Türkiye faili meçhulleri tartışmaya başladığında bu günahın bir kısmının PKK‘ya ait olduğu ortaya çıktı. Ancak daha vahimi ise devletin bir birimi olan JİTEM‘le PKK‘nın bazı cinayetleri ortak işlediği iddiası.
Terörle mücadele veya Kürtlerin hakkını savunma adına büyük katliamlar gören topraklar, geçen günlerde ilginç bir olaya şahit oldu. Bingöl‘ün Ilıcalar beldesinde düzenlenen operasyonda 9 terörist öldü, 2‘si yaralandı, 1‘i de teslim oldu. İlginç olan; teröristlerden 8‘inin kendi el bombalarını patlatarak ölmesiydi. Çünkü güvenlik güçlerine teslim olmak istemeleri üzerine PKK‘nın Erzurum sorumlusu ‘Peri-Mahir‘ kod adlı Haşim Kaya (çatışmada öldü) kendilerini silahla tehdit etmiş ve el bombalarını patlattırarak intihar etmelerini sağlamıştı.
Aslında PKK‘nın iç işlerini bilenler için bu durum hiç de ilginç sayılmaz. Zira PKK tarihi bundan çok daha acımasız infazlarla dolu. Şimdi konu gerek İbrahim Güçlü ve Kemal Burkay gibi Kürt aydınların açıklamaları ile gerekse bazı itirafçıların-gizli tanıkların savcılara verdiği ifadelerle yeniden gündemde. Nitekim Güçlü geçen hafta Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun‘a PKK‘nın ‘içerideki‘ cinayetleri hakkında bilgi verdi. Burkay‘ın da İstanbul‘daki savcılara aynı konuda bilgi vermesi bekleniyor.
Aksiyon Dergisi‘nin haberine göre, istihbarat birimlerinin verilerine göre, PKK‘nın ortaya çıktığı 1974 tarihinden bu yana 17 bin 500 kişi faili meçhul cinayete kurban gitti. Ancak dağda da benzer olaylar yaşandı. 1974‘ten itibaren 10 bin kişi PKK tarafından infaz edildi. Hâlen KCK/PKK‘nın sözde mahkemelerinde yargılanıp infaz edilenler var.
Musa Anter‘i Jitem-PKK öldürdü
Terör uzmanları, uzun zamandır örgütün JİTEM ile birlikte bölgede ve dağda infazlar gerçekleştirdiğini söylüyor. Bu, tanıklar tarafından da doğrulanıyor. Mesela, Kürt şair-yazar Musa Anter‘in JİTEM-PKK organizasyonu ile faili meçhule kurban gittiği ağırlık kazanıyor. Hikmet Fidan‘ın Diyarbakır‘da öldürülmesi JİTEM-PKK işbirliğinin önemli infazlarından ya da ‘faili meçhullerinden‘ biriydi. Ama Fidan‘a tetiği çeken PKK militanlarıydı. Ahmet R. adında eski bir örgüt mensubu JİTEM ile PKK‘nın infaz ve faili meç huller konusunda ortak çalıştığını şöyle anlatıyor: "Biz JİTEM adı verilen ve bölgede terör estiren birimle zaman zaman ortak çalışırdık. Aylık, haftalık ve günlük infaz listeleri gelirdi. Kim bu şahısları nerde yakalarsa öldürecekti. Bu kişiler bazen evlerinden alınıp getirilip bize teslim edilir, biz dağda onu infaz ederdik; bazen de biz alıp götürür JİTEM mensuplarına teslim ederdik ve onlar o şahsı öldürürdü. Bugün ölüm çukurları denilen yerlerin çoğu PKK ve JİTEM‘in ortak icraatlarının yürütüldüğü yerlerdir."
‘Bilgileri yeşil‘in ekibine biz veriyorduk‘
Deniz Sözüer isimli bir örgüt mensubu da bir dönem JİTEM mensupları ve Mahmut Yıldırım ile PKK‘nın nasıl çalıştığını anlatıyor. Yıllarca PKK içinde kaldıktan sonra örgütten kaçan ve şu an Kuzey Irak‘ta yaşayan Sözüer‘in söyledikleri de ilginç: "PKK‘ya bir özgürlük hareketi olarak girdik. Sayımız her geçen gün artıyordu. Ama bu sırada bölgede insanlar evlerinden alınıyor ve bir daha geri dönmüyorlardı. Biz bu kayıpları lehimize çevirmek için devleti suçluyorduk. Oysa o kişilere ait bilgileri JİTEM mensuplarına ve Yeşil‘in ekibine biz veriyorduk. Hatta ortak operasyonlar yapıp insanları evlerinden alıp çukurlara gömüyorduk. Dağda kurulan düzmece mahkemelerde insanları infaz ediyorduk. Aslında o kişileri daha çok ilişkili olduğumuz devlet yetkilileri söylüyor biz de infaz ediyorduk. Binlerce kişi bu şekilde öldürüldü."
Cemil Bayık 20 kişiyi infaz etti
Örgütte iken yargılanan ya da duruma göre gardiyanlık, savcılık ve hâkimlik yapanlar, örgütün insaf sınırlarını aşan adaletine ilişkin ilginç anekdotlar aktardı. Bunlardan biri Abdullah Öcalan‘ın kardeşi Osman Öcalan. Zeli Kampı‘nda yöneticilik yaparken 300 militanın öldürülmesine yol açmakla suçlanan Öcalan, örgütü sivilleştirmek ve liberal çizgiye getirmeye çalışmakla suçlanıp hakkında şartlı idam kararı verildi. Osman Öcalan, şu çarpıcı bilgileri verdi: "PKK‘nın yargılama usulleri ve yöntemleri ne otoriter ne faşizan ne totaliter rejimlerde ne de diktatörlüklerde var. Bunlar insanları kafalarına göre yargılayıp idama mahkûm edebiliyor. Şimdiye kadar pek çok kişiyi idam ettiler. Örneğin 1997 kışında Cemil Bayık‘ın sorumlu olduğu Zap ve Garı kamplarında 20 kişi infaz edildi. Örgüt 1999‘da Apo‘nun idamına karşı çıkarken bile iç bünyede pek çok idam kararları verdi ve infaz yaptı."


