Ey Milli Görüşçüler! Susmadınız! Selam sizlere!

Abone Ol

Pazar günü seçimler yenilendi. Sonuçları biliyorsunuz. AKP ve yeni Meclis’in hayırlı hizmetler yapmasını temenni ederim.

Saadet Partisi çok sıkıntılı bir seçim süreci geçirdi. İllerin çoğu daha 7 Haziran seçimlerinden kalan borçlarını bitirmeden yeni bir seçimle karşılaştı. İmkânsızlıklara rağmen, kan terlemek pahasına da olsa susmadılar; bildiği hakikatleri seçmene ulaştırmaya gayret ettiler. Hatta bu seçimlerde de diğer partilerden daha fazla çalıştılar.

Seçime girme hakkı elde eden partiler eşit şartlarda seçime girmeliydi. Halk doğru bilgilendirilmeli, milli irade sandığa sağlıklı yansımalıydı. Adalet de bunu gerektirirdi. Fakat ne hikmetse TV’ler hükümeti kuramayan partilere çalıştı.

Hak denilince akan sular dururdu. Adalet mülkün temeliydi. Yerleri ve gökleri dolduracak büyüklükteki bu haksızlığa Saadet Partisi Ordu Milletvekili Adayı Muammer Bilgiç şöyle isyan etti: “5 adam ve 4 parti ekranları parsellemiş, yedi yirmi dört her evdeler. Yerel basında da hemen hemen aynı atmosfer! Meclis dışındaki diğer 15 partiden daha fazla oy alan Saadet Partisi itina ile görmezlikten geliniyor.”

TV’lerin 4 partiyi öncelemesinin sebebi neydi Birbirleriyle anlaşıp uzlaşamaması mı Halkın vergileriyle ayakta duran TRT’nin görevi 4 partiyi allayıp pullayarak halka şirin göstermek midir Diğer TV’lere örnek olması gereken devlet TV’leri bu adaletsizliği nasıl yapar Bunun hesabını soracak bir mercii yok mudur

TV’LER HAKSIZLIĞI ÖRTME ARACI MI

Bu haksız uygulamalar pek çok yanlışın örtülmesine sebep oldu. Cumhurbaşkanı’nın tarafgir tutumu ciddi bir şekilde konuşulamadı.

AKP’nin terörü azdıran İkiz Yasaları, ABD ve Batı ülkeleriyle istihbarat paylaşımı, ülkeyi ABD üsleriyle donatması, çözüm sürecindeki yanlış uygulamalar gibi pek çok konu tartışılamadı.

İşin sırrı, AKP’nin Saadet Partisi’yle seçim işbirliği görüşmelerinde söylediği şu sözlerde gizliydi: “Siz Meclis’e girerseniz, hakkı söylersiniz; halk da sizin etrafınızda toplanır. Bu bizim işimize gelmez.”

AKP’yi kuran dörtlünün her biri şimdi farklı telden çalıyor: Başbakan eski Yardımcısı Abdüllâtif Şener, “AKP döneminde Cumhuriyet döneminin en büyük yolsuzluğu yapılıyor” diyerek istifa etti.

Başbakan eski Yardımcısı Bülent Arınç, “AKP toplama bir menfaat partisi oldu. Feda edemeyeceği değer yok. Yezid görse, bunları kıskanırdı” diyor.

Pek orta yerde dolaşmayan ve hanımefendi tavrıyla tanınan Hayrunnisa Gül, “Bunların bize yaptıklarını 28 Şubatçılar yapmadı” derken; Abdullah Gül Financial Times’e yaptığı açıklamada AKP’ye tepki adına “İyi ki BDP var” (28. 10. 2015) sözünü etti. Bu söze katılmak mümkün değil; fakat başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişi tarafından söylenmesi ibret verici!

Kısaca, tek yanlı yayınlar pek çok gerçeğin örtülmesine sebep oldu.

SAADET PARTİSİ SUSMADI

Saadet Partisi bütün imkânsızlıklarına rağmen susmadı. Rakiplerinin orantısız ve adil olmayan güç kullanımı karşısında tırnaklarıyla kuyu kazarcasına mücadele etti.  Yılmadı, vazgeçmedi, hak bildiği doğruları anlatmaya devam etti.

Onlar, TV’ler aracılığıyla bir anda her eve ulaşırken, Saadet Partililer kan terlemek pahasına tek tek seçmene ulaşmaya çalıştılar.

Genel Başkan Mustafa Kamalak, “Karşıma mezar taşımı çıkarsalar bile davamdan vazgeçmeyeceğim” diyerek şu dörtlüğü okuyordu: “Bu yol bahadırlar, ermişler yolu, / Kendini davaya vermişler yolu, / Şeyh Mevlâna, Koca Yunus, Köroğlu, / Susarsam hakkını helâl etmesin!”

Saadetliler sözünü tuttu. Ellerinden geldiğince halkı uyardı. İbrahim’in (as) ateşine su taşıyan karınca misali çalıştı. 4 parti ihtirasla ayrıştırıcı üslubu benimsemişken, Saadet Partililer sevgi ve kardeşliği egemen kılmaya çalıştı. Muammer Bilgiç, 2 ay boyunca bıkmadan şu sözü ezberletti seçmenine: “Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey!”

Allah insanı gücü yettiğiyle yükümlü tutuyor. Gördüğüm şu ki, Saadet Partililer takatlerinin yettiği kadar çalıştılar.

Sonuç mu Erbakan Hocamız bize şunu öğretti: “Beklemesini bilenler için her şey zamanında olur. Sen görevini yap; gerisini karışma!”

Hal ehli insanlar bilir ki, “Galip sayılır bu yolda mağlup.” Daima hakkı üstün tutanlara selam olsun!

TAZİYE: “Her canlı ölümün acısını tadacaktır; sonra da Allah’a döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 57) Milli Gazetemizin Genel Müdürü Ömer Yüksel Özek Bey’in muhtereme eşi sâliha-yı nisvândan Hatice Münire Hanımefendi Hakk’a yürüdü. Ömer Yüksel kardeşim ve yakınlarına taziyelerimi sunuyor, Allah’ın onları cennette buluşturmasını diliyorum.