"Şeytanın hatvelerine, şeytanın adımlarına tâbi olmayınız."
"ŞEYTAN" özel bir yılandır. Sinsi bir avlama metodu olmalıdır. Canlılar genellikle avlarını ağızları ile avlarlar. Oysa yılan avıyla önce yüz yüze gelir, av onu yüz ile karşılayıp uğraşırken o birden kuyruğu ile zehrini akıtarak avını öldürür. Şeytan bu isimle adlandırılmıştır. Yüzüne karşı seni gereksiz şeylerle meşgul eder, arkadan seni zehirler. Belki de o yılan bazı hayvanlara farklı yüzle görünür. Avlanacaklar onun düşmanlığını bilemezler. Çünkü yüz ile saldırmamakta ve sevimli görülmektedir. Şeytan günlük olayları yararlı gösterir, kandırır, acısı sonra ortaya çıkar. İçki, sigara, zina, kumar benzeri fiiller önce hoş görünür ama sonunda zehir olur.
Sonu kötü olan hatalar şeytanın hatalarıdır. Borç alarak israf etmek de böyledir. Banka kartları sebebiyle nice insanlar intihar etmektedir. Helal ve tayyib yani temiz olanları kullanmamak sonunda insanı helâke götürür.
*
"O (şeytan) sizin için mübin aduvdur, açık düşmandır." (Kur an; Bakara, 2/168)
"UDVE" yaka demektir, vadinin yakası demektir. Savaşta karşı cephe demektir.
İnsanlar önce cephelere ayrılır, sonra birbirlerine saldırırlar. Bununla beraber adavet her zaman savaşı gerektirmez. Karşı tarafı yenmek için oluşturulmuş taraflar aduvdur. Futbol takımları birbirinin aduvvudur.
Allah şeytanı bize aduv yapmıştır. Bizim karşı cephemize yerleştirmiş, bizim onunla maç yapmamızı emretmiştir. Maçı kazanırsak cennete, kaybedersek cehenneme gideceğiz.
"O (şeytan) sizin aduvvunuzdur" derken, oyun oynayacağınız karşı takımdır demektir.
İnsanlar arasında da karşı cephede yer alanlar olacak, şeytanın takımına geçecekler bulunacaktır. Ama burada hitap bütün insanlara olduğuna göre, isterlerse şeytanın takımına kimse katılmaz. Maçın kurallarını değiştirebiliriz.
1- Maçta kadro sınırlaması yoktur. Her gelen oyuna katılabilir. Hattâ maçta oynayanlar dışında seyirci bile bırakılmayabilir.
2- Oyuncu maçta istediği tarafta yer alır. Oyuncu kendi takımında oynayabildiği gibi karşı takıma da katılabilir. Maç oynayanlar ne kadar oyuncu bulurlarsa o kadar oyuncu ile oynarlar.
3- Maç sona ermiyor. Maçın öyle kuralları vardır ki, orada oynayanlar kaybetmekte veya kazanmaktadır. Maç belki hiç bitmiyor. Katılırsın ve karşı cepheye top atarsın. Kalelerden birine attın mı sen gol kazanırsın. Sen belli zaman içinde oynamayabilirsin. O zaman içinde attığın gol kadar kazançlı olursun.
4- Şeytanın takımında kazananlar cehenneme, peygamberlerin takımında gol atanlar cennete giderler. Kişiler böyle katıldığı takıma göre mükafat gördükleri gibi, bir de peygamberler takımında oynayanlar da farkına varmadan şeytan takımının oyununa düşebilirler.
*
"Hutuvât/adımlar" kelimesi burada kurallı çoğul kullanılmıştır. Çünkü şeytan tuzağını bir düzende kurar ve adım adım sizi ateşe götürür.
İki komşu vardır. Birincisinin parası, ikincisinin toprağı, mülkü, fabrikası var ama nakdi yoktur. Zengin komşu parayı ne yapsın Yer, içer, bitirir, aç kalır. Komşusunun toprağında gözü var. Komşusuna borç vererek onu zevk ve eğlenceye, lükse ve israfa alıştırır. Baştan borç verir ve çok kolaylık gösterir. Borç gittikçe artar. Sonunda alacağını talep eder. Komşu tarlasını ona satmak zorunda kalır. Bu merhalede borç da vermez. Komşusu çalışıp yaşayacak toprağı da kalmadığı için oradan ayrılıp gitmek zorunda kalır. Sürünerek ölür.
Osmanlılara işte böyle yaptılar ve batırdılar.
Osmanlılar güya İslâm devleti idi, güya faizli işler yapmıyordu.
Faizle borç aldılar ve saraylar yaptılar, israflı hayat sürdüler ve sonunda helâk oldular.
Osmanlı niçin yıkıldı diyen varsa, gerçekten aklına şaşarım.
Allah ın haram ettiği faizli borçlarla devleti yaşatmak istediler.
Batılılar önce borç veriyor, sonra savaştırıyordu. Böylece savaşan imparatorlukları bu şekilde yıktılar.
Şimdi de 1950 den beri hükümetlerin yaptığı bundan başka bir şey değildir.
AKP de aynı yolu izliyor.
İşte şeytanın hutuvatı, şeytanın adımları bunlardır.
Yapılacak iş bundan kurtulmaktır. Eskiden borç almak zorunda idik, çünkü tesislerimiz yoktu. Eskiden borç almak zorunda idik, çünkü kâğıt para bilinmiyordu. Şimdi ne var İş yerlerimiz boş duruyor. TL de dolar kadar kıymetli hâle gelmiş. Satın al, dolar borcunu öde. Bankaya gelen 60 milyar doları ne tutuyorsun Buna karşılık on milyar dolar faizi ödüyorsun! Bunu vermekle bankaya on milyar zaten geri gelmiş olur. Ama şeytanın adımlarını takip edecekler ya!..
Dikkat etmeli, her an uyanık ve nöbette olmalı, birbirimizi uyarmalıyız.