FÂCİANIN İKİNCİ PERDESİNE HAZIR MIYIZ?

Abone Ol

Sayın halkımıza:

Gezi fırtınası dindi mi Şimdilik dinmişe benziyor ama

önümüzdeki ekimde tekrar daha şiddetli olarak başlayacağına, başlatılacağına

dair söylentiler, kuvvetli şüpheler, karineler, emareler var.

Gezi hadiselerinin iç yüzü, derin sebepleri, perde arkası

nedir

Ağaçlar kesilmesin, parka eski topçu kışlası yeniden

kondurulmasın mı ..

Bunlara inanan zekâ özürlüdür. Asıl sebepler şunlardır:

1- Ülkemizde bir milyondan fazla Kripto Ermeni

bulunmaktadır. Tek kimlikli Ermeni vatandaşımıza hiçbir şey söylemem. Kripto

Ermenilerin bir kısmı (hepsi değil) militanca, yıkıcı hareket ediyor.

Türkiye nin parçalanmasını doğu ve güneydoğu Anadolu da, bugünkü Ermenistan ın

dört beş misli toprağımıza Ermeni nüfusu getirilmesini istiyor.

2- Ülkemizde bir milyondan fazla kripto Yahudi vardır.

Bunlar sadece Sabataycılar değildir. Bunların bir kısmı da yıkıcıdır.

3- Militan ve fanatik Haçlılar, Evangelistler Türkiye yi

yeniden bir Hıristiyan ülkesi ve yurdu haline getirmek istiyorlar. İçten,

dıştan yıkıcılık yapıyorlar.

4- Faiz lobisi, buna Büyük Finans da diyebiliriz, yakın

tarihimizde yüksek ve müzmin enflasyonla, bin türlü dalavere ve spekülâsyonla

yüz milyarlarca dolar vurmuşlardır. Onlar bir trilyon dolar vursalar bile

doymazlar. Yeni vurgunlar için kirli ve yıkıcı tertipler peşindedirler.

5- Serbest seçimlerle iktidar olamayan bir parti, Gezi

anarşisinden medet ummaktadır.

Maalesef Gezi isyanının ikinci perdesi sahneye

konulacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Bir soru: Yıkıcı hadiseler yine Gezi parkında mı

olacaktır Kesin bir şey söyleyemem. Gezide olacakmış gibi gösterip, hiç

ummadık bir yerden vurabilirler.

İkinci perde çok daha yıkıcı olacaktır. Memleket

genelinde anarşi ve kaos kasırgaları estireceklerdir.

Üniversitelerin açılmasını bekliyorlar.

ABD nin, AB nin, İsrail in Gezi hadiselerine nasıl

baktığını gördük. İsrail de, Ankara iktidarının düşmesi için dualar bile

edildi.

Gezi olaylarının birinci perdesi içten ve dıştan organize

idi. İkinci perde yüz kat daha tertipli ve planlı olacaktır.

Gezi hadiseleri bitmiştir diyerek yan gelip yatanlar,

gerekli etkili tedbirleri almayanlar dehşetli sürprizlerle karşılaşacaktır.

Gezi hadiseleri egemen azınlıkların işidir, onların

ekmeğine yağ sürmüştür.

Bu hadiseler Türkiye yi, halk ülke devlet olarak sarsmış,

hançerlemiş, zarara uğratmıştır.

Gezinin birinci perdesinde büyük maddî zarar oldu, ikinci

perdedeki zarar daha büyük ve korkunç olacaktır.

Ermenistan ın büyümesi için Türkiye nin çökmesi gerekir.

Doğu Karadeniz sahilimizde Pontus-Rum bölgesi kurulması

için, Türkiye çökmelidir.

Faiz lobisinin veya çetesinin yüz milyarlarca dolarlık

ganimetlere avantalara ihtiyacı vardır. Bu da durup dururken olmaz. Berrak bir

havada böyle voliler vurulmaz. Dehşetli toz duman olacak ki malı götürsünler.

Halkımıza hitap ediyorum:

Gezi anarşisinin ikinci perdesi on milyonlarca

Türkiyeliyi feci şekilde maddî manevî zarara uğratacaktır.

İktisat ve ticaret çökerse Türkiye Yunanistan dan beter

olacaktır.

Can, mal, ırz, namus güvenliği kalmayacaktır.

Çoğunluğun din hürriyeti, eskiden olduğu gibi yeniden

kısıtlanacaktır.

