Faiz, enflasyon ve sömürü

Abone Ol

Altın ve gümüş eskiden "para" idi. Bankalar halkın elindeki altın ve gümüşü "FAİZ" karşılığı toplar, iş sahiplerine daha fazla kredi ile verir, böylece ekonomi çalışmaya devam ederdi. Bu arada bankerler para kazanır, yani altın ve gümüşü kasalarında yığarlardı. Bankalar krediyi halka değil de üreticilere verdikleri için halkın elinde para olmaz, ürettikleri malları satın alamaz ve "ekonomik krizler" doğardı.

Malum olduğu üzere, dünya çapındaki bu krizlerin en şiddetlisi 1930 larda olmuştu.

Keynes buna çare bulmuş, sanayiciye "karşılıksız kâğıt para" vermişti. Fabrikalar işçileri çalıştırmış, işçiler mağazalardan malları almış ve böylece ekonomi yeniden canlanmıştı. 70 sene bu metotla ekonomi çalışmaya devam etti. Bu sayede tüm dünya Batı sermayesi tarafından istila edildi.

Faizciler yani küresel sömürü sermayedarları ne yapıyorlar

-Yıllarca Sovyetleri sömürdüler ve nefes aldılar...

-Şimdi de Çin e girdiler ve nefes alıyorlar...

Daha girecekleri ülkeler vardır:

-Hindistan bakir gibi görünüyor...

-Afrika kıtası ve Güney Amerika duruyor...

Demek ki faizci küresel sömürü sermayesinin biraz daha yaşayabilmesi için çağımız dünyasında imkanlar mevcuttur.

***

Faizli sistem uçak gibidir, durursa düşer; bu sebeple durmadan büyümek zorundadır. Durup düşmemek için yeni yatırım alanları bulabilmelidir. Bu alan "yer" değildir, "işçi"dir. Yani eğer sermaye yüzde 10 kazanıyorsa, gelecek sene yüzde 10 daha fazla işçi bulabilmelidir ki yeni yatırım yapsın, yapabilsin. Yeni işçiyi de ancak işsiz insanlar varsa bulursunuz. Yok eğer tüm dünya tek ekonomi çevresi hâline gelmişse, artık yeni işçi bulamazsınız, sadece artan nüfus kadar yeni işçi bulabilirsiniz. O halde "faiz" artan nüfus kadar olmalıdır.

İşte buna karşı bulunan çare "ENFLASYON"dur.

Diyelim ki bugünkü piyasada 5 trilyon dolar dolaşıyor. Bu dolar borç verilmiş, faizini Merkez Bankası almakta ve bunu Amerikan sömürü sermayesine aktarmaktadır. Cebimde dolar taşıyorsam, o halde cebimde taşıdığım doların faizini ben ödüyorum demektir. Çünkü onun faizi ödenmektedir. Başka türlü benim elime dolar nasıl gelebilir

BU DOLARLARIN FAİZİ ENFLASYONLA ÖDENMEKTEDİR.

Doların değeri altına göre kaç lira düşüyorsa, o kadar faizi ben her yıl ödüyorum demektir. Demek ki "FAİZ" demek aynı zamanda "ENFLASYON" demektir.

Onu alan da o parayı çıkaran yerdir; ABD Merkez Bankası dır, FED dir.

Buna şöyle itiraz edilebilir.

Türkiye de bugünlerdeki faiz yüzde 20 ler civarındadır.

Oysa Türkiye deki enflasyon yüzde 10 lar civarındadır.

O halde faiz ile enflasyon eşit değildir

Ecevit iktidarları zamanında büyük işsizlik vardı. Para o işsizlik durumuna göre dengelenmişti. AK Parti nin iktidar olmasıyla birden bire işçiler yeni iş buldular. Dolayısıyla Türkiye de yeni işçiler katıldığında o işçileri finanse edecek kadar faiz millî hasıladaki artışın karşılığı olduğu için o kısım enflasyon yapmaz. Bu durum işsizlik kalmayıncaya kadar devam eder. Beş senelik AK Parti iktidarı zamanında böyle oldu. Bu sebeple enflasyon faizden geçici olarak azdır

Evet, öyle gibi görünüyor ama kazın ayağı hiç de öyle değil.

Konumuza, "Türkiye faizle nasıl soyulup sömürülüyor " şeklinde devam edeceğiz