Millî Gazete geçtiğimiz pazartesi günü (18.05.2009) bu manşetle çıktı:
Faiz isyanı.
Faiz sadece isyan ettirmiyor; aynı zamanda iflas ettiriyor, intihar ettiriyor. İşletmelerin ve işyerlerinin yıkılmasına, nice çalışan ve çalıştıranların çökmesine, bunlara bağlı olarak nice ailelerin ve ocakların yıkılmasına sebebiyet veriyor.
Hele ülkemizde uygulanagelen dünyadaki en yüksek faiz oranları yetmiyormuşçasına; üstüne üstlük bir de ‘tefecilik‘ yok mu, tefecilik! Yani katmerli ve katlamalı faizcilik! Bu musibete müptela ya da mecbur kalan insanlar ve işletmeler tanıdım. Bu gayya kuyusuna düştükten sonra bu kimselerin bir daha fert, aile ve işletme olarak iflah olduklarını göremedim. Perişan oldular.
Kredi kartları ve kredi kartları faizleri ise tam bir toplumsal histeri ve sosyoekonomik tufan hâlini almış durumda. Kredi kartı kullanmakta olup da az veya çok mağdur olmayan yok gibi bir şey. Bankaların acımasızca uyguladıkları katlamalı ve katmerli ‘kredi kartı faizleri‘ nice işletmelerin iflasına, sahiplerinin her türlü sağlık ve dirlik-düzenlerinin bozulmasına, şimdilik az olmakla birlikte zaman zaman da intiharlara sebebiyet vermektedir.
Evet, isyanın da ötesinde, intihar!
Yani çaresizlik ve çözümsüzlük sebebiyle ölüm!
Hem de bir başkası tarafından değil de, kendi kendini öldürme!
Bir insan, hele bir Müslüman kendi canına nasıl kıyar, kendi katili nasıl olur?!.
Faizin pek çok tanım ve tarifi var. Bizim son yıllardaki ekonomi ilmî çalışmalarımızda ortaya koyduğumuz tanım, ülkemizdeki acımasız ve vahşi ‘faiz gerçeğini‘ en veciz şekilde ifade ediyor:
Bir taraf kazanıyorken, diğer taraf kaybediyorsa, bu "faiz"dir.
Dikkat edilirse faizli bankalar milyonlar, milyarlar, trilyonlar kazandı, kazanıyor, hâlen de kazanmaya devam ediyorlar...
Ama birileri, faizli kredi alanlar, bir şeylerini ipotek ettirip de sonra iflas edenler, hacizlere uğrayanlar ve daha nice faizli sistem mağdurları hep kaybettiler, hâlen de kaybetmeye devam ediyorlar...
Kimileri sadece malını veya bütün mal varlığını kaybediyor...
Kimisi işiyle birlikte eşini, çocuklarını, ailesini ve her şeyini kaybediyor...
Kimi de bütün bu soygun düzeninin sebebiyet verdiği travmaya dayanamıyor ve...
Ne yapıyorlar: İflas ediyorlar... İsyan ediyorlar... İntihar ediyorlar...
Bizim iman ve inancımıza göre:
Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir.
Bir insanı dirilten de bütün insanlığı diriltmiş gibidir.
Bu düzen, bu vahşi kapitalizm düzeni, bu sadece bir tarafı yani faiz vereni kazandıran faizli vahşi sistem ne yapıyor? Sadece iflas ettiriyor, isyan ettiriyor, intihar ettiriyor...
Vatandaşı, seçmeni, mudisi, müşterisi iflas ederken, isyan ederken, intihar ederken; devlet, hükümet, bankalar, Merkez Bankası, BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) ve diğerleri ne yapıyor?!.
Her türlü ilmî (mesela üniversiteler), dinî (mesela Diyanet ve tarikatlar), iktisadî (mesela TÜSİAD, MÜSİAD, ASKON, holdingler ve diğerleri) siyasî (yani partiler) kurum ve kuruluşlarımız ne yapıyor?!.
İlmî ve amelî, teorik ve pratik, araştırmalı ve uygulamalı çare ve çözüm, yani faizsiz bir düzen ve sistem üreten var mı; var mı?!.