Dinî okullara, Kur an kurslarına, camilere baskı

yapılacaktır.

Yakın tarihimizde görüldüğü gibi din aleyhinde terör

fırtınaları estirilecektir.

Sandıktan çıkmış iktidar sokak nümayişleriyle devrilirse

adaletsiz tutuklamalar olacaktır.

Eski İstiklâl Mahkemeleri gibi mahkemeler kurabilirler

mi

Ülkemizde kaos, anarşi, çöküntü oluşturmak için bütün

ahlak, adalet ve vicdan dışı yollara başvuracaklardır.

Gezi hadiselerinin patlak vermesinde siyasî iktidarın hiç

kabahati ve kusuru yok mudur Yoktur diyenleri muhatap bile kabul etmem.

Bu konuda en büyük hata: Biz sandıktan çıktık, halk bizi

destekliyor, bize kimse bir şey yapamaz Bir iktidar böyle düşünüyorsa intihar

etmiş sayılır.

Adnan Menderes iktidarı da sandıktan çıkmıştı. Halk Adnan

Menderes i de çok seviyordu. Sonra ne oldu

Halka güvenmek ölümcül bir hatâdır.

Hakk a güvenmek gerekir. Sadece güvenmekle de iş bitmez,

Hakk ın rızasını kazanmak gerekir.

Hakk a güveniyorsun ama Hakk ın rızasını kazanacak

durumda değilsin Yine tehlikedesin

Hakk ın rızası nasıl kazanılır

Birincisi: Âdil olacaksın, adaletle hükmedeceksin,

haksızlık yapmayacaksın.

İkincisi: Emanetleri ehil olanlara vereceksin, ehliyeti

olmayanlara vermeyeceksin.

Üçüncüsü: Devlet ve belediye bütçelerinin harcanmasında

en ufak israf ve usulsüzlük olmayacak.

Dördüncüsü: Millî kimliği ve kültürü koruyacaksın. Bu

koruma için neler gerekiyorsa onları yapacaksın.

Beşincisi: Aileyi koruyacaksın, zinayı suç olarak kabul edeceksin.

Altıncısı: İç barışı ve sosyal mutabakatı hâkim

kılacaksın.

Siyasî bir iktidar, benim hiçbir hatam kusurum aksaklığım

yok, bütün kabahat muhaliflerdedir diyorsa onun geleceği karanlıktır.

Medenî toplumlar yaklaşan tayfunlara karşı tedbir alır.

Önümüzdeki sonbaharda ikinci gezi tayfunu üzerimizden

geçecek Sadece devlet, siyasî iktidar, emniyet değil bütün halk tedbir almalı,

tedbirli olmalıdır.

Neler yapabiliriz

(1) Uyanık olmak.

(2) Şüphe uyandırıcı halleri devlete haber vermek.

(3) Yıkıcı hareketlere karşı canını, malını, evini,

dükkânını, çoluk çocuğunu (yasal yollar içinde) savunmaya ve korumaya hazır

olmak.

(4) Gerektiğinde meşru devlet güçlerine yardım etmek.

(5) Her hal ü kârda yıkıcılar gibi tahribat ve kanunsuz

işler yapmamak.

Türkiye nin çoğunluğunu oluşturan Sünnî Müslümanlar

fırtınalar geçtikten sonra yan gelip yatarlar, yeni bir fırtınaya karşı tedbir

almazlar.

Son bir asırlık tarihimiz facialarla doludur.

Düzmece 31 Mart vakasıyla Sultan Abdülhamid in tahttan

indirilmesi.

Siyasete karışan ordunun Balkan Harbi ni yitirmesi,

Rumeli nin elimizden gitmesi.

İttihatçıların devleti birinci dünya savaşına sokması ve

büyük yenilgi.

Sultan Vahdettin e edilen büyük hıyanetler

1924 te son halifenin yurttan kovulması.

Tek parti zulümleri İdamlar Katliamlar Sürgünler

27 Mayıs 1960 darbesi faciası ve hıyaneti.

12 Mart 1971 darbesi ve faciası.

12 Eylül 1980 darbesi ve faciası.

28 Şubat rezilliği.

Millet uyanık, tedbirli, birleşmiş olmamasının cezasını

çekti.

Eski gafletleri, ihmalleri, tedbirsizlikleri, tefrikayı

sürdürürsek önümüzdeki sonbaharda acı sürprizlerle karşı karşıya kalabiliriz.

