Fare dağ doğurdu: Bush öhö öhö yaptı ?I-

Abone Ol

Bir deyimi ters yüz ettiğimin farkındasınız. Aslında deyimi ters yüz ettiğimi düşünmeyin, ters yüz olan veya edilen şeyleri ifade etmek için böyle bir yola başvurduk. Nasıl bir oyunun içinde evrilip çevrildiğimiz ortada. Ancak bunu görmenin, anlamın bir fehm gerektirdiğini vurgulayıp duruyoruz.

Dünyayı yönlendiren güçler bilgilendirme araçlarıyla, neyi nasıl sunmak isterlerse öyle yapıyorlar ve bunda da başarılı oluyorlar. Son günlerde oynanan oyunun nasıl bir noktaya çekildiği ortada. Bir senaryo hazırlandı, oyun kurgulandı, oyunun aktörleri, gönüllü değil, istekli değil, zoraki rol aldırıldı, sonuç istenilen düzleme çekildi.

Elimizdeki imkânlar, güçler, fırsatlar heba olup gidiyor. Bırakın heba olmayı, kendimiz de bu oyunun içinde savrulup durmadayız. Belleklerimizde oluşturulan yıkılmaz dünyanın tek gücü olarak kabul edilen, kendisine tanrısal bir güç vehmedilen abede önünde diz çöküp durulmaktadır.

Biz İslâm milletiyiz. İslâm milleti içinde yer alan kavimler de İslâm dır, Müslüman dır. Hiçbir dinde, toplulukta olmayan bir güç, manevi ruh Müslümanlarda bulunmaktadır. Ne yazık ki, İslâm milleti birbirine düşürülerek, küçük oyunların ve çıkar ilişkilerinin kurbanı edilerek yok edilmektedir.

Abede kafasına koyduğu ve yürürlüğe getirdiği süreci, kendi açısından başarılı, ama biraz zahmetli sürdürmektedir. Ortadoğu ya yerleştirmek istediği yeni sistemi, kurguyu adım adım gerçekleştirmekte. Bizler asıl olana değil kuklalara gözümüzü dikmiş onlara öfke kusmaktayız. Çünkü senarist rol dağılımını yaparken kime nasıl bir görev verdiğini iyi biliyor. Oyunu istediği gibi de yönlendiriyor. Tabii rolünü başarıyla yerine getirenler ödüllendiriliyorlar.

Bir şeye iyi dikkat etmek gerekir. Kürtler, Türkler kadar sahih Müslüman dırlar. Kürtlerin içinde İngiliz Amerikan kuklaları olduğu gibi, Türkler de de vardır. Rol alanları bir kenara bırakıp bir milleti bütün olarak hedef almak tehlikeyi büyütür cepheyi genişletir. Abede, geçmişte kendisine kukla olarak kullandığı Saddam ı atmış onun yerine yenilerini getirmiştir. Talabani, nasıl oluyor da bugün Irak ın devlet başkanı oluyor Olması haksızlık mıdır, hakkı değil midir, konuya bu açıdan bakmıyoruz. Ayraç içinde şunu vurgulayalım ki, Kürtler tarih boyunca Devlet e başkaldıran bir halk değil, dinine nasıl sadakatle bağlı ise, Devletine de öyle bağlıdır. Geçen yüzyılın başına kadar Kürtlerin Devlete karşı bir başkaldırısı yoktur. Devletin en çok güvendiği bir halktır. İngiliz emperyalizmi bölgeye girdikten, coğrafyayı parçaladıktan, İslâm milletini parçalara böldükten sonra Kürtler dört parça olmuşlardır. Büyük bölümü Türkiye sınırları içinde, Irak, Suriye, İran a pay olunmuşlardır. Kürtlerin isyanları da geçen yüzyıldan itibaren başlamıştır. Şeyh Sait isyanı bir Kürt milliyetçiliği kalkışması değildir. İngilizlerle işbirliği de yoktur. İstiklâl Mahkemeleri savcısı Ahmet Süreyya Örgeevren anılarında, kendisine "İngilizlerle niçin işbirliği yaptığına" dair sorulan soruya verdiği cevap ilginçtir. "Ben İngiliz mingiliz bilmem. Ben şer i şerif için bu cihadı yaptım" diyor. Sonraki ayaklanmalar milliyetçi hareketler tamamen İngiliz, Yahudi eksenli olarak gelişiyor. Talabani nin kimlerle işbirliği yaptığı, hangi ilişkiler içinde olduğu tarih kayıtlarında bellidir. Bugün Irak devlet başkanıdır.

Barzani ailesi nakşidir, doğrudur. Fakat Mesut Barzani bugün Türkiye deki liberallerden ve Amerikancılardan farklı değildir. Türkiye de ortaya atılan tezler iyi incelenmeden, araştırılmadan, üzerinde durulmadan bir kör dövüşüne dönüştürülmektedir. Çok değil bundan bir zaman evvel Barzani nin Yahudi olduğuna dair bir tez ortaya atıldı. Şu sıralarda da Kürt Yahudileri diye bir kavram kullanılıyor. O zaman bunun bir karşıtı da çıkar. Türk Yahudileri diye. Zaten bu tür iddialar ortaya atılır, ondan sonra içinden çıkılamaz bir yumağa dönüşür. Müslüman Kürtlere Yahudi demek, rencide edip aşağılamak onları oraya itmekten başka bir iş yapılmış olunmaz. 1991 de Kürt liderlere kırmızı pasaport veren dışarı çıkaran Türkiye değil midir Türkiye hangi oyunun içindedir ki böyle bir şeyi yapar. Vermekle kötü mü etti, iyi mi etti bunu tartışmıyoruz. İngiliz-Amerikan-Yahudi eksenli gelişmede neyin nasıl olduğuna niçin dikkat edilmiyor.

Ve asıl söyleyeceklerimizi söyleyemedik. Devam edeceğiz.