Gündem

Ezanın güzel okunması için Müezzinlere kurs veriyoruz

Ezanın güzel okunması için Müezzinlere kurs veriyoruz

Abone Ol

İstanbul‘un "Ezanlar Şehri" olduğunun altını çizen İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı: Ezanın güzel okunması için Müezzinlere kurs veriyoruz.

Ezanların güzel okunması için geçen sene 485 müezzine 3 ay süreyle hizmet içi eğitim kursu düzenlediklerini belirten İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, bu sene bu kursu ilmî ve sanatsal yönüne ağırlık vererek geliştireceklerini söyledi.

İstanbul‘un ezanlar şehri olduğunun altını çizen İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, "Ezanların güzel okunması için yarışmalar ve teşvik ödüllerinin yanında müezzinlerimize  Ezan kursu düzenliyoruz" dedi. Ezanların güzel okunması için geçen sene 485 müezzine 3 ay süreyle hizmet içi eğitim kursu düzenlediklerini belirten İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, bu sene bu kursu ilmî ve sanatsal yönüne ağırlık vererek geliştireceklerini söyledi. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü‘nden (Marmara İlahiyat Fakültesi) hocam olan Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı ile sohbetimiz şöyle sürdü:

* Muhterem Hocam, Oruç ve Ramazan röportajlarımızın formatına uygun olarak lütfen kendinizi tanıtır mısınız?

Ben, Mustafa Çağrıcı. 1950‘de Sivas‘ta doğdum. Hafızlığımı Kayseri‘de tamamladım.1968‘de Sivas İmam-Hatip Lisesi‘ni, 1973‘te İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü‘nü bitirdim. 6 yıl imam-hatiplik yaptım. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü ‘nde Ahlâk felsefesiyle ilgili lisansüstü çalışmamı tamamladıktan sonra Gazâlî‘nin ahlâk felsefesi üzerine yaptığım doktora çalışmasıyla M. Ü. İlâhiyat Fakültesi‘nde İslâm Felsefesi Anabilim Dalında Yardımcı Doçent oldum. 1990‘da Doçent, 1996‘da Profesör unvanını aldım. M. Ü. İlâhiyat Fakültesi‘nde öğretim üyesiyken 2003 yılında İstanbul Müftülüğü‘ne getirildim. Altı senedir bu görevi sürdürmekteyim. Çeşitli kitap ve makalelerimin yanında, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından 5 ciltlik Kur‘an Yolu adlı tefsiri hazırlayan 4 kişilik komisyonda yer aldım. Yine TDV İslam Ansiklopedisi‘nin Danışma Kurulu Üyesiyim ve İslâm Düşüncesi ve Ahlâk Bilim Dalı Başkanı‘yım. Ayrıca bu ansiklopedide 150 kadar yazım çıktı.

"Tekne orucu tutar", büyüklerime satardım.

* Ramazan orucunu tutmaya ne zaman başladınız?

7 veya 8 yaşımda oruca başladığımı hatırlıyorum. "Tekne ornucu" tabir edilen yarım gün oruç tutturulurdu. Ben de o şekilde oruca başladım. Annemiz veya babamız "orucunu bana sat" derlerdi. Bunun karşılığında büyüklerimiz bize hediye verirdi. Ben de epeyce oruç sattım. O şekilde çocukları pedagojik olarak çok tatlı bir metodla oruca alıştırırlardı. 12 yaşımda da tam gün ve tam ay oruç tutmaya başladım.

* Ramazan gelince hayatınızda ne gibi değişiklikler oluyor?

Bir kere özel hayatımda göreve bağlı olarak çok büyük değişiklik oluyor. Takdir edersiniz ki İstanbul Müftülüğü 13 milyon insana hizmet veren bir kurum. Herkes bir şekilde dinle diyanetle ve din hizmetleriyle ilgileniyor. Mesela şehirde okunan ezanlarla ilgili bir şikayet, bir sorun varsa, bu gelir bizi bulur.

Ezanlarla  ilgili şikayetler

* Ezanlarla ilgili ne gibi şikayetler geliyor?

Ya "Mahallemizde müezzinin sesi kötü, ezanı güzel okuyamıyor" ya da "Hoparlörün sesini çok açıyorlar" diye şikayet geliyor. Bana göre bunlar iyi niyetli ve çoğu haklı şikâyetler. Çünkü ezan, dinî bir şiardır, bir semboldür; aynı zamanda bir estetik konusudur. İnsanların din ile fazla ilgisi olmasa bile, ezanın güzel okunmasını isterler, buna hakları var.

Şikayetleri azaltmak için neler yapıyorsunuz?

* Ezanı güzel okuma yarışmaları düzenliyor, güzel okuyanları ödüllendirerek müezzinlerimizi ezanı güzel okumaya teşvik ediyoruz. Her sene hizmet içi eğitim çerçevesinde ezan okuma kursları düzenliyoruz. Geçen sene 485 elemanımıza 3 ay süreyle "ezanı güzel okuma kursu" verdik.. Bu yıl, bu kursu ilmî ve sanatsal yönüne ağırlık vererek geliştireceğiz. Ekim‘de ezan kurslarımızı başlatacağız. Bu kurslarda solfej, şan, diksiyon ve Arapça gibi derslerimiz olacak. Yani müezzin ezanı güzel telaffuz ederek okurken, ne okuduğunun manasını da bilsin istiyoruz. İstanbul‘un dışında neredeyse ülkemizin tamamında il ve ilçelerde ezanlar merkezi sistemle okunuyor. Yani bir il veya ilçede okunan ezan bütün camilere veriliyor. Tek ses tek ezan... Buna, biraz önce bahsettiğim şikayetler sonucu ihtiyaç duyuldu. Ancak biz İstanbul‘da tek merkezden ezan okunmasını istemedik, uygulatmadık.

İstanbul‘da 3039 cami var

* Bana göre iyi etmişsiniz, karşı oluşunuzun gerekçesini de açıklar mısınız hocam?

Çünkü İstanbul bir ezanlar şehri ve ezan kültürünün merkezidir. Ezan zenginliği İstanbul‘da mevcuttur. Biz bu zenginliği merkezi sistemle yok etmek istemedik. "Der Saadet‘te Sabah Ezanları" isimli eseri kaleme alan Attila İlhan bunu boşuna yazmamış. İstanbul‘da merkezi sistemle ezan okunması İstanbul kültürüne ve İstanbul tarihine karşı saygısızlık olurdu. İstanbul‘da 3039 cami var. Yanlış ve çirkin olan şey çok göze çarpar. İyi olan şeyler rahatsız etmez kimseyi... Göze de batmaz. Bu yüzden bize takdirler değil, daha çok şikâyetler geliyor. Zaman zaman bize takdir mektupları da alıyoruz. Güzel okunan ezan, gayr-i müslim birini dahi derinden etkiliyor.

Evimde iki kere iftar açabildim ama              şikayetçi değilim

* Hocam Ramazan‘da hayatınızda ne gibi değişiklikler oluyor?

Şu ana kadar evimde iki kere iftar açabildim. Şikayetçi değilim. Çünkü çok davet alıyoruz. Mutlaka katılmam gereken programlar oluyor. Yüzlercesine de icabet edemiyorum.

Müsamahakâr Müslümanlık gelişiyor

* Okuyucularımıza mesajınız var mı?

Özelde Millî Gazete okuyucularının genelde bütün vatandaşlarımızın Ramazanlarını ve gelecek bayramlarını tebrik ediyorum. Cenâb-ı Allah, bu faziletli günleri hakkıyla ihya etmemizi cümlemize nasip etsin. Dünyadaki gelişmelere paralel ülkemizde da bana göre din hizmetleri alanında da çok güzel gelişmeler yaşanıyor. Halkımız dini konularda daha bilinçli davranıyor. Ülkemizde daha müsamahakâr bir Müslümanlık gelişiyor. İnsanların dindarlığı samimi, temiz, daha düzgün ve bilgili hale geliyor. Bunda Türkiye‘de din eğitiminin, dini yayınların artışının da rolü var. Bunlar halkın kültürü de olumlu yönde etkiliyor. Hurafecilik azalıyor, İslam‘ın prensiplerine, emirlerine uygun Müslümanlık anlayışı gittikçe yaygınlaşıyor. Benim gözlemime göre Türkiye‘de dindarlık gelişiyor. Bu Ramazanda medyanın yapıcı tavrı da bunu gösteriyor. Allah‘a şükürler olsun, ağzımızın tadını bozacak hiçbir olay meydana gelmedi.