Evsiz barksız!

Abone Ol

Başlığa bakarsanız bir fukaradan, evsiz kalmış sokakta yatan birinden söz ettiğimi sanırsınız.

Hemen açalım. Türkiye’nin ilk kulübü yani 1903 doğumlu Beşiktaş, bu sezonu evsiz barksız geçirmektedir. Stadı, dolasıyla da sahası yoktur. Bir süre İstanbul’un göbeğindeki Kasımpaşa Stadı’ndan yararlanır gibi olmuş, ancak rakibiyle oynadığı maçtan rezalet çıkınca oradan da olmuştu. Fenerbahçe ve Galatasaray’a kağıt açmış ama beklenir biçimde bu iş de olmamıştı. Sonrasında İstanbul’un gibi görünen ama bence şehir dışı Olimpiyat Stadı’na yapıştı. İşte bu koşullarda Beşiktaş takımı onca sakatı ve bu stat eziyeti ile ligde zirvede kovalamaca peşinde. Vallahi Bravo! 

Maça mı ne zaman geleceğim. Az bekleyin. Asıl buraları önemli... Peki, Beşiktaş hangi doğruyu yapmalıydı ki, bu taşınmaz eziyeti çekmemeliydi Birincisi, Fenerbahçe gibi kimseye sormadan, kimseden izin almadan eski açığa dokunmaksınız İnönü’de icraata başlamalıydı. Yani sırayla iki üstü kapalı mekanı yenileyerek ve de maçlarını kalanlarla oynayarak. İkincisi Galatasaray gibi kendisine gösterilecek bir başka bölgede stadı bitinceye kadar eldeki İnönü’de oynayarak... Bu ikinciye Beşiktaşlılar, tarihimizden kopamayız diyerek itiraz ederlerdi. Tamam. O zaman ilkini neden düşünmediniz Ben şimdiden söyleyeyim, şu anda yenilenme süreci içinde olan İnönü en iyi ihtimalle önümüzdeki sezonun ikinci yarısına yetişir. O da süreçte başka engeller çıkmazsa...

Evet, evi olmayan takım ne oynar Önce saha yabancılığı çeker. Sonra seyirci atmosferini yaşayamaz. Görüş zenginliğinden yoksun kalır. 

İşte biz günümüz Beşiktaş’ını yazarken bu koşulları dikkate almalıyız diyorum. Tabii ki Biliç’in Atiba oyunlarını da... Necip’in sakatlanıp çıkmasından sonra Atiba yine sağ arkaya geçti. Sonra ne mi oldu Kayserispor, Nobre’yi de oyuna alarak, rakibinin orta alandaki karşılama eksikliğinden duvarı iyi kullandı ve o ana kadar kalesine yaklaşamadığı Beşiktaş’ı sıkıntılara soktu, pozisyonlar buldu.  Hatta gol de attı. Çünkü Oğuzhan, zaten idman eksikliği de vardı, önde kaldı. Jones’dan fazlasını beklemek de hayal olduğundan Veli’nin canı çıktı. Bu arada Motta’nın aktif oyunu, İsmail’i koruması altına alışı da dikkat çekti. Atiba ise sık sık içeri kayarak en yüksek dozda yardım yetiştirdi. Kayserispor maça oyunu sıkıştırarak başladı. Düşünce doğruydu ancak Veli-Atiba duvarı başka işlere izin vermiyordu. Ne zaman ki Atiba sağ arkaya geçti, Nobre de oyuna girince dengeler sağlandı. Bu arada Oğuzhan’ın attığı gole bir şey demeyelim, çünkü maçı kopardı ama attırmadıklarına ne diyeceğiz. En az beş defa rakip savunmayı bir hatta iki adam fazla yakalayan Beşiktaş’ta Oğuzhan yanlış pas tercihleriyle Kayserispor’a son dakikaya kadar umut veren isim oldu.

Sonuçta Beşiktaş kazandı. Yine sakat verdi. Yine Olimpiyat’a kapandı. Ama bu defa Fenerbahçe olacak rakip... Of ki of değil mi, Sevgili Beşiktaşlılar