Fakir sevmeme hastalığı

Abone Ol

Kuzeni, kardeşi, komşusu, arkadaşıydı ya da.

Toplantıda o konuştukça berikinin kaşı gözü oynuyordu.

İstiyordu ki, hep kendisi anlatsın, teknesini, kotrasını, bütün teknik donanımını sıraladığı arabasını, yazlığını, başta Amerika olmak üzere beş büyük ülkede yolunu gözleyen dayalı döşeli evlerini.

Kuzeni mi, kardeşi mi, komşusu mu, arkadaşı mı kestiremediğim, beraber geldiği kadın ağzını çok nadir açtığında ters bir bakışla susturup sazı eline alıyordu.

Zaten hiç konuşamadan, kendisini tanıtamadan, zengin kadına tamamen ters orantılı, kış günü ince kumaştan elbisesi ile ayrılıp giderken fakirliğinden ötürü özür dilercesine, toplantıya katılanlara değil yere dikti gözlerini.

Fakir sevmeme hastalığından elbet, milli şairimiz Akif’in, bir gelir bırakamadığı yoksul evladı Emin’i de kaldığı o vakıf odasından çıkarıp sokağa atmamışlar mıydı?

Akif’imizin emanetine sahip çıkamamıştık da bir kış günü Emin’in cansız cesedini evsizlikten sığındığı, kendisine bir kuş gibi yuva bildiği kamyon kasasında bulmuşlardı.

Fakat bütün bu umutsuz vak’alara karşın bir bahar meltemi gibi kırk yılda çıkacak hayırlı havadislere rastlamaktayız ceridelerde;

“Öğrencisini sıcak yuvaya kavuşturdu.”

Kayseri’de, yaz aylarında çobanlık yaparak görme engelli anne ve babasına destek olan 9 yaşındaki ilkokul öğrencisi, beslenme çantasız okula geldiğini fark eden öğretmeninin başlattığı yardım kampanyası sayesinde yeni evine kavuştu.

Talas ilçesine bağlı Kepez Mahallesi’nde başkasına ait iki göz evde üç yıldır sağlıksız koşullarda yaşayan, engelli maaşı ile geçinmeye çalışan, anne yüzde 90, baba ise yüzde 50 görme engelli iki çocuklu ailenin hayatı, 3. sınıf öğrencisi Necati Ö.’nün öğretmeni A.Ökmen’in durumu fark etmesiyle değişti.

Ayça öğretmen öncülüğünde başlatılan yardım kampanyasıyla yaşadıkları mahallede kendilerine yeni ev yapılan aile, sıcak yuvalarına taşındı. Hayırseverler tarafından eşyaları alınan ve evleri döşenen aile, yeni yuvalarına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.

Ayça öğretmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beslenme çantasız okula gelen öğrencisi Necati’nin “Evde hiçbir şey yok.” demesi ile başlayan hikâyeden geldikleri bu noktanın kendilerini inanılmaz mutlu ettiğini söyledi.

Ailenin durumunu gördüğünde yardım etmek için harekete geçtiğini ifade eden Ökmen, “Eve gittiğimde yaşam alanları tek göz odaydı. Banyo zaten yok, mutfakta da çok çok eksiklikler vardı, gıda zaten yok. ‘Yok’ nasıl anlatılır bilmiyorum, hiçbir şey yoktu. Ailemle paylaştım, başta ailemle yardımcı oldum. O gün evde gördüğüm tablodan sonra birkaç gün kendime gelemedim. Bugünü bekliyordum ben. Sıcak evlerine kavuşsunlar ki biz de nefes alalım.”

Duyarlı bir kalbin, fakirlerin o ipekten ince yüreklerine dokunmasıyla, ortaya çıkan masalın güzelliği umarım bütün öğretmenlere ışık olur da; fakirlikten, gıdasızlıktan, imkânsızlıktan derslerini çalışamayan öğrencilerine bir nebzecik olsun kol kanat gerebilsinler.