye koymuştuk
- Öyle deme the şapgalı baba. Şimdi sivil itaatsizlik zamanı.
- Sen ne zaman sivil oldun yavrum Mesut Binaenaleyh askerliğin kısalmasının seni sivil yapacağını düşünüyorsan fevkalade yanılıyorsun. Git tankçılara tekmil ver.
- Sivil itaatsizlikten bahsediyorum the şapgalı Baba. İtaat etmeyeceğiz yahu.
- Ben hiçbir zaman bir sivile itaat etmedim, itibar da etmedim. Binaenaleyh kurtarma işini siviller yapamaz. Tanklar, tüfekler fevkalade itaat aracıdır yavrum Mesut.
- Ben arkadaşlarla sivil itaatsizlik yapacağım the şapgalı Baba.
- Bana arkadaşını söyle, adının Kemal olduğunu söyleyeyim yavrum Mesut. Binaenaleyh kasetsiz mi olmak istiyorsun, itaatsiz mi Fevkalade bir karar ver yavrum Mesut. Haydi güle, güle...
DAYAN KONYA
Bu ülkedeki Futbol Federasyonunun ve onun hakemlerinin, her birinci lige çıkışında "Düşürülecek takım" gözüyle baktığı bir Konyaspor var.
Bu gerçek geçmiş yıllarda böyle idi, bugün de böyle. Lakin ne umurundadır bu durum hükümetin, ne de futbolla ilgilenen basının.
12 puanımızı yediler, diyor Başkan Bahattin Karapınar. Bu haksızlığa hükümetin ve onun federasyonunun sağır kalmasını anlamak kolay. Bakış açılarını söyledik. Futbol yorumcularını da anlarız İcbaında; hangi kapsama alanında olduklarını bildiğimizden.
Anlamadığımız şu: Neden Konyaspor maçını yöneten hakemlerde utanma duygusu yok.
12 Haziranda Konyaspor seyircisi ve sevenlerine çok iş düşüyor.
KİM
Başbakan Erdoğan 2011den sonra "usta" olacakmış.
Olabilir.
Mematisi kim olacak Sorusu akıllara gelirse, yanlıştır.
Doğrusu, Mematisi hangi gazete olacak şeklinde olmalıdır.