Faiz, Allah ve Resulüne Açılmış Bir Savaştır

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

FAİZ; almayı ve vermeyi gerektiren sözleşmelerde, taraflardan birinin hakkı kabul edilen ve sözleşme sırasında şart koşulan karşılıksız fazlalıktır. Kur’an’da “riba” olarak zikredilir. Elmalılı Hamdi Yazır, riba ile faizin aynı anlama geldiğini belirtir ve: “faiz özel fazlalığın adıdır” der. Zamanla faiz miktarının azalması veya çoğalması, işlemin faiz olma niteliğini değiştirmez. Faiz, haramdır, zulümdür ve cezası çok ağır olan bir haramdır. BAKARA 275-279: “Riba (faiz) yiyenler (kabirlerinden), tıpkı şeytan çarpmış kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Onların bu hali, alış-veriş (ticaret) de faiz gibidir, demelerindendir. Oysaki Allah, ticareti helal, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve işi Allah’a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar ateş ashabıdır, orada devamlı kalırlar. Allah faizi yok eder. Sadakaları çoğaltır. Allah (günahta ısrar eden) günahkâr kâfirlerin hiçbirini sevmez. İman edenler, sâlih amel işleyenler, namaz kılanlar ve zekât verenler için Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır. Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Eğer gerçekten iman ediyorsanız faiz olarak artan miktarı almayın. Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Rasulü tarafından ilan edilmiş bir harp ile karşı karşıya olduğunuzu iyi bilin…” İBN MACE-TİCARET 58: Ebu Hureyre›den, Hz. Peygamber›in şöyle dediği nakledilmiştir: “Miraç gecesi, karınları evler gibi (büyük) olan bir topluluğun yanına geldim. Onların karınlarında dışarıdan görünen yılanlar vardı. Cebrail (a.s)’e bunların kimler olduğunu sorduğumda; ‘Bunlar faiz yiyenlerdir’ cevabını verdi.” Allah’tan korkan ve yaptıklarının hesabını, hesap gününde Allah’a vereceğine inanan bir kimse, faiz başta olmak üzere hiçbir harama yönelmez. MÜSLİM-MÜSAKAT 25: Cabir’den: “Allah Resulü (s.a.v), faizi yiyene, yedirene, kâtibine ve şahitlerine lanet etti ve onlar (günahta) eşittir dedi.” Bu ve benzeri deliller, inanan kimselerin faize dayalı bir düzene rıza gösteremeyeceğini ve bu düzeni yürüteceğini açıklayan bir siyasete de destek olamayacağını göstermektedir.

BİR ÖRNEK

Peygamberimiz bizim örneğimiz ve önderimizdir. “Faiz dünya gerçeğidir, kaldırmak mümkün değildir” diyenlerin bilmesi gereken gerçek, bunun mümkün olduğudur. EBU DAVUD-BÜYU 5: Amr b Ahfas şöyle anlatmıştır: Resulüllah›ı (s.a.v) Veda Haccında dinledim. Şöyle diyordu: “Haberiniz olsun, şüphesiz cahiliye dönemi faizleri tamamen kaldırılmıştır. Sermayeleriniz ise kendinize aittir. Siz zulmetmeyiniz, zulme de uğramayınız. Haberiniz olsun, şüphesiz cahiliye devrinin bütün kan davaları kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdülmuttalib›in oğlu Haris›in kan davasıdır. Haris, Beni Leys kabilesinde çocuğuna sütannesi aramakta idi, onu Huzeyl öldürdü.” Resulüllah (s.a.v): “Tebliğ ettim mi?” dedi. Sahabeler: “Evet tebliğ ettin” dediler ve üç kere tekrarladılar. Resulüllah (s.a.v): “Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi” dedi. Peygamberimiz ve ashabı faiz dâhil bütün kötülükler ile mücadele ettiler ve sonunda başarılı oldular ve “adil bir düzen” kurdular. Onların yolundan yürüyenler olarak bizler de bütün kötülükler ile mücadele etmek ile mükellefiz. Bu görev, “olmuyor” diyerek terk edilecek bir görev de değildir. Dünya iktidarı için “faizci kapitalist nizamı” yürütmeyi içine sindirenler, yanlış yoldadırlar ve erinde geçinde yaptıklarının karşılığını mutlaka bulacaklardır.

ALLAH VE RESULÜ İLE SAVAŞ

Âlimler, kesin olarak haram kılınmış faizi ve düzenini yürütenlere beş çeşit cezanın verileceğini zikretmektedirler. 1. Şeytan çarpmışa dönmek. BAKARA 275: ““Riba (faiz) yiyenler (kabirlerinden), tıpkı şeytan çarpmış kimselerin kalktığı gibi kalkarlar…” Bu önemli bir cezadır. 2. Yok edilmek. BAKARA 276: “Allah faizi yok eder…” Yani faiz yoluyla elde edilen mal ve paranın bereketini Allah yok eder. 3. Allah’a karşı savaş açmış olmaktır. Bütün ilahi ve nebevi ikazlara rağmen, faiz ve düzeninden dönülmez ise, Allah bu davranışı kendisine ve peygamberine açılmış bir savaş olarak değerlendirmektedir. BAKARA 279: “Eğer (faizden ve düzeninden) dönmezseniz, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin…” Bu savaşı sebebiyle kul helak edilir. 4. İnkârcılardan sayılmak. Faiz ve düzeninde ısrar edenler için bu da önemli bir cezadır. BAKARA 276: “…Allah, (faizcilikte ısrar eden) günahkâr kâfirlerin hiç birini sevmez.” Bu bakımdan Allah’ın, iman edenlere faiz ile ilgili olarak şu hitabı çok düşündürücüdür. BAKARA 278: “Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve eğer inanmışsanız, faizden artakalanı bırakın.” Yani Allah; faiz dünya gerçeğidir diyerek sürekli inkârcı Yahudilerin sömürü ve zulüm aracı olarak kullandığı faizi yürütenleri ve faiz yiyerek günaha dalmış olanları asla sevmez. İnanan bir insanın bu belgeleri okuduktan sonra yapacağı tek şey inancının gereği olarak faiz ile mücadele etmektir. 5. Cehennemde ebedi kalmaktır. Cehennem bütün inkârcıların, müşriklerin, münafıkların ve günahlarda ırar edenlerin yurdudur. Allah Teâlâ faizde ısrar edenler için de cehennemi işaret etmektedir. BAKARA 275: “…Kim (faize ve düzenine) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.” Bu işin şakası yoktur. Fetvalar, haramı helal yapmadığı gibi insanı da cehenneme atılmaktan kurtarmaz. Âlimlerimiz «Faiz yiyen kimsenin şahitliği kabul edilmez, zira faiz yiyen kimse fasıktır” demişlerdir.

ÇARE VARDIR

Kur’an, inanan ve takva sahipleri için bir yol göstermektedir. Bu yol “adalet” yoludur. Bu yolun kapısını Milli Görüş-Saadet Partisi tutmuştur. Faizden ve bütün zulümlerden ancak Saadet İktidarı ile kurtulmak mümkündür. Selam hidayete tabi olanlara…