Faiz lobisi iş başında mı?

Abone Ol

Sosyal medyayı anlık kullananlardan değilim… Bir şeyleri yazmak… Yazdıklarımı orada sergilemek üzere bir ilişkim var.

Lakin dün gece başlayan ekonomik ağırlıklı dedikodular, insanın hafızasını perdeliyor. Bu denli değişken, yalana açık… Gerçeklerle hakikatlerin iç içe olduğu bir mecra görülmüş mü, bilmiyorum. Süzgeç yok. Kontrol yok.

Ağzı olan konuşuyor kısaca. İnsafı, izanı zorlayan açıklamalar, güldürüyor insanı. Lakin merkez bankasının başkanı değişince, piyasalar tuhaf tepki mi verdi, yoksa dışardan, içerden manipüle mi edildi, kestiremedim. Görünen o ki, istikrar sağlamak lafla, nutukla olmuyor demek ki… Bu işin altyapısı, üst yapısı sağlam olmalı.

Hâlâ, kırılgan bir yapı… Birkaç söz ve eylemle dağılan bir güçsüzlük var.

Gece yarısı söylentileri… Yükselen döviz, alçalan borsa… Derken, ekonomik veriler, bilenin de bilmeyenin de aklını karıştırıyor.

Pazardaki enflasyondan bahsetmiyorum. O içler acısı bir haldir. Hiç sormayın… Bastırılmış duygular misali, bastırılmış pazar fiyatları… Punduna getirilmiş rakamlar, var olanı ne yazık ki değiştirmiyor…

Hâlbuki önümüze şapkayı koyup, ona göre hâl değiştirmek, yeni çözümler bulmak daha akılcı değil midir? Göz kapatmak işe yaramaz. Hele, var olanı başkalaştırmak anlık kâr getirir, başka işe yaramaz.

 Bu ülke, faizden çok çekti… Yabancılar, azan borsaya, azan faize para yatırıyorlar… Sonra, duruma göre parsayı toplayıp piyasadan çekiliyorlar.

 Ülkelerinde elde edemedikleri gelirleri, bizim gibi piyasaları tam oturmamış memleketlerde elde ediyorlar. Yabancıların ülkeye girişleri, günlük ve aylık kârlardan ibaret… Yatırım için gelen… Üretim için para yatıran yok son zamanlarda.

 Elbet, tek tük kimi yatırımcıya rastlamak mümkün… Lakin para, korkak bir araçtır. Güvenli liman arar hep. Huzurlu yere doğru akıp gider. Adaletin olduğu… Para kazanacağını bildiği yolu tercih eder… Çok zekidir, akıllıdır para.

Hem istihdam, hem üretim amaçlı yatırımlar yapmazsanız, dolap beygiri gibi kendi ekseni etrafında dönenip durursunuz. Yeni ufuklara, izanlara yol açmazsanız… Üreteceksiniz, ürettiğinizi pazarlayacaksınız kısacası. Rakiplerinizin araçlarıyla donanacaksınız… Onlarla baş edebilmek için mücadele edeceksiniz. Ekonominin, piyasaların, reel iktisadın gereklerine uyacaksınız… Artık, bilimin evrensel ilkeleri olduğuna inanacaksınız.

Milli ve yerli şartlarınızı, halinizi öne çıkarmanın yolu da, baskınlaşmanın gereği de, yine evrensel hükümlerin varlığını iyi bilmenizden ve iyi okumanızdan geçiyor…

 Ben yaptım oldu. Ben yaparım olur, elbet, özgüven açısından mühimdir, yerinde de değerlidir. Ne var ki, bu güven, ilimle, bilimle, akılla, gerçeklerle donanmaz ise, duvara çarpılırsınız.

 Türkiye, millî hâsılasının çoğunu hâlâ faize, borcun faizine veriyor. Türkiye uluslararası bankalardan, para odaklarının sömürüsünden kurtulamıyor… Genelde taze paraya ihtiyaç duyuluyor. Bunu da artık IMF’den değil, başka kaynaklardan ediniyor.

 Denk bütçe… Gelirleri giderlerinden fazla ülke olabilmek, akılcı ve istikrarlı, gerçekçi ekonomik politikalar ister…

 Sizin, yıllardır işbaşında olmanız yetmiyor… Başa dönmek gibi bir huyunuz varsa… Ve temel sağlam değilse, işin gereğini yapamıyorsanız, bir gecede paranız yüzde otuzlara varan değer kayıpları yaşayabilir.

 Bu durumda kaybeden sadece iktidar olmuyor… Hepimiz kaybediyoruz.

Para, duygusal, yürekli bir varlık değildir. Sadakat sahibi de değildir. İşine geldiği gibi hareket eder… Kafasınca. Çıkarcıdır zira. Çıkarı nerede ise orada durur. Unutmayın.

 Onun için, kaleyi sağlam tutmaya bakın… Başka çare yoktur… Faiz lobisi, her zaman işbaşındadır. Hiç gitmediler ki, kimi yanlışları ona yükleyesiniz.