Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Sevgili Peygamberimizin şöyle dediği nakledilmiştir: “Miraç Gecesi, karınları evler gibi büyük olan bir topluluğun yanına geldim. Onların karınlarında dışarıdan görünen yılanlar vardı. Cebrail’e bunların kim olduğunu sorduğumda; ‘Bunlar faiz yiyenlerdir’ cevabını verdi” (İbni Mace). Kur’an’da faiz haram kılınmıştır. Bakara 275: “…Kim de haram olan bu faizi yemeye geri dönerse, işte onlar cehennemliktir, o ateşte ebedi olarak kalacaklardır.” Çoğu müfessirlere göre, faiz ile ilgili ayetler, Taifli Beni Sakif kabilesinin faizde ısrar etmesiyle ilgili olarak inmiştir. Bu kabilenin Peygamberimizle yaptığı Taif anlaşmasında faiz hükümsüz kılınmıştı. Mekke’deki Muğire Oğulları, Beni Sakif’ten Amr b. Umeyroğulları’na olan faiz borçlarını ödemeyince, aralarında düşmanlık doğdu. Durum Mekke valisi Attab bin Esid tarafından Peygamberimize yazıldı. Bu soru üzerine faiz ayetleri indi ve Peygamberimiz valiye ayetleri yazdı. Ayrıca bu hükme razı olmamaları halinde onlara savaş ilan etmesini emretti. Bunun üzerine Taifliler faiz istemekten vazgeçtiler. Bu tarihi olay gösteriyor ki İslam faize hiçbir zaman müsamaha göstermemiştir. Allah’a ve Peygambere inanan ve tabi olan hiçbir mümin, faiz alıp veremeyeceği gibi, faizci kapitalizmi yürüten bir siyasete ve kadroya da destek olamaz.
FAİZ ÖRNEKLERİ
Fıkıhta faizle ilgili olarak verilen bazı örnekler şunlardır:
1-Kile -iki teneke hacminde bir ölçü ile satılan bir şey- kendi cinsiyle, mesela buğday buğdayla peşin satılırken, birinin hacmi fazla olursa, faiz olur.
2-Hacimleri eşit, fakat biri veresiye; yani söz kesilen yerden ayrıldıktan sonra başka bir yerde verilir ise, bu işlem de faiz olur.
3-Tartarak satılan bir şey, kendi cinsiyle; örneğin, beşi bir yerde altın liralar karşılığı olarak peşin satılırken, verilen ile alınanların ağırlığı eşit olmazsa, faiz olur.
4-Ağırlıkları eşit, fakat biri veresiye ise, faiz olur.
5-Kile ile satılan şeylerden aynı cinsten olmayanlar birbiri ile örneğin, arpa, buğday ile satılırken, hacimleri aynı olsa da, veresiye satmak, faiz olup, hacimleri farklı olsa da her ikisi peşin caizdir. 6-Tartılarak satılan şeylerden aynı cinsten olmayanlar, birbiri ile örneğin altın, gümüş ile satılırken, ağırlıkları eşit olsa da, biri veresiye olunca faiz olur. Ağırlıkları farklı olsa da, ikisi peşin caiz olur. Altın ve gümüş eşyayı birbiri karşılığı veresiye satmak faiz olur.
7-İki kişi, birer çuval buğdayı, hacmini ölçmeden, karıştırıp un yaptıktan sonra, unu ikiye taksim etmeyi kararlaştırmak faiz olur. 8- Ceviz, badem ve zeytinleri ölçmeden karıştırıp yağ çıkardıktan sonra, yağ taksim etmek faiz olur. Faiz; sadece borç verilen paralardan alınan fazlalık değil, ticarette, alım satımda birçok işlem de faiz olabilmektedir. Müslüman, bunların hepsini bilecek ki faizden korunabilsin.
HELAL KAZANÇ
Faizden kurtuluşun tek yolu helal ve temiz kazançtır. Allah, faiz karışan malın bereketini giderir ve neticede o malı mahveder, sadakası verilen malı da artırır, ahirette de ecrini kat kat verir ve sahibi hakkında o mal mübarek olur. İlim ve hikmete ancak helal lokma ile ulaşılır. Aşk ve kalp inceliği, şefkat ve merhameti ancak helal lokma ile gerçekleşir. Lokma helal ve temiz değilse bozuk ve çirkin işlere sebep olur. Emir de böyledir. Müminun 51: “Ey peygamberler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin ve salih amellerde; iyi işlerde bulunun…” Temiz, mutlu ve huzurlu bir toplum hayatı, temiz ve helal yollarla elde edilmiş gıdalarla doğrudan irtibatlıdır. Haram gıdaların esareti altında yaşayan insanlığın kurtuluşu, helal lokmayı temel kabul eden adil bir düzen ve yeni bir saadet dünyasının kurulmasına bağlıdır. Adil bir düzeni ve yeni bir saadet dünyasını kuracak olanlar da İslam’ca düşünen ve yaşayan şuurlu Müslüman topluluklardır. Günümüzde bu derdi taşıyanlara Milli Görüşçü deniyor. Müslüman aldatan da aldanan da olamaz. Peygamberimiz, Medineli Müslümanlar arasında önemli bir konuma sahip Sad bin Muaz ile musafaha yaptığında ellerinin nasırlı olduğunu fark etti ve bu durumun sebebini sordu. Sad bin Muaz; “Ailemi ve çocuklarımı geçindirmek için kazma kürekle çalışırım” cevabını verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz Sad’ın elini öptü ve “Allah’ın sevdiği eller” iltifatında bulundu. Bu muhteşem bir olaydır. İnkârcılar, müşrikler, Batı cahiliyesine hayran işbirlikçi münafıklar bu muhteşem olayın büyüklüğünü göremezler. Yapılması gereken, sosyal makam ve mevki ne olursa olsun, herkesin helal kazanç peşinde olmasını teşvik etmektir. Müslümanlık iddia etmekle olmaz, ispat etmekle olur.
FAİZSİZ BİR DÜZEN
Helal kazancın teşvik edilmesi için adil düzenin ve yeni bir dünyanın kurulması bir gerekliliktir. Bu şuura sahip tek siyasi hareket, Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir. Bundandır ki Türkiye’yi içinde bulunduğu manevi tahribat, ekonomik yıkım ve dış politika faciasından kurtaracak olan sadece Saadet iktidarıdır. Saadet iktidarında; “Önce Ahlâk ve Maneviyat” prensibi bütün yönleri ile uygulamaya konulur. Her türlü israf ortadan kaldırılır, ucuz maliyetli üretim için her türlü tedbir alınır. Vergi sistemi adil olur. Asgari ücretten vergi alınmaz, temel tüketim harcamaları gider sayılır, vergi net kazançtan alınır. Devlet yatırımları, adil ve şeffaf olur. Ekonomiye dış müdahaleler önlenir kalıcı yatırımlar için hukuki altyapı ve güven ortamı tesis edilir. Denk bütçe yapılarak kamunun borçlanma ihtiyacı kaldırılır, kaynaklar faize değil, yatırıma, üretim ve ihracata, dolayısıyla işsizliğin ortadan kaldırılmasına ve refaha yönlendirilir. Selam hidayete tabi olanlara…