Fahiş hatalar zinciri!

Abone Ol

Doğruları alt alta yazıp toplarsak doğru neticeler alırız.

Yanlışlardan da yanlış doğar. Yanlışların doğru sonuç doğurmasını beklemek yine yanlış olur.

Bugün öyle bir duruma düştük ki, savaşa girmesek, içeride ve dışarıda, başta mülteci sorunu olmak üzere, büyük ve tehlikeli neticeler bizi bekliyor. Savaşa girsek, göz göre göre bataklığa saplanıyoruz. Kardeş kavgasına çekiliyoruz. Gerçi bu durumu, beyni geri vitese takılmış, “Suriye’nin fethi” için bir “fırsat” olarak göstermek isteyen akıl fukaraları da var.

Çok yanlış bir yere geldiğimizi şimdi çok daha iyi anlayabiliyoruz.

Peki buraya nereden geldik

Elbette yanlışlar zinciri neticesinde geldik. Geri dönüp baktığımız zaman, yanlışlar zincirinin her bir halkasında Milli Görüş’ün, yakadan tutup sarsarcasına ikazları var. Bu ikazların her birinde kıskançlık ve körü körüne muhalefet ile itham edilmesine rağmen.

Şimdi o yanlışlar zincirinin halkalarından bazılarını hatırlamanın zamanıdır.

ABD, Avrupa ve Siyonist Yahudi lobilerinden destek alarak iktidara gelmek fahiş hataların en başındaki halkadır.

2001 yılında başlatılması için karar alınan “Haçlı Seferleri”ne destek verilmesi fahiş hata idi.

Afganistan ve Irak’ın işgali için Haçlıların uydurdukları bahanelere uluslararası platformlarda destek verilmesi fahiş hata idi.

Afganistan’ın işgaline fiilen katılınması, Mehmetçiğin zalimlerin emniyetinin sağlanması için gönderilmesi fahiş hata idi.

Irak’ın işgaline destek için ABD ve yandaşlarına sözler verilmesi, bunun için paralar alınması, bu amaçla TBMM’ne tezkere getirilmesi fahiş hata idi. Tezkerenin reddine rağmen havaalanlarımızın, limanlarımızın, hava koridorlarımızın, üslerimizin ve topraklarımızın işgalcilerin emrine verilmesi, buralardan denetimsiz askeri malzemelerin sevkine göz yumulması, hem hukuki, hem İslami, hem insani, hem de siyasi yönden hataların en büyükleri idi.

Irak’ın fiilen parçalanmasına seyirci kalınması, Musul-Kerkük ve Süleymaniye’de bu günlerin altyapılarının hazırlanması yönünde operasyonlar yapılmasına göz yumulması, başına çuval geçirilen Mehmetçiklere rağmen işgalcilere lojistik destek verilmesi, Türkiye’nin de işgal koalisyonunun bir üyesi olduğunun “iftiharla” açıklanması akıllara ziyan bir hata idi.

ABD’nin Irak’tan çekilmesinin erken olduğunun, demokrasiyi oturtmadan bu ülkeyi terk etmemesi gerektiğinin, TC’nin Başbakanı’nın ağzından açıklanması, saç baş yoldurtan bir hata idi.

İlişkilerin çok güzel bir seviyeye çıkarılmasına rağmen, henüz ortada bir ihtilaf konusu da yokken, birden bire Suriye’nin hedefe konulması, karışıklıklar çıkarmak isteyen küresel güçlerin ekmeğine yağ sürülmesi, onların bir temsilcisiymiş gibi Beşşar Esed’e ültumatomlar verilmesi, ortada fol veya yumurta yokken mülteci kamplarının hazırlanması, Esed rejimine ömür biçerek ilan edilmesi asla yapılmaması gereken hatalar idi.

“Arap Baharı” aldatmacasının; içyüzünü çok önceden açıklayan Rahmetli Erbakan Hocamızın uyarılarına rağmen desteklenmesi, Arap ülkelerine Haçlılardan destek alarak emirler verilmeye kalkışılması, bir adım sonrasını hesap etmeden dış politika ayarlamalarının yapılması fahiş hata idi.

Cidde’de Arap liderlerine İslam Birliği sevdasından vazgeçmelerinin telkin edilmesi, paranın dininin imanının olmadığı safsatasının açıklanması, D-8 oluşumuna dinamit koyan konuşmaların yapılması, tarihteki Haçlı Seferlerinin ibra edilmeye kalkışılması, Ilımlı İslam projelerine fiili desteklerin verilmesi, Haçlılara tam olarak güvenip bel bağlanması, çok büyük hatalar idi.

Kardeş Libya’nın kaynaklarının yağmalanması ve paramparça edilmesi neticesini doğuran, uluslararası hiçbir kaide, kural ve teamüle dayanmayan, tamamen korsan usüllerle yapılan Haçlı müdahalesine fiilen katılınması, zalimlerin emniyetinin sağlanması için Mehmetçiğin alet edilmesi, bugün bile düşünüldüğünde insanı deli edecek derecede fahiş bir hata idi.

Komşularla iplerin koparılması, Avrupa ve Amerika yolunda ilerlemeye çalışılırken, bütün geri dönüş yollarının kapatılması, köprülerin yıkılarak, gemilerin yakılarak yola devam edilmesi,  sonunda da Haçlıya yaranılamaması üzerine Türkiye’nin dış dünyada yapayalnız bırakılması, fahiş hatalar zinciri idi.

NATO’nun Türkiye’yi silah ve teçhizat deposu haline getirmesinin istenmesi, adeta verilen emirlere çaresizce boyun eğmek gibi gözüken pozisyona düşülmesi, Haçlı ve Siyonistlerin kitabında böl, parçala, katlet, sömür ve yut kaidelerinden başka bir şeyin olmadığını bilmezcesine teslim olunması, alternatif hazırlamadan AB kapılarında nöbete yatılması… Bunların her biri fahiş hatalar zinciri idi.

Güya Irak’tan çıkmış gibi gözüken Amerika’nın, terör örgütlerinden ordular kurmasına, silah yığmasına, kayıtsız kalmak, ya da destek olmak, rehine olayında uyanamamak, yumurta kapıya gelene kadar doğru bir teşhis bile koyamamak, fahiş hata idi.

Etrafımız ateş çemberine alınırken, her kesim çılgınca silahlanırken, Savunma Sanayii Destekleme fonununda biriken paraların bile faiz ödemelerinde kullanılması, kendi silah ve teçhizatımızın halen üretilemiyor olması, F-35 uçaklarına bel bağlanması, ama onun da altında nice hinoğlu hinliklerin bulunduğunun anlaşılamaması fahiş hata idi.

Elbet başkaları da var.

Bütün bu fahiş hataları alt alta yazıp topladığınız zaman doğru bir netice mi çıkacaktı

Elbette çıkmaza girilecekti.

İleri gitmek felaket, geri kalmak tehlikeli.

Şimdi ayıklamak kolaysa, ayıklayalım bakalım pirincin taşını!..

TAVUK VE YUMURTA

Tavuğumuz sancıdan şokta,

Kapıya gelmiş yumurtası!

Bir de bakmış, gelinen nokta,

Çaresizliğin tam ortası!..