Faizin yediği fabrikalar!..

Abone Ol

Ülkede estiririlen hava sebebiyle acil çözüm bekleyen, konuşulması ve tartışılması gereken meseleleri konuşamıyor, tartışamıyoruz.. Konuşulsa da toplumda yankı bulmuyor.. Diyebiliriz ki bilerek ya da bilmeyerek oluşturulan gereksiz gündemlerle toplum oyalanıyor, esas konularımız unutulmaya terkediliyor. Böyle olunca da önemli konuların çözümü gecikiyor, gecikme ise ülkemizin daha da fakirleşmesine, yoksullaşmasına zemin hazırlıyor. Diyebiliriz ki oluşturulan ve estirilen hava sebebiyle insanımız yoksulluğunu bile unutmuş vaziyette.

Hatta toplumun önemli bir kesimi için önemli tek konu aylardan beri millet iradesine uygun bir Cumhurbaşkanı seçimi oldu.. Seçim gerçekleşti bu defa da başka tavırlar gündeme geldi.

Ülkenin iç ve dış borç yükünün her geçen gün artması, bir diğer ifade ile ülkenin iç ve dış sermeyaye mahkum edilmiş olması artık toplumun önemli bir kesimini sanki hiç ilgilendirmiyor. Bu çoğunluk dileriz kısa süre sonra ülkenin borç bataklığında boğulduğunu gördüğünde toplumunda boğulmakta olduğunu anlaması halinde iş işten geçmiş olmaz.

Bazıları borç yiğidin kamçısı gibi bir sözle avunmaya, toplumu uyutmaya çalışsalar da borç kamçısını yiyen yiğidin bir süre sonra yiğitliğinin kalmadığını, alacaklılarının karşısında diz çökmüş olduğunu görmek istemeyiz.

Bir ülkenin sürekli borçlanmasının, halkın büyük bir bölümünün fakirleşmesi ve yoksulllaşması, işsiz kalması demek olduğunu bazılarına anlatmakta şu sıralar güçlük çekiyoruz.. Bu gidişin gidiş olmadığını haykıranların sesi duyulmuyor olsada borçla sözü dinlenen, lider ülke olunamayacağı gerçeğini er geç herkes anlayacaktır.

Aslında uygulanan faiz ekonomisinin ülkeyi felakate sürüklediğini söyleyen sadece bizler değiliz.. Değişik kesimlerden ilim ve iş adamları zaman zamsan bu gerçeğe dikkat çekiyorlar. Ekonomik politikaların değiştirilmesi gerektiğini hatırlatıyorlar. Ancak, iş başındaki iktidar borcun şimdilik de olsa döndürülebiliyor olmasını bir başarı gibi algılıyor ve millete de böyle takdim ediyor.

Sözü uzatmaya gerek yok.. Ankara Ticaret Odası tarafından Hazine ve Maliye verilerinden yararlanılarak hazırlanan raporda son 25 yılda 9 bin fabrika parasının faize gittiği tesbit edilmiş.. Bu dönemde devletin borç faizi olarak ödediği miktar ise 433.3 milyar dolarmış.. Son yıllarda bir yılda ödenen faiz miktarının 50 milyar dolara ulaştığını hatırlatırsak verilen rakamların aslında çok düşük kaldığı görülür.

Yine Ankara Ticaret Odasının hazırladığı rapora göre devletin faize verdiği paralarla yapılacak küçük çaplı fabrikalarda 3.5 milyon kişi iş sahibi yapılabilir, işsizlik ciddi ölçüde giderebilirmiş.

Elbette Türkiyenin borçları sadece devlete ait değil, özel sektörün aldığı borçlar, devlet garantili bazı kamu kuruluşlarının aldığı borçlar hep birlikte düşünüldüğünde iç ve dış borç stoku 400 milyar doları geçmiş bulunuyor. Bu ise işsizlik demek, fakirlik ve perişanlık demek. Ülkenin iç ve dış para babalarına teslim edilmesi demek.. Böyle güçlü ve lider ülke olmak mümkün olabilir mi

Bu noktada özellikle küresel sermayenin borç ya da sıcak para şeklinde ülkemize geliyor olması ile övünmenin bir anlamı olamaz.. Olsa olsa gerçeği toplumdan gizlemek olabilir.

Çözüm faize dayalı ekonomik sistemin terkindedir. Borçlanmak değil, millet olarak topyekün bir sefeberlik ilan ederek üretimi artırmak, ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerini harekete geçirmektir. Dileriz bu gerçeklerin millet olarak tartışıldığı günlere vakit kaybedilmeden ulaşırız.