Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,
hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.
Müslüman Allah ın kendisi için razı olduğuna rıza
gösteren kimsedir. Bunun için akıllı bir Müslüman İslam dan başka bir yerde
karar kılamaz, kılarsa samimi bir Müslüman olduğundan söz edilemez. İslam
faizi, zinayı, kumarı, içki içmeyi, domuzu, leş yemeyi, hırsızlığı ve
insanların mallarını haksız yere yemeyi haram kılmıştır. Bu günahlar arasında
faiz, bir toplumun ifsat edilmesinde, dengelerinin bozulmasında kullanılan en
başta gelen büyük günahlardandır. Bunun için bu günahı işlemede israr edenler,
kurumsallaştırarak düzen haline getirip yürütenler Allah ve Resulünün harp
açtığı kimseler olarak nitelendirilmiştir. Konuyla ilgili ayetleri birlikte
okuyalım. BAKARA 188: Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz
bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için
o malları hâkimlere (idarecilere veya mahkeme hâkimlerine) vermeyin. BAKARA
275-276: Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet
nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların Alım-satım tıpkı faiz
gibidir demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram
kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse,
geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah a kalmıştır. Kim tekrar
faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar. Allah faizi
tüketir (Faiz karışan malın yok eder), sadakaları ise bereketlendirir. Allah
küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez. BAKARA 278-279: Ey iman edenler!
Allah tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı
terkedin. Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü
tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun Bu ayetler
dikkatlice okunduğunda görülür ki Allah ve Resulü faizi kesin bir şekilde haram
kılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması açısından Peygamberimizin şu
hadislerini yine birlikte okuyalım. Süleyman bin Amr bin el-Ahvas babasından
rivayet ederek şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v) i veda haccında işittim:
Dikkat edin, cahiliye faizlerinden her faiz iptal edilmiştir. Size
mallarınızın aslını almak vardır, bu şekilde ne zulüm eder ne de zulme
uğratılırsınız... buyurdular. (Ebu Davud, Tirmizi) Abdullah ibni Mesud (r.a)
şöyle demiştir: Nebi (s.a.v): Faiz yetmiş üç baptır. Onların günah cihetinden
en hafifi, kişinin annesi ile zina etmesi gibidir. Bilin ki, faizin en
şiddetlisi Müslüman kişinin ırzıdır buyurdular. (Hâkim, İbni Mace) Cabir (r.a)
şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v) faiz yiyene, yedirene, faiz işlemini yazan
kimseye ve bu işlemin şahitlerine lanet etti ve: Onlar günahta eşittir
buyurdular (Müslim) Ebu Hureyre (r.a) şöyle dedi: Nebi (s.a.v): Helak edici
yedi şeyden uzak durunuz buyurdu. Sahabeler: Ya Rasulallah onlar nelerdir
dediler. Rasulullah (s.a.v): 1- Allah a şirk koşmak, 2- Sihir yapmak, 3- Haklı
olmanın dışında Allah ın haram kıldığı canı öldürmek, 4- Faiz yemek, 5- Yetimin
malını yemek, 6- Düşmanla karşı karşıya iken savaştan kaçmak, 7- Zinadan
korunmuş saf mümin kadınlara zina iftirasında bulunmaktır buyurdular. (Buhari,
Müslim)
Müslüman, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına uyan
kimsedir. Allah kullarından batılı değil hakkı yürütmelerini emretmiştir.
Haramlar üzerine bina edilmiş bir düzeni yürütmek, böyle bir düzene rıza
göstermek ilahi gazaba müstehak olmaktır. Bizim yaratılış gayemiz Allah a
kulluk olduğuna göre, bu vazife ancak Allah ve Resulüne kesin itaatle
gerçekleşecek bir şeydir. Bir Müslüman zalimlik yolunu seçemez. Çünkü Allah,
zalimleri sevmez. Faiz dünya Siyonizminin insanların mallarını haksız yere
elinden almak için kullandığı bir silahtır. Zengini daha zengin fakiri de daha
fakir yapan bir araçtır. Bir Müslümana yakışan şey faize karşı olmaktır. Faizci
zalim düzeni yürüten muhafazakâr demokrat olmak ise Müslüman bir kimse için en
büyük felakettir. Hesap gününü düşünen bir kimse için bu yol çıkmaz sokaktır.
