İnsanın daraldığı, gönüllerin sıkıştığı, ruhlara karabasanların çöktüğün bir zamanda, yılmadan, yüksünmeden, karamsarlığa düşmeden yoluna devam eden sen, ey sen sana selâm olsun. Yolun çetinliği, çetrefilliği, karmaşıklığı seni hiçbir zaman yıldırmaz, yolundan etmez. Ve sen, ben bu yolun yolcusuyum, bu yolu gütmeliyim, sağıma soluma bakmadan, yönünde, hedefinde bir yolculuktayım bilincindesin. Senin sorumlulukların var: Yaşama bilincin, insan olma ve dert ehli olma bilincin var. Ve bu senin için bir aşk, bir tutku ve hatta bir kaderdir bu yol ve bu yolculuk. Keder ve kader birbirinin yoldaşı. Bilirsin ki, sen yoldayken olabileceklerin neler olduğunu bile bilmiyorsun. Bilmiyorsun ama kendinden emin, güvenilir adımlarla yönündesin. Ritmini bozmadan ve bir coşkuyu içinde taşıyarak gidiyorsun.
Attığın adımların sayısı önemli değildir. Her adım ileriye gidiştir. Gittikçe yol uzar biliyorsun, gittikçe ufuk senden uzaklaşır ve sen gittikçe geride bıraktıkların senin çabanın sonucudur. Ne kadar gitmişsin o çok nemli değildir. Yolda oluşun önemlidir. Dur durak demeden, soluklanarak, zaman zaman düşünerek gidişini sürdürüyorsun.
Yolun zorlukları var. Boralar, fırtınalar, sarsıntılar, yol kesiciler. En çok da zorlayan görünmeyen içinde çöreklenmeye çalışan, tembelliğe iten, kimi zaman umutsuz kılan haller var ve olabilir.
Ve sen ey Müslüman sabahın en canlı anında bir diriliş ile uyanırsın. Uyanışın dirilişindir. Hayata yeniden başlayışındır. Umudunu tazeleyişindir. Günler, geceler uzayan zamanlar geçtikçe çoğalıyorsun eğer yol bilincinde isen. İnsanlığın seni örnek alacağı bir hâl üzereysen yolculuğunun, gidişinin, duruşunun anlamı olur. Anlam senin bilinçli oluşundaki varlığındır.
İçinde ve dışında, yolunda ve dünyanda şeytanların varlığı kaçınılmaz. Böylesi bir dünyada yaşıyorsun. Senin kimseyle kavgan yok, senin kimseye didişmeye, çekişmeye, zamanı boşa geçirmeye, heba etmeye hakkın yok.
Sen senden sorumlusun. Sen seni bilirsen senin varlığın kıymetlidir. Kıymet belirlemen için bir şey yapmana gerek yok. Senin ilkeli duruşun, varlığın, yürüyüşün önemlidir.
Zulümleri, yanlışları, baskıları, olumsuzlukları anıt kişiliğinin varlığı gidermeye yeterlidir. Sanma ki bir şey yapmıyorsun. İlkeli, kararlı durursan çok şey yapmış olursun. Kötülüklere, çirkinliklere, haksızlıklara alet olmazsan görevini yapmış olursun. Sen o içli türkünü, şarkını en içli sesinle dillendirirsen yol şenlenir. İnsanlar gibi diğer canlılar da nasiplenir.
Zulmün, kötülüklerin, dedikoduların aleti olma. İşine bak, yolunu yürü. Güzellikler sun, hayırlar işle. Hac ibadetindeki heybetli ve herveleli yürüyüşünün bir anlamı var. Tıpkı onun gibi. Hedefin ve amacın yürümek olsun.
İyiliklere örneksin, güzelliklere aynasın, merhametin inceliğindesin. Neyin doğru veya yanlış olduğunu biliyorsun görüyorsun. Yürüdüğün yol istikametin ve sahihliğin olsun.
Zulme alet olma, onların karmaşıklığına, karışıklığına kapılma. Gücün yetiyorsa düzeltebiliyorsan düzelt, yanlışları doğruların, iyiliklerin ve güzelliklerin ile göster.
Zamanı dedikodularla, boş laflarlar, eylemsizliklerle geçirme. Zaman kıymetlidir. Geçeni geri getiremezsin. Önünde var olanın kıymetini bil ona göre davran.
Görüntüler, kimi coşkular seni yanıltmasın. Hakikat üzere olan yolculukta arkadaşlarını, dostluk kurabileceklerini iyi seç.
Zaman slogan zamanı, boş laf etme zamanı değil, çok iş yapmadan iş yapılıyor gibi reklâm denen yanılsatıcı, yanlışa sürükleyici büyücülüklere kapılma. Bunlar senin yolunun tarzı değildir.
Hak üzere ol, adil, merhametle, müşfik sevgi dolu ol. Kimseye nefret gözüyle bakma. Yanlışta olanlara üzül, duada bulun, mazlumlara, çaresizlere elini uzat, tut yoluna dahil etmeye bak. Sen, sen ol, başkası olma. Sen gönül ehlisin gönlünün sesine kulak ver, o seni sana götürür.