Faiz ve Riba Aynı Şeydir ve Kesin Haramdır

Abone Ol

Riba ile faiz aynı şeydir ve Kur’an’da, Sünnette, Şeriatta

kesin olarak yasaklanmış ve haram kılınmıştır. Ribanın helal olduğuna itikat

eden bir kimse dinden çıkar, kâfir ve mürted olur.

Allah ticareti helal, ribayı haram kılmıştır. Bir Müslüman

paraca sıkıntıya düştüğü vakit ona faizsiz borç/kredi verilmelidir. Din dilinde

bunun ismi karz-ı hasendir.

Bugün Türkiye gırtlağına kadar ribaya, faize batmıştır.

Sorumlu Müslümanlar ribayı kötülemezlerse, halkı ve

ilgilileri riba konusunda uyarmazlarsa büyük vebal altında kalırlar.

Ülkemiz riba, zina, bina ülkesi haline gelmiştir.

Bu konuda emr-i maruf ve nehy-i münker yapılmadığı takdirde

genel bir afet ve musibet gelir, kurunun yanında yaş da yanar.

Muhterem Müslüman kardeşlerimi haddim olmayarak uyarıyorum:

Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak riba işlerine bulaşmayınız… Başlangıçta

kâr ettiğinizi, faydalandığınızı sanırsınız ama sonunda hem dünyada hem ahirete

büyük zarara uğrarsınız.

19’uncu asında Tanzimattan sonra Osmanlı mülküne faizli

modern bankacılık girmeye başlayınca, evliyaullahın büyüklerinden Gümüşhaneli

Ahmet Ziyaüddün hazretleri tarikat bünyesi içinde karz-ı hasen sandığı

kurdurmuş, krediye ihtiyacı olan Müslümanlara faizsiz borç para verdirmiştir.

Sahtekârlara ve dolandırıcılara aldanıp para kaptırmamak

şartıyla muhtaç Müslümanlara faizsiz kredi vermek çok faziletli ve sevaplı

salih bir ameldir.

Günümüzde bir takım Müslümanlar zarurî bir ihtiyaç olmadığı

halde faizli krediyle gayr-i menkul (taşınmaz mal) satın alıyor…

İhtiyaçlarının çok üstünde lüks otomobil alıyor…

Faizli borç para ile lüks turistik seyahat yapıyor…

Haramdır… Haramdır… Haramdır…

Faizli kredi kartı kullanmak haramdır…

Yakın tarihte İslam dünyasında faizli bankaları, faizli

kredileri inceleyip kararlar alan ulema kongreleri toplanmıştır. Bunların hiç

biri ribanın haram olduğuna dair en ufak tereddüte düşmemiştir.

Diyanet işleri başkanlığı, riba konusunda Müslüman halkı

uyarmalıdır.

Son 30-40 yıl içinde yerli ve yabancı vurguncular, faizle ve

müzmin yüksek enflasyonla Türkiye’nin yüz milyarlarca dolar servetini gasp

etmişlerdir.

Şu anda Türkiye’ye, yüksek faizden yararlanmak için dünyanın

çeşitli yerlerinden on milyarlarca dolar sıcak para akmaktadır.

Allahü teala Kur’an’da ‘Ribacılar Allah’a ve Resulüne savaş

ilan etmişlerdir’ buyuruyor.

Riba konusunda olsun, zina konusunda olsun, başka haramları

işlemek konusunda olsun hiçbir şahıs ve toplum galip ve muzaffer olamaz.

Riba bataklıklarına düşen Müslümanların dünyevi cezaları

daha ağır olur.

Dikkat: Riba ve faiz konusunda sakın ola ki reformculardan

fetva ve ruhsat almaya kalkışmayınız. Onların bir kısmı bu konuda dall ve

mudildir yani kendisi sapıtmış, başkalarını sapıtıyor.

Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresinde (275-279) mealen şöyle

buyrulmaktadır:

“Faiz yiyenler, (kabirlerinden) şeytan çarpmış kimselerin

cinnet nöbetinden ayılışı gibi kalkacaklardır. Bu hal onların, ‘Alım satım da

tıpkı faiz gibidir’ demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah alım satımı helal,

faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden

vazgeçerse geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allaha kalmıştır. Kim

tekrar faize dönerse işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar. Allah

faizi tüketir, sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar

eden kimseleri sevmez… Ey iman edenler! Allah’tan korkun, eğer gerçekten

inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Şayet böyle yapmazsanız

Allah ve Resulü tarafından açılan savaştan haberiniz olsun. Ancak tövbe edip

vazgeçerseniz anaparanız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa

uğramış olursunuz.”

