Bugünkü yazıma minik bir haber bilgi ve yorumuyla başlamak istiyorum. Önce sözkonusu haberin başlığını, sonra haberin kendisini aynen aktarıyorum:
"Türkiye de 6 kadından sadece biri iş hayatına girebiliyor".
Kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Türkiye de istihdama katılan kadın sayısının 1990 yılından bu yana sürekli bir azalış içerisinde olduğunu belirterek, "Türkiye de 35 milyon 929 bin olan toplam kadın nüfusunun 5 milyon 926 bini istihdama katılıyor." dedi.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen Kadın İstihdamı Zirvesi nde konuşan Bakan Çubukçu, "Bu düşüşün en büyük nedeni, Türkiye de üst üste yaşanan ekonomik krizlerin faturasının kadınlara çıkarılmasıdır." dedi. Bakan, işe alımlarda olduğu gibi işten çıkarmalarda da cinsiyet ayrımcılığının sürdüğünü savundu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu da Türkiye de kadınların yüzde 49,6 ile en çok tarım sektöründe istihdam edildiğini dile getirdi. Bakan Başesgioğlu, Türkiye de kadınlar için en geniş istihdam alanının kamuda bulunduğunu aktardı. Bakan Başesgioğlu, bir soru üzerine Sosyal Güvenlik Reformu nda bir gecikme yaşanmayacağını dile getirerek, hükümetin bu konuda ilk günkü gibi kararlı olduğunu belirtti. Bakan, "Hükümet, bu konuda üzerine düşeni yapmıştır. Yasa tasarısı en seri şekilde TBMM ye sunuldu. Tasarı şu anda Plan ve Bütçe Komisyonu nda. Meclis in yasama sürecine hükümetin müdahil olması sınırlıdır. Ama biz bir an önce Komisyon ve Genel Kurul dan geçmesi konusunda hükümet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Bizden kaynaklanan bir gecikme söz konusu değil." dedi. !!! [İstanbul, Cihan Haber Ajansı, 11.02.2006]
Evet, bugünlük vereceğim haberlerin hepsi bu kadar!
Bu kadar ama; adeta Türkiye nin ekonomik, siyasal ve sosyal yapısının bir özetini ihtiva ediyor.
*
Bakanlar ne diyor !.
Haberde açıkça görüldüğü üzere, ekonomi penceresinden bakıldığında, ailelerimizin temeli olan analarımızın ve kadınlarımızın durumu maalesef böyle. Peki, bunun böyle olduğunu itiraf eden kim
Kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu.
Aynı toplantıda bu konulardan genel anlamda sorumlu bulunan "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu"nun acziyet itirafı mahiyetinde söyledikleri ise daha da üzücü ve içler acısı.
Sayın Bakan önce kendi acziyetini, sonra üç yıldır tek başına iktidar olan hükümetin acziyetini alenen itiraf ettikten sonra ne yapıyor Topu taca yani Plan ve Bütçe Komisyonu na ve Meclis e, TBMM ne atıyor!..
Ve de diyor ki; "Ama biz (Sosyal Güvenlik Reformu nun) bir an önce Komisyon ve Genel Kurul dan geçmesi konusunda hükümet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. (Her ne kadar üç yıldır iktidarda olsak da) Bizden kaynaklanan bir gecikme söz konusu değil." ! ! !
Aman Allah ım!
Bir bakan bunları söylüyor, söyleyebiliyor Ama o bakanın söylediğinden daha önemlisi; elinde anayasa çoğunluğu bulunan bir parti hâlâ tek başına iktidarda, o partinin kurduğu hükümet de hâlâ görev başında. Hep söylediğimiz üzere, bunları yapanlar da, güya ülkeyi yönettiklerini zannediyorlar. Zavallılar
Dilimin ve kalemimin ucuna kadar söylenesi ve yazılası daha nice sözler geliyor, ama
*
TOBB Başkanı ne diyor ..
Bu yazıyı kaleme aldığım gün, özel sektörün çatı örgütü Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu diyor ki: "Sosyal güvenlik reformunun gecikmesi işsizliği körüklüyor, acele edilmeli!"
Türkiye nin en büyük sorunu olan "işsizlik" konusunda Rifat Hisarcıklıoğlu istihdam üzerindeki ağır yüke dikkat çekiyor. 380 YTL lik asgari ücretin işverene maliyetinin 645 yeni lira olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, Türkiye de net asgari ücretlinin işveren maliyeti yüzde 70 iken, bunun AB ortalamasında yüzde 25 seviyelerinde seyrettiğini vurguluyor. Ağır vergi yükünün üzerlerinden kalkması için Sosyal Güvenlik Reformu nun bir an önce yasalaşmasını isteyen Hisarcıklıoğlu, "İstihdamın önündeki yükler çok ağır. Eskiden 38 yaşında emekli olunurdu. 20 yıl prim ödeyen kişi 30 yıl emeklilik maaşı alırdı. Bu konuda bir miktar adım atıldı. Ancak sosyal güvenlik reformu bir an evvel yapılmalı " diyor.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, reformun gecikmesinin maliyetinin son 3 senede 30 milyar, 2005 yılında 15 milyar, 10 senede ise 50 milyar yeni lira olduğuna dikkat çekiyor... Birlik başkanı, bütün dünyada fazla işçi çalıştırmak teşvik edilirken, Türkiye de işverenlerin yüklerinin artırıldığını kaydediyor: "Bizim işverenimiz sihirli rakam olan 49 sayısına takılıp kalıyor. Bir türlü 50 rakamının üzerine çıkamıyoruz. 50 işçi çalıştırmak istediğinizde, sizden doktor, avukat, yeminli mali müşavir, gıda mühendisi yanı sıra yüzde 3 özürlü, yüzde 1 hükümlü, yüzde 1 özürlü hükümlü, yüzde 1 terör mağduru çalıştırmanız isteniyor." (Ankara, 19.02.2006)
Önce çare ve çözüm üretmekten, sonra bu çare ve çözümlerin uygulamalarını yapmaktan sorumlu olanlar böyle konuşuyorlar... Onlar çaresiz söylenip durdukça, çare ve çözümleri yazmak bize düşüyor