Evrensel ibadetimiz olan Hac (3)

Abone Ol

Batının en saygın üniversitelerinden mezun, üç dil bilen çocuk mafyası, çocukları fuhuş ticaretinde kullanırken, çocuk doğurmayan batının saygın ailelerine kaçırılmış çocukları pazarlayan, ihtiyarlıktan korkan batılı zenginleri gençleştirmek için ana rahmindeki çocukları çalıp götüren ve "Tek dişi kalmış canavar"lara gençlik aşısı yapan çağdaş vahşilere meydan okurcasına, bir çocuğun susuzluğunu gidermek için koşuşturan Hacer annemize iman edenler hacda çocuk sorununa da eğilirler.

Safa ile Merve arasında susuz çocuğu İsmail i kurtarmak için çırpınan Hacer anamız gibi yedi defa sa y ederken, dünyadaki bütün çaresiz çocukları İsmail gibi görürler ve ülkelerine döndüklerinde onların yardımına koşarlar.

Bu inceliği bildiği içindir ki, beslemek istemediği çocuğunu kadınlarımız cami önlerine bırakıyorlar.

Sinema önüne, tiyatro önüne, kahve veya meyhane önüne bırakmıyorlar.

Onlar da biliyor ki, bu ülkede merhamet kırıntısı olan birkaç kişi kalmışsa onlar da camidekilerdirler.

Bizi, doğudan veya batıdan, kuzeyden veya güneyden kendine çağıranlar varken biz, kula kul olmamaya karar verdik ve senin davetine kulak vererek buraya geldik anlamında  "Lebbeyk Allahümme lebbeyk, Allahım, ben senin davetine icabet ettim" derler ve toplantının programını Allah ve Rasülü nün düzenlediği beş milyonluk bir merasimi başlatırlar.

Her dil, ırk ve renkten insanlar, Kâbe nin etrafında âşıkane dönerken, ALLAHÜ EKBER-EN BÜYÜK ALLAH DIR diyerek, "Dediğim dedik, çaldığı düdük" diyen ve dünyanın altı milyar insanını yok sayanlara "Gururlanma, senden büyük Allah var" mesajını gönderirler.

Bütün diller, tek dilde birleşirler ve hepsi birden: LEBBEYK ALLAHÜMME, LEBBEYK. LEBBEYK LA ŞERİKE LEKE LEBBEYK İNNE-L-HAMDE VE-N-Nİ METE LEKE VE-L-MÜLK LA ŞERİKE LEKE.

"Ya Rab! Davetine icabet ettim. Her emrini yerine getirmek için huzuruna geldim. Senin saltanatında eşin ve ortağın yoktur. Hamd Sana dır. Nimet senindir, mülkte Senin dir. Bütün bunlarda eşin ve ortağın yoktur" derler ve Allaha kul olduklarını, kula kul olmayacaklarını toplu halde dile getirirler.

Zihıccenin dokuzuncu günü, yani arefe günü Arafat a çıkarlar ve güneş batımına kadar Arafat ta kalırlar, dua ederler.

Vakfe yaparlarken,  yalnız Rabbinin huzurunda vakfe yapılacağını, bütün insanların, "Tarağın dişleri gibi eşit olduğunu" ve Rabbin dışında hiçbir yaratık huzurunda vakfe yapılmayacağını tatbiki olarak dünyaya gösterirler.

Arafatta öğle namazını ve ikindi namazını Nemira mescidinde kılarlar. İmam, peygamber efendimizin Veda haccında yaptığı gibi sosyal, siyasal, hukuki, çevresel, can güvenliği, mal güvenliği, namus güvenliği, kadın ve erkek haklarıyla ilgili  bir konuşma yapar.

Bütün insanların Hz. Adem ile Hz. Havva dan kardeş olduğunu,

Herkesin Adem den, Adem in de topraktan yaratıldığını,

Arabın Arap olmayana, Arap olmayanların araba üstün olmadığını,

Üstünlüğün takvada yani Allah ın koyduğu kurallara uymada olduğunu,

Mü minlerin iman kardeşi olduğunu, ona haksızlık yapmaması gerektiğini, düşmanına teslim etmemesi, düşman karşısında yardımsız bırakmaması gerektiğini anlatır.

Herkes kendi devlet başkanının terörist devletlere karşı sessiz kalsa bile Müslüman halkların sessiz kalamayacaklarını Tekbirleri ile Lebbeykleri ile slogan atar gibi dillendirirler.