"Ezan" dinlemek istiyorum

Abone Ol

Hep merak etmişimdir, özellikle Cumhuriyet döneminde müslümanlar bireysel ve dinî ihtiyaçlarıyla ilgili malzemeleri kendileri üretmiyorlar. Başkalarının ürettiklerini adaptasyon yoluyla iğreti bir biçimde kullanmayı tercih ediyorlar.

İbadetlerin ifasıyla ilgili ihtiyaçlar başlı başına birer sektör oluşturacak durumdadır. Hele bir de bütün dünyadaki müslümanların ihtiyaçları göz önüne getirilecek olursa, bunun ne kadar büyük bir kesime hitap ettiği / edeceği âşikârdır.

Hac mevsimlerinde hacıların büyük bir heyecan ve hatta ibadet şuuruyla aldıkları "hediyelik eşyaları" hangi ülkelerin imal ettiğini şöyle bir düşününüz. Neredeyse hepsi de Çin, Singapur, Japonya gibi Uzakdoğu ülkelerinin patentini taşıyor.

İhtiyaç ve sorunlarımızın çözümünü ya başkalarına bırakıyoruz ya da erteliyoruz. Bir ara Sümerbank hacca yönelik hediyelik seccade üretmişti. Ne kadar güzeldi. Ne oldu da vazgeçildi, anlamak mümkün değil!

Din ve dinin günlük hayata ilişkin sorunlarıyla ilgili çözüm bekleyen hususlar diz boyunu geçti, hatta yürüyemez hale geldik. Her birimizin yaptığı gibi bu duruma çözüm üretmekle yetkili olan kişiler ve kurumlar da şikâyet etmekten geri durmuyorlar. Ortalıkta çözüm üreten yok, konuşan çok!

***

Dinî alanın en önemli hususlarından biri ezandır. Ezan, İslâm ın dışa dönük en önemli şeâirindendir (sembol). Çevremde İslâm ın anlaşılması ve yaşanmasına yönelik çeşitli konularda, aklı başında kaç kişi ile sohbet ettiysem, büyük şehirlerde ezanın okunmasına yönelik beklentiler gündemin ilk sıralarında yer aldı.

1. Camilerin minarelerinden, hangi mektep ve meşrebe mensup olursa olsun "bütün insanlar"ın ruhlarına gıda olan ve gönülleri harekete geçiren "usulüne uygun ezan" dinlemek;

2. Büyük şehirlerde birbirine yakın camilerde, hoparlörlerin sonuna kadar açıldığı, her kafadan ayrı bir ses çıkarcasına seslerin birbirine karıştığı, görev savmak kabilinden okunan ezanlara bir çözüm bulunması bir beklenti halinde sürüp gitmektedir.

Kim kimden çekiniyor İyi olan, güzel olan bir yöntemin uygulanmasına kimler itiraz ediyor ki, bir türlü yetkiyi elinde bulunduranlar çözüm üretmiyorlar / üretemiyorlar Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, müftülükler, ilâhiyatlar ve cami çevresinde bu işlerden anlayan kimse yok mu ki, bu işlerin çözümüne bir yerlerden başlanmıyor ya da başlanamıyor

Camileri hayatın merkezine almak için yapılması gereken hususların başında ezan geldiğini unutmayalım. Usulüne uygun bir şekilde ezan okuyan kimseleri yetiştirmek için ciddi adımların atılması gerekir.

Ayrıntıların öne çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Hepimiz biliyoruz ki güzellikler ayrıntılarda gizlidir. Yetkililerin ilgisi ve uygulayıcıların merakı yan yana geldiğinde çözüm için en önemli adımın atılacağına inanıyorum. Bugüne kadar iş sürüncemede bırakıldı ve çok büyüdü. Artık çözüm bekliyoruz.

***

Bir yaz günü yolumuzu Sultanahmet ten geçirdik. Arabayı bir kenara park edip meydanda yürümeye başladık. Bir şeyler yeriz umuduyla sağa sola bakarken, yatsı ezanı okunmaya başladı. O an camide namaz kılmaya niyetimiz yoktu. Fakat Sultanahmet Camii ile karşısındaki Fîruz Ağa Camii nin müezzinleri öylesine güzel bir ezan okudular ki, gönlümüz ayaklarımızı sürükledi ve kendimizi caminin içinde cemaatle namaz kılar vaziyette bulduk.

***

Sabah başta olmak üzere, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının vaktinde, "camiye gitme niyeti olmasa bile!" müslümanı yatağından veya yerinden kaldırıp camiye davet eden ezanları dinlemek müslümanların en tabii hakkıdır. Kur an, kıraat, tilâvet, mûsiki, sanat, edep birleşsin artık. Lütfen herkes üzerine düşeni yapsın.

İnsanları şunu söylüyor da bunu niçin yapmıyor diye suçlamanın kimseye faydası yoktur. Diyanet idareci ve görevlileri lütfen işinizi yapınız! Çünkü siz iş yapmak için oradasınız.

Bütün bir milletin felsefesi olan İstiklâl (Millî) Marşı nda ezana bu kadar anlamlı ve güzel vurgu yapılması boşuna değildir. Yeryüzünde başka bir millet daha gösterilebilir mi ezanla bu şekilde bütünleşen "O ezanlar ki şehadetleri dinin temeli / Ebedî benim yurdumun üstünde inlemeli!"

Bu millet bugüne kadar dininin, imanının güzelliklerinin yansıtılmasından gurur duymuş ve duymaktadır. Bu mazlum milleti bu duygudan mahrum etmeyiniz. Bu işlerin bir de vebal boyutu olduğunu düşününüz.