Muhafazakâr Demokrat Olmak
Başbakan Erdoğan muhafazakâr demokratlığı: Geleneği
dışlamayan modernlik, yerelliği kabul eden evrensellik, manayı reddetmeyen bir
rasyonellik ve köktenci olmayan bir değişim olarak tanımlamaktadır. Erdoğan
bir yerde muhafazakâr demokratlığı modernlik, evrensellik, rasyonellik ve
değişim olarak nitelendirmektedir. Erdoğan ın şu sözleri dikkatlice okunmalı ve
analiz edilmelidir: Muhafazakâr demokrasi anlayışımız, geleneği önemsemekle
birlikte modern kazanımları reddeden bir gelenekçilik gütmemektedir. AK Parti,
körü körüne geleneği veya modern olanı reddetmek yerine, yeni bir senteze
varılması gerektiğini düşünmektedir. AK Parti, toplumsal olanı, grup aidiyetini
ve sivil toplumu önemli bulurken, CEMAATÇİ (Ümmetçi) bir yaklaşımı ön plana
çıkarmamaktadır. AK Parti, dini bir toplumsal değer olarak önemsemekle
birlikte, din üzerinden siyaset yapmayı, devleti ideolojik bir dönüşüme
uğratmayı, dini sembollerle örgütlenmeyi doğru bulmamaktadır. Din üzerinden
siyaset yapmak, dini araç haline getirmek, din adına dışlayıcı bir siyaset
yürütmek, hem toplumsal barışa, hem siyasi çoğulculuğa, hem dine zarar
vermektir. Dini ve dindarları önemsemek, dini ´değerlerin sosyal
fonksiyonlarını kabul eden bir parti olmak ile dini bir ideoloji haline
getirerek devlet aygıtı marifetiyle ve zorla toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir
parti olmak arasında çok ciddi bir fark vardır. Din adına parti kurmak veya
böyle bir imaj vermek, topluma ve dine yapılabilecek bir kötülüktür. Din,
mukaddes ve ortak bir değerdir. Bunu kimse, siyasi taraftargirlik konusu
yaparak bölünme ve arayışlara sebebiyet vermemelidir Erdoğan ın tanımını
yaptığı siyaset anlayışı, İslamca düşünmenin bir ürünü olmaktan ziyede, batıca
düşünmenin bir sonucudur. Başbakan Erdoğan ın konuşmalarında sıkça kullandığı
Dedik ki, biz dini milliyetçilik yapmayacağız söylemi gerçekte, batıyla
uzlaşarak iktidar olma adına Allah katında tek hak din İslam dır esasına ters
düşmektedir. Bu ise tehlikeli bir durumdur. Erdoğan, Milli Görüş gömleğini
çıkarıp muhafazakâr demokrat gömleğini giydikten sonra, düşünce dünyasında
köklü bir değişim yaşamıştır. Bu
değişimin sonucu olarak faiz, dünya gerçeği olarak ilan edilmiş, paranın dini
imanı olmaz denilerek helal kazançla haram kazanç, hak ile batıl birbirine
karıştırılmıştır. Bu değişim sonucunda İslamca siyaset anlayışından batıca
siyaset anlayışına geçiş yapılmıştır. Muhafazakâr demokrat olmak, ırkçı
emperyalizmin bize ya kölem olacaksın, ya da sana hayat hakkı tanıman
dayatması karşısında, onların namaz kılan köleleri olmaya rıza göstermektir.
İslamın hem şekline hem de ruhuna uymak zorunda olan kimselerin bu köleliğe
rıza göstermeleri kulluk şuuruyla bağdaşmaz. Bu işler birden olmuyor diyerek
savunma yapanlar, batıla rıza göstemenin ezikliği altında içine düştükleri
acizlik halini görmek zorundadırlar. Bizim siyesi tarihimizin hiçbir dönemide
sosyal demokratlık, muhafazakâr demokratlık, sağcılık, solculuk tanımlaması
yoktur. Peygamberimiz ne sağcıydı, ne de solcuydu, ne sosyal demokrattı, ne de
muhafazakâr demokrattı. O Ben Müslüman olanların ilkiyim deyip emrolunduğu
hakkı başkalarına da tebliğ eden, hakkın hâkim batılın zail olması için cihad
eden salih bir peygamber ve kul idi. Rabbimiz buyuruyor: ŞURA 15: İşte onun için sen (İslam a) davet et ve
emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların (İnkârcıların, müşriklerin,
münafıkların) heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah ın indirdiği Kitab a inandım
ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum Bu kutlu peygamberin
peşinden gidenler de aynen O ve arkadaşları gibi hakkı tebliğ etmek, hakkın
hâkim, batılın zil olması için cihat etmek zorundadırlar. Çünkü Müslümanım
diyenlerin dünya hayatı iman ve cihaddır. İslamca düşünen, dünya hayatının
hesabını ahiret âleminde Allah a vereceğine inanan hiçbir kimse İslam ın temel
esaslarını çiğneyerek faizci bir düzeni yürütüp, AB Hırıstiyan birliğine girmek
için deliler gibi çalışmaz. Çalışırsa erinde geçinde belasını bulur. Rabbimiz
buyuruyor: TEVBE 24: De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz,
eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz
ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah tan, Resulünden ve Allah yolunda
cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin.
Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. Yürüyen ve kıyamete kadar devam
edecek olan hak-batıl mücadelsinde hakkın yanında batılın karşısında olmayı
başaramayanların dünya imtihanını kazanmaları imkânsızdır.
Hüküm Allah ındır
Allah insanın tek sahibi ve yaratıcısır. Allah insana
dünya ve ahiret saadetinin tek yolu olarak İslam ı göndermiştir. Bütün
peygamberlerin insanlığa telkin ettiği tek hak din İslam dinidir.
Sorumluluğumuzu idrak için şu ayet meaalerini birlikte okuyalım: MAİDE 44-51:
Şu halde İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel
karşılığında satmayın. Kim Allah ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte
onlar kâfirlerin ta kendileridir Kim Allah ın indirdiği ile hükmetmezse işte
onlar zalimlerdir Kim Allah ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar
fasıklardır. Sana da (Ey Muhammed), daha önceki kitabı doğrulamak ve onu
korumak üzere hak olarak Kitab ı (Kur an ı) gönderdik. Artık aralarında
Allah ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına
uyma... Allah ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmalarına
dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak,
günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister Ey iman edenler!
Yahudileri ve hıristiyanları veli edinmeyin. Zira onlar birbirinin velisidirler
(birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları veli edinenler, onlardandır.
Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. Günümüzde bu manaya sadık
tek hareket Milli Görüştür. Muhafazakâr demokrat değil, Milli Görüşçü, Saadet
Partili olabilmek kazanmaktır vesselam.