Faiz olayını anlamak? (1)

Abone Ol

Merkez Bankası önceki hafta faizleri yine artırdı Yıl başında bütçe hazırlanırken; Faiz bütçeyi yuttu, bütçenin dörtte biri faize! haberlerini okuduk Faize haftada bir milyar dolar! veya Faize günde 153 milyon YTL gidecek! gibi haberler "Başbakan Erdoğan dan iflas edebiliriz uyarısı" ve devamındaki Gelirler giderleri karşılamıyor ayrıntısı, bu haberlerin en çarpıcı ve dikkat çekici olanları. Ana sebep FAİZ!

"Faiz"i anlamak gerekiyor Ekonomi yazarı ve aynı zamanda ASKON ile MÜSİAD gibi kuruluşların ekonomi danışmanı olan Doç. Dr. İbrahim Öztürk, 21.07.2008 günü "Faiz olayını anlamak " başlıklı bir değerlendirme yazdı; kendince AKP hükümetinin ülkemizdeki faizli ekonomi politikalarını, dünya ekonomisi ile birlikte değerlendirdi...

Biz de onun değerlendirmelerini değerlendirdik

***

İÖ: Paranın fırsat maliyetini gösteren makul faiz tamam. Ancak yüksek faiz hastalık göstergesi.

RNE: Yazar doğru ama eksik yazmış, sadece yüksek faiz değil, her türlü faiz ekonomi için hastalık göstergesidir. Dün faiz halktaki tasarrufların bir yerde toplanması için halka verilen pay olarak ortaya çıkıyordu. Bugün ise faiz Merkez Bankalarının, özellikle de yüksek faizci T.C. Merkez Bankası nın halktan aldığı haraçtır. Faizi halkın ödeyebilmesi için fazla parayı piyasaya sürmek gerekir. Tam istihdam sağlanıncaya kadar faiz yararlıdır. Tam istihdamdan sonra veya spekülatif amaçlarla piyasaya sürülen fazla para yani "faiz karşılığı para" ekonomi için daima zararlıdır. Bunun azı çoğu sözkonusu değildir.

***

İÖ: Yine de sorunun çözümünün anlaşılması gerekiyor. Cari açık, enflasyon ve büyümenin finansmanı faizle yakından ilgili. Kötü haber, bunların birbiriyle çelişkili olması.

RNE: Dışarıya faiz gitmiyorsa, cari açık devletin aldığı vergidir. Adil olmayabilir ama makro ekonomide denge unsurudur. Kolay tahsil edilen vergidir. Tam istihdamdan sonra çıkarılan para ise enflasyon kaynağıdır. Yüzde 5 e kadar yararlı, yüzde 10 a kadar zararsızdır. Yüzde 20 den azına tahammül edilebilir ama ondan sonrası ekonomi için yıkımdır. Büyümenin arkasında nasıl istihdam varsa, makro ekonomide yararlıdır ama mikro dengeyi bozar ve o ekonomiyi tekele götürür. Hukukta faiz ekonomide enflasyon demektir. Cari açık halkın faiz ödeme imkanını sağlar, yatırım ise artık emeği değerlendirir. Faizle yapılırsa ekonomik bir sorun yoktur. Sadece tekele gider ve kendisini yer. Mikro ekonomide dengesizlik doğurur.

***

İÖ: Ayrıca "Düşür kardeşim faizi!" lafı, para ekonomisini bilmemekten kaynaklanır. Böylece faizle büyüme, yani kullanılabilir fonlar arasındaki ilişkiye geliyoruz. Yatırım-tasarruf açığı Türkiye de GSYH nin yüzde 7-8 i civarında. Peki, yatırım ve üretimden vazgeçmeden, faizi canının istediği kadar nasıl düşüreceksin Para basarak mı Herkesin ülkesinde para basma matbaası var ki! Tabii para basarak kim neyi kurtarmış diye merak edenlere, Türk filmlerinde kızı kurtaran adamı hatırlatırım. Geriye dönüp bakınca olmaz olsun böyle kurtarma dedirtir insana. 20 sene yüzde 60-70 enflasyonla dedirtti de.

RNE: Bir paranın içte değer kazanıp kaybetmesinin tek miyarı vardır, o da "enflasyon"dur. Enflasyon varsa paranın değeri düşüyor demektir. Faizi sıfıra indirdiğiniz zaman enflasyon da sıfıra iner. Ancak piyasaya yeteri kadar parayı plase etmek gerekir. Bu da şöyle yapılır; işçi işvereni borçlandırır, işçiye ücretini öder, ham maddenin ve işçiliğin parasını faizsiz işletmelere verirsen, para yeteri kadar plase edilir. Enflasyon sıfırlanır. Faiz de devlet nezdinde sıfırlanır. Paranın dışarıya göre değer kazanıp kaybetmesinin tek miyarı da altına göre değeridir. Bu aynı zamanda dış ticaret açığı veya artışı demektir. Devlet buna karışmaz. Devlet kendisi faiz almaz ve vermez ama halkın birbirleriyle faiz almasına ve vermesine karışmaz. Ekonominin gereği olur.

(Devamı var )