“Fakir fukaraya sabır köşesi, balı yağa katanadır bu dünya”

Abone Ol

Devleti kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda idare etmeye çalışanlar, hiç israftan, lüksten, şatafattan, rantlardan ve hortumlamalardan söz etmiyorlar. Etmiyorlar, hiç etmediler de zaten. Bizimki de laf mı? Etmezler, çünkü kendilerine dokunur. Ama beka diyerek, terör belası diyerek milletin milli duygularını kabartıp, “Amandır pahalılıktan, yoksulluktan söz etmeyin”, “Mili bekanın bir kuru soğan kadar değeri yok mu?”, “Terörle mücadelede bombaya ve kurşuna harcanan paranın hesabını yaptınız mı?” gibi sorular soruyorlar. Doğru söylüyorlar. Fakat bunun cevabını açlık sınırının altında kalan asgari ücretli mi, milyonlara varan işsizler ordusu mu yoksa geçim sıkıntısıyla boğuşan dar gelirli mi verecek? Peki ya onlar? Maaşlarına yüksek oranda zam yaparken, lüks makam araçlarıyla artı bir de korumalarla bir ömür sürerken yani külfeti garibana, nimeti de kendilerine olurken neden düşünmezler? Yoksula kuru soğanı reva görürken, kendiniz acaba kahvaltıda neler yiyorsunuz? Hiç vicdan muhasebesi yapıyor musunuz? Hamasete gelince Erzurum tabiriyle “gırtlakları cırılana kadar bağırıyorlar”. Yani bağırmayın demiyoruz, bağırın ama ses tellerinize yazık olur.

Bugünlerde dikkatimizi çeken bir şey daha var ki muhalefete iktidarın küçük ortağı cevap veriyor. “Bunun hikmeti nedir?” diye insan düşünmeden edemiyor. Yoksa küçük ortağın lideri AK Parti’nin gizli Genel Başkanı mı? “Hayır değil” diyebilirsiniz. O zaman bu işgüzarlığın altında yatan ne? Yoksa “MHP, devlette kadrolaşıyor” varsayımları gerçek mi? Evet bir açıdan bakıldığında MHP iktidar olsaydı devlet kadrolarında ancak bu kadar söz sahibi olabilirdi. Bu durumdan anlaşılıyor ki, mesele milli beka değil; mevki, makam ve koltuk bekası… Yani milli menfaat…

Ekonominin kötüye gitmesinin ve enflasyonun artmasının başlıca sebeplerinden biri olarak Merkez Bankası’nın yüksek faiz uygulaması gösterildi ve çözümler arandı. Çözüm olarak başkanın kellesi alındı ve faizler aşağı çekildi. Heyhat piyasada fiyatlar yine can yakmaya devam ediyor. Hadi demeyelim diyoruz ama önümüzde Kurban Bayramı var. Bugün piyasaya bakıldığında maalesef dar gelirli şöyle dursun orta halli insanlar bile kurban kesemeyecek. Peki, bu duruma nasıl gelindi? Cumhur İttifakı’nın hararetle ve şiddetle savunduğu, hayata geçirdiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yani tek adam yönetimi yürürlüğe girdi gireli hemen hemen her alanda kötüye gidiş var. Bu kötü gidişata dur demek için bize göre ya sistemin ya da iktidarın değişmesi gerekir.

Görünen o ki önümüzdeki dört yıl daha sistemin ve iktidarın değişme ihtimali çok zayıf. Yine gariban vatandaşa yoksulluk içinde sabretmek düşüyor. Şairin dediği gibi:

“Âşık Ruhani’nin var endişesi,

Bilmeyenler bilenlerin maşası,

Fakir fukaraya sabır köşesi,

Balı yağa katanadır bu dünya…”

Köşkler, saraylar, mevki ve makamlarda hayat sürenlerin dünyası bu dünya… Evet, yine dilek ve temennilerle yazımızı sonlandırıyoruz. Allah milletimizi birlik, beraberlik ve vahdetten ayırmasın. Âmin… Vesselam…