Günümüzde farklı sebeplerden dolayı birçok kavramın içi boşaltıldı.
Her kavram için farklı sebep ortaya konabilir ama bizim üzerinde duracağımız konunun merkezi “siyasetin yıllar sonra getirdiği nokta” olacak.
Kimileri “alakasız” olarak görecektir ama gelişmeleri geniş bir perspektiften ele alınca konunun asıl muhatabının siyaset olduğunu rahatlıkla idrak edebilirler.
Başlıktan da anlaşılabileceği gibi esas meramımız “cemaatlerimizin durumu” ama farklı bir giriş yapmış olsak da konuyu toparlamaya çalışalım.
Özellikle sosyal medyayı takip edenlerin rahatlıkla görebileceği, cemaatlerimizdeki iç çatışmaların seviyesi maalesef yerlerde.
Yaşananlar ve ortaya çıkan manzara, söz konusu cemaatlere herhangi bir taassubumuz olmasa dahi taşıdığımız hassasiyetler dolayısıyla bizlerde de ciddi rahatsızlıklara sebep oluyor.
“Peki, cemaatlerimizin içine düştüğü bu çıkmazla siyasetin ne alakası var?” diyecek olursanız, onu da açıklayalım.
Uzun yıllar ülkemizde sıkıntılı dönemlerden geçen dindar kesim, AK Parti iktidarı sonrası kimisi adım adım kimisi ise koşar adım dünyalık açısından epeyce yük biriktirdi.
Tabii bu, sınavın bir ayağıydı.
Ve siyaset ile ne kadar yakın olunursa “yük de o kadar pahada ağır basmaya başlıyordu!”
Nefisler için cezbedici bir durum söz konusuydu.
Öyle ki, cemaatlerimiz asli görevlerinden uzaklaşıp “holdinglerin dertleriyle” hemhâl olmaya başladılar.
Yani artık birinci görev “ekonomik kaygılar”, ikinci görev “siyaset ile ilişkilerin zarar görmeden sürdürülmesi” ve “zaman kalırsa da tebliğ görevini ifa etmek” olarak sıralanmıştı.
Seçimlerden 1 ay önce başlayan çalışmalar ile cemaat iktidara kanalize ediliyor, hatta bir kaçak olmasın diye de son akşam telefonlara mesajlar geçiliyordu.
Artık ortada kaybedilecek bir iktidardan çok “holdingin geleceği” de söz konusuydu zira.
Bu tablodan siyasi akıl da ziyadesiyle memnundu.
Ve nihayetinde her canlı gibi cemaatlerimizin “derleyicisi ve toparlayıcısı” olan büyükler ahirete irtihal edince orta yerde devasa dünyalık da kalıverdi.
Böylece kardeş kavgalarının da fitili ateşlendi.
Ancak kavga sadece ekonomik zeminde yapılmıyordu artık.
Siz o ocaklarda bunları mı öğrendiniz?..
Kardeş kavgası, taht kavgası, mürit kavgası…
Aynı anadan babadan olma ve aynı şeyhten ders alıp yetişmiş insanları tutun da aynı cemaat içinde omuz omuza hizmet vermiş hocalar dahi birbirine kılıç çeker oldular.
Hem de kavgalarını “İslami değerler” zeminine çekerek “ekonomik endişeleri giderme kaygısına” düştüler.
Yani Allah muhafaza, “dini değerleri” dünyalık endişesine alet etmeye kadar vardırdılar.
Yani “cübbeli” cübbeliye karşıydı artık ve kafalar ziyadesiyle karışıktı.
Peki bu kavgayı tüm detaylarıyla ve çirkinlikleriyle izleyen ve dini hassasiyeti zayıf olan gençlerimiz ve insanlarımız nasıl bir tutum içine giriyor dersiniz?
Ve en önemlisi… Bu insanların dinden uzaklaşmasında hatta Allah muhafaza dinden çıkmasına sebep olan insanların durumu ne olacak?
Dışarıdaki sıradan bir insanın dahi kullanmadığı cümleleri, reddiyeleri, kendi öz kardeşine, yetiştiği cemaate ve hocalarına karşı bu kadar pervasız kullanmanın altında hangi gerekçe yatıyor olabilir.
Sizin aklınıza gelen başka bir sebep var mı?
Maalesef olay gelip akçeli işlerde kilitleniyor.
Ve birbirlerini alt etmek için de reddiye üstüne reddiye yayınlıyorlar.
Dini değerlere hizmet etmeleri gerekirken, din dışı yapıların ekmeğine yağ sürüyorlar
Asli görevleri insanların dini hassasiyetlerine katkı sağlamak olan cemaatlerimizin, gelinen noktada “dini hassasiyetlere zarar verir” bir hale gelmesi, ibretlik ve endişe veren bir durum.
Yani daha açık ifade etmek gerekirse tavır ve davranışlarıyla dini değerlere pamuk ipiyle bağlı insanları ve gençleri dinden uzaklaştırıyorlar.
Deizm, ateizm gibi sapkınlıklara odun taşır hale geldiler.
Cemaat içi meseleler için miting düzenlenir hale gelinmesi sonrası buradan nasıl dönülecek, doğrusu bizler de umutsuzuz.
Öyleyse biz de diyoruz ki; ey cemaatler, imama uyun!
En azından gölgesinde yetiştiğiniz şeyhlerin izinden gidin.
Yoksa vebalini ödeyemeyeceğiniz işlerin altında hem bu dünyada hem de ahirette ezilirsiniz.