Acaba bu yazımın bir faydası olur mu

İkinci yazı

Câmilerde Bid at Yangınları

FEMİNİST İslamcılar camilere büyük bir fitne soktular

Kadınlarla erkekleri birbirinden ayıran, ismet iffet hayâ edeb kafes ve

perdelerini çıkarttılar. İstanbul un, cemaati çok büyük camilerine, mesela

Eyyüb Sultan cami-i şerifine yatsı ve teravih namazlarında gidiniz; faciayı,

fitne ve bid at yangınlarını göreceksiniz.

Aşırı ve militan İslamcı Feministlerin yaptıkları

Kur an a, Sünnete, Şeriata, fıkha, vicdana, hikmete, tek kelimeyle Din-i

Mübîn-i İslama aykırıdır.

Kur an ın ve Sünnetin doğru yorumu, Cadde-i Kübra,

Sevad-ı Âzam olan Ehl-i Sünnet İslamlığı; İslam kadın ve kızlarını kem

nazarlardan korumak, onları yüceltmek, huzur içinde ibadet etmelerini sağlamak

için kafesler ve perdeler koymuştu.

Camilerdeki kafes ve perdeleri kaldıranlar zalimdir,

fasıktır, haindir.

1400 yıllık İslam tarihinde böyle bir bid at görülmemiştir.

Ümmet-i Muhammed in (Salat ve selam olsun ona) bu bid ate, bu cür ete, bu isyana cephe

alması, kınaması, nehy-i münker yapması gerekir.

Bu zihniyet, Efendimizin hadîslerini de AB normlarına

göre ayıklamıştır.

Günümüzde, Ortodoks Yahudi sinagoglarında bile kadınlar

ayrı bölümlerde ibadet etmektedir.

İslam Protestanları Ehl-i Sünnet Müslümanlığına açık ve

sinsi yollarla savaş ilan etmiştir.

Onlar reissiz bir aile çıkartarak İslam ailesini yıkmak

istiyor.

Reissiz aile olmaz.

Kur an a göre ailenin reisi erkektir.

M. Kemal ve İsmet devirlerinde bile aile bu kadar

sarsılmamıştı.

İslam toplumunun temeli ailedir. Aile yıkılırsa toplum da

yıkılır.

Yüce Şeriat, kadınların camilere gelmesine izin ve ruhsat

veriyor ama onların namazları evlerinde kılmaları evladır diyor.

Diyanetin vazifesi öncelikle erkekleri camilere

çağırmaktır.

Erkekleri davet etmeyip kadınları davet etmekte kötü

niyet vardır.

İslam ın, Kur an ın, Sünnetin, Şeriatın izin vermediği

bir şekilde giyinen, süslenen, kokulanan, ziynetlenen, takıp takıştıran,

nâmahrem erkeklerle ihtilat eden, şehvetli bakışları üzerine çeken kadınlar lanetlenmiştir.

Bid atçiler, İslam ı kadınlarla yıkmak istiyor.

Hiçbir İslam kadını ve kızı fitneci bid atçilerin

oyunlarına gelmemeli, tuzaklarına düşmemelidir.

Müslümanlık, hayvanî ve şeytanî hürriyetleri Kur an,

Sünnet ve Şeriat ölçüleriyle sınırlandırılmıştır. Bu sınırları aşanlar hür

değil; esir, zelil, rezil olur.

Feminizm denilen sapık ideolojiyi Batıda nice ateist

kadın bile reddetmektedir.

Hiçbir Müslüman Feminist olamaz.

Kafes ve perdeler kaldırıldıktan sonra bazı büyük

camilerimizdeki uygunsuz durumu birlikte protesto edelim.

Münker işleri protesto etmemiz gerektiği halde etmezsek,

emr-i mâruf ve nehy-i münker vazifemizi terk ve ihmal etmiş oluruz.

Durumumuz müsaitse fiilen, değilse lisan ve kalem ile, o

da mümkün olmazsa kalben buğz ve protesto edelim. Kalben buğz, imanın

asgarîsidir.

Kur an, Sünnet, Şeriat sınırlarını zorlayan Müslüman bir

toplum iflah olmaz, necat bulmaz.

Bid atçiler ve beyinsizler, kolay ve zahmetsiz su almak

için geminin dibini delerse, gemi batar ve içindekilerin hepsi helak olur. Bu

gibi beyinsizlere,  Müslümanların mutlaka

engel olması gerekir.

30.07.2013