Ezilmek, sömürülmek fıtrat değildir

Abone Ol

Fıtrat… Allah’ın yaratılış kanunu… Varlığın, yaratılmışın doğası. Her insan İslam fıtratı üzere doğar… Sonra, annesi babası onu farklı yönlendirir… Hadisi de insanın bir yaratılış kanununa bağlı olduğunu, bir hikmetli sistemle donatıldığını ifade eder.

Yanlışları, eliyle, diliyle, buğzla değiştirmesi gereken Müslümanların, fıtratlarında, ezilmek, sömürülmek, yanlışlarla hayatını idame ettirmek eğilimi olamaz. İslam, bu tür aşağıların aşağısı bir durumu reddetmiştir. Bugün, ülkemizde ve dünyada… İslam coğrafyasında, ötelerde… İnsanoğlunun yaşadığı bütün alanlarda, ne yazık ki, güçlülerin tayin ettiği kurallar, mazlum çoğunluğu doğurmuştur. Başa gelenler, bir müddet sonra iktidarını korumak için, kendilerini dokunulmaz kabul edip, insanı aşağılayan düzeni kutsamaya başlıyorlar. Ne gariptir ki, insanı dışlayan bu anlayış, güç sahiplerince insanı koruduğunu, insanın daha rahat yaşaması için uygulamaya konulduğunu iddia edebilmektedir.

İsrail’in Filistinli kardeşlerimiz için ortaya koyduğu tutum, bunun en açık örneğidir. Yasaklayıcı, baskıcı, faşist tutumuna zaman zaman gülünç dayanaklar bulmakta pek mahir görünmektedir İsrail… İnsani onuru ve haysiyeti zedelerken, bunu Filistinliler için yaptığını söylemek alçaklığına düşebilmektedir.

Coğrafya neresi olursa olsun, Allah’ın emri, insanın şerefli yaşatılmasıdır. İnsan, haysiyet ve onuru… insan yaşamının dokunulmazlığı esastır… İslam, bu gerçeği, hayatın temeli kabul eder. Para, pul, makam, mevki… Saltanat ve göz kamaştırıcı hayat süren topluluklar, hür ve özgür değillerse… İnsanca yaşama, adaletle muamele silikleşmişse, elde ettikleri dünyalık zenginlik, onları tok esir olmaktan kurtarmaz.

Fıtrat… İnsan fıtratı, Allah dışında ilah kabul etmez. İnsan fıtratı, kendisi için ne istiyorsa, sevmedikleri için de onu isteme arzusudur. İnsan fıtratı, iyiliğin çoğalması, kötülüğün neyh edilmesidir. Fıtrat, zulmü, keyfiliği, adaletsizliği kabul etmez. Allah insanları hür ve akıl sahipleri olarak yaratmıştır. İnsanların, akıllarını ve iradelerini gönüllü olarak ipoteğe vermesi, Allah’ın hoşnut olmadığı davranışlardır.

Hele, zulme razı olmak… Zalimle ortaklık kurmak… İnsan haysiyet ve şerefinin yok edildiği uygulamaları desteklemek, yüce Yaratanın yasakladığı hallerdir. Hal böyle iken, dünyada, insanlığın hala mutsuzluk çizgisine hapsedilmiş olması, zorbalığın, keyfiliğin, firavunların saltanatının devam ettiğine işarettir.

Ne yapmalı? Allah’ın yaradılış kanununa dönmeli… Ve insanı hür ve bağımsız kılmalı. Zulümlerin ortadan kalkması için topyekûn ses yükseltilmelidir. Günlük kaygıların, menfaatlerin, rahatlıkların esiri olunmamalıdır. Hiçbir Müslüman, ahiret mükâfatını, dünyalık saltanata kurban vermez... Dünyanın bir saniyelik hazzıyla, cennetteki mutluluğu takas etmez. Kur’an’ın emriyle, kötülüğü el ile düzeltmeye kalkar… Gücü yetmezse, dil ile onu defe çalışır… Daha olmadı, yüz eder, buğz eder.

Bunları yapabilseydik, yaşadığımız beldeler, dünyalar karanlığa mahkûm olur muydu? Fıtrat, Allah’a kulluğu emreder sadece… Kula kulluğa değil… Böyle bilinmelidir.