Alternatif kelimesi sevmediğim kelimelerden biridir.
Özellikle de değişim istenilmesi konusunda kullanıldığında hiç hazzetmiyorum.
İster edebiyatta ister siyasette isterse hayatın değişik alanlarında
kullanılsın alternatif kelimesini sevmiyorum. Eğer bir konuda değişim
isteniyorsa bu, alternatif kelimesiyle ifade edilmemelidir. Veya da şöyle;
herhangi bir konuda istenilen değişim eğer ciddiyetsiz bir istek ise alternatif
kelimesi kullanılıyor. Çünkü istenilen değişimde değişimi isteyen eğer ciddi
bir değişim istiyorsa alternatif kelimesini kullanmaz. Kullanmamalıdır. Bir
insan herhangi bir konuda hem değişim istiyor hem de alternatif kelimesini
kullanıyorsa aslında demek istediği o koltuktan sen in ben çıkayım demektir.
Biz filanın alternatifiyiz demek bizim onunla aslında herhangi bir farkımız yok
sadece o orada biz buradayız demektir. Oysa değişim isteyen kişi, o orada biz
buradayız demez; biz o kişiden çok farklıyız, hiçbir benzerliğimiz yok; eğer
onun olduğu yerde biz olsaydık çok farklı olurdu; radikal bir durum yaşanırdı
demek isteyen kişidir. Değişim alternatifle olmaz; değişim radikal olgu, olay
ve tutumlarla olur.
Önce olgu meydana getirilmelidir. Yani önce olgu
yaratılmalıdır. Sonra olaya (aksiyona) geçilmeli. Olgu ortaya konuldu, aksiyona
geçildi. Yeterli mi Hayır. Tutum ortaya konulmalıdır. Ortaya konulan olgu
aksiyona geçmezse değişim olmaz. Olgu aksiyona geçti. Yeterli mi Değil.
Yaratılan tutum ortaya konulmalıdır. Ancak ortaya konulan radikal olgu aksiyona
geçirilip yeni tutumlarla kalıcı hale getirilirse, o zaman değişim meydana
gelir.
Türkiye de iktidar partisi halkın lehine değişim istiyor.
Bu güzel bir düşünce. Değişim istemek sadece istemekle olacak bir iş değil;
hani atalarımız demiş ya lafla peynir gemisi yürümez, yürümüyor nihayetinde.
Şu; bir kurumun müdürünü, genel müdürünü, genel başkanını değiştirmekle o
kurumdaki temel düşünce değişmez. Ya ne yapılacak Kurumun ortaya koyduğu
olguyu temelden değiştirecek olgu ortaya konulmalıdır. Bakın alternatif demiyorum
kendine özgü olgu diyorum. Değiştiğinde ne olması isteniyorsa o olgu ortaya
konulmalı. Olgu yaratılmalıdır.
İstanbul Şehir Tiyatroları nın değişmesini istiyor
iktidar. Ne yapıyor bunun için İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat
Yönetmeni ni değiştiriyor. Peki, istediği değişim oluyor mu Maalesef olmuyor.
Neden Tiyatroya dair bir olgusu yok iktidarın. Tiyatro sanatını temelden
değiştirecek bir olgusu yok. Bir kere daha başta, tiyatro nedir sorusunu
hâlihazırdaki kalıplaşmış tiyatro tanımının dışında tanımlayabilecek bir
düşünceye, birikime sahip bir tiyatro sanatçısı yok. Önce hâlihazırdaki tiyatro
tanımını, dahası tiyatro algısını ortadan kaldıracak fikri olan sanatçı olması
gerek. Var mı, yok. Neden yok Tiyatro sanatı üniversitelerde öğretilirken
günümüzdeki tiyatro olgusuna göre öğretiliyor. İktidar bu olguyu yani halkı
rahatsız eden cinsel içerikli olguyu değiştirmek istiyor; en azından ben iyi
niyetli bir şekilde böyle düşünüyorum. Sadece koltuğu biz kapalım da gerisi
önemli değil düşüncesiyle hareket ettiğini biliyorum da şimdilik bilmezlikten
geliyorum. Peki, cinsel içerikli tiyatro olgusunun dersi nerede veriliyor Tabi
ki ülkemizin üniversitelerinde. Tiyatro eğitiminde bütün sınıfın gözü önünde
öğrenciye sol el yaptırılıyor. Niye Perdeyi yırtsın diye. Yani sahnede oyun
oynarken utanmadan oyunu rahatça oynayabilsin diye. Bu eğitimin başka türlü
verilmesinin mümkünü yok mu Bence var! Ama beni kim dinler ki. Zaten sorun da
burada ya yeni fikri olanlar dinlenmiyor. Sanata particilik gözüyle bakılıyor.
İktidarın yetişmesini sağladığı özgün bir tiyatro sanatçısı yok. Oysa ondört
yılda tiyatro olgusunu temelden değiştirecek bir tiyatro sanatçısı
yetiştirilemez miydi Yetiştirilirdi ama yetiştirilmedi. Müdürle kurum değişmez
kurumun yapısını değiştirirseniz kurum değişir.
Kurallar (sistem olgusu) değişmedikten sonra ha Ali
gitmiş Veli gelmiş ha Veli gitmiş Ali gelmiş ne fark eder!