Bazı doğru yoldan çıkmış reformcu ilahiyatçılar, düşük

oranlı faiz işlemlerinin yasak ve haram olmadığını iddia ediyorlar ki çok fahiş

bir hatadır.

Faiz sadece İslam’da değil Musevilikte ve Nasranîlikte de

haramdır. 20”nci asır reformcularından Reşid Rıza az oranlı, basit faizin haram

olmadığı görüşündedir. Onu imam kabul eden reformcu ilahiyatçılar da aynı

görüştedir.

1975’te Kahire’de toplanan 2’nci İslam Araştırmaları

Kongresinde her çeşit faizli kredinin haram kapsamına girdiğine ve TC Diyanet

İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu, faizin her türünün haram olduğuna

karar vermiştir.

Bir kısım Müslümanlar faiz konusunda yoğun cehalet, gaflet

ve dalalet karanlıkları içinde kalmışlardır. Bilenlerin onları aydınlatması,

uyarması, bilgilendirmesi kesin bir vazifedir. Bu vazifeyi yerine getirmezlerse

sapıtanların vebali, bilip de aydınlatmayanların üzerine olacaktır.

1960’lı yıllarda Bursa’da mefruşat=döşeme ticareti ile

uğraşan risale-i nur talebesi merhum Sami Bey, faizli bankalara bulaşmamak için

İstanbul’da fabrikalara ve toptancılara ödeyeceği parayı özel kurye ile

gönderirdi.

Allahın gazabından korkan müminler kesin haramlara helal

demekten, bu haramları açıkça, serbestçe, fütursuzca işlemekten uzak dursunlar.

Cebinizdeki faizli kartlar kasanızdaki faiz gelirleri

midelerdeki faizle elde edilip yenilmiş yemekler hep ateştir.

Dindar geçinip de faize bulaşanlara doğrusu şaşılır…

* (İkinci yazı)

Rakı İçmek ve Gıybet Etmek

Zamane Müslümanlarının büyük kısmı günahları ikiye ayırır:

İşlediği günahlar, işlemediği günahlar. Cahil ve gafiller işlemedikleri

günahlar konusunda çok sert ve amansızdırlar. Mesela bizim sahte sofu rakı

içmiyor ya, rakı içenleri hiç affetmez. İçki içmek gibi büyük bir günah olan,

hattâ içkiden daha iğrenç ve necis bir kebîre olan gıybete gelince, bizimkinin

hiç sesi çıkmaz. Çünkü herif ve karı (böylelerine beyefendi veya hanımefendi

diyecek değilim) günde üç saat gıybet ederek, ölü kardeşlerinin etlerini yemektedir.

Hangi günah daha iğrenç ve tiksindiricidir Şarap içmek mi,

yoksa ölü kardeşinin etini yemek mi .. Elbette ikincisi. Peki, sahte sofular bu

ikincisini niçin kötülemezler

Samimî, ihlaslı, pervasız din hocaları, maneviyat büyükleri

günahlan ve faziletler konusunda Müslüman halkı uyarmalı, aydınlatmalı,

bilgilendirmelidir.

Günahların yüzde yetmiş beşi dil ile yapılıyor. İmamı

Birgivî hazretleri Tarikat-ı Muhammediye adlı faydalı ve feyizli eserinin büyük

kısmı lisan afetlerine aittir.

Gıybet de bu afetlerden biridir.

Müslüman kişi, başkalarının gizli günahlarına, öze

lhayatlarına karanlık gece gibi olmalıdır. Sahte sofular, ayıp ve günahları

örtmek bir yana, üzerlerine gıybet projektörleri tutarlar.

İslam Ümmeti bir Medine-i Fâzıla oluşturur. Müslümanlar az

konuşurlar, öz konuşurlar.

Müslüman faydası olmayan söz söylemez.

Gıybet, bir kimseyi, onun olmadığı bir yerde, duyduğunda

üzüleceği bir şekilde anmaktır. Kısa birine bodur, şişman birine şişko, saçları

dökülmüş bir kimseye kel demek gibi.

O kişide olmayan bir ayıp ve noksanlık ile çekiştirilirse

gıybet olmaz, iftira olur.

Bir kişi gıybet etse, ona ayıptır günahtır etme denilse, o

“Benim bu yaptığım gıybet değildir” cevabını verse, bu sözüyle küfre düşeceği

söylenmiştir.

Müslüman toplum içinde gıybet yaygın mıdır Maalesef…

Ne yapmak lazım gelir .. Dillerimizi ve kalemlerimizi

kontrol altına almamız gerekir.

Gıybet gibi büyük günahlarla ilgili küçük bir kitap

hazırlansa, milyonlarca basılsa ve Müslümanlara okutturulsa ne iyi olur…

25.